OTOMATİK KATILIM SİSTEMİ

Bireysel Emeklilik Sistemi zorunlu hale getiriliyor. Hazırlanan ‘’Otomatik Katılım Sistemi ‘’ile 45 yaş altı 13 milyon çalışanın her ay aylığından en az 100 lira kesilecek ve bu para bir bankada kendi hesabına yatırılacak.

Herkes sistemde 6 ay süre ile zorunlu kalacak ve isteyen 6 ay sonra parasını alıp sistemden çıkabilecek. Yani çalışanlar en az 6 ay zorunlu (cebri ) olarak tasarruf edecekler.

 

 

Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek, Çalışanların bu yolla ikinci bir emeklilik geliri elde etme imkanı sunduklarını söylüyor.

Ekonomide cebri tasarruf, Devletin iktisadi karar birimlerine vergi gibi çeşitli kesintilerle istekleri dışında yaptırdığı tasarruflara denilir. Bu anlamda Otomatik katılım sistemi, çalışanların zorunlu olarak bankalara kaynak yaratmaları demektir.    45 yaş altında kalan 13 milyon çalışanın, bankalarda her ay 1 milyar 300 milyon lirası zorunlu olarak bekleyecek. 6 ay zorunlu bekleme zorunlu olduğuna göre, ilk uygulamada 7.8 milyar lira bankalara bir finansman imkanı sağlanacaktır. 6 ay sonra çalışanların bir kısmı sistemden ayrılacaktır. Bakana göre sistemde kalacak olanlardan 10 yılda 100 milyar tasarruf bekleniyor.

Aslında, Hükümetin bu sistemi getirmesinin bir nedeni zora giren bankaları kurtarmaktır.   Sistem bankalar için yeni bir kaynak oluşturacaktır. Bankaların kredi mevduat oranı yüzde 123 oldu. Öz varlıkları azaldı. Bankalar Birliği Batık kredi oranının yüzde 6’ya ulaştığını açıkladı. Bu şartlarda sistem nedeniyle bankalar yatırılan zorunlu kesintiler, bankaların yeni kredi verme imkanını yaratacaktır. 

 

Çalışanlara gelince… Çalışanların tasarruf etmesi için gelirinin yeterli olması gerekir. Türk-iş bir kişinin aylık yaşam maliyetinin 1410 lira olduğunu hesap ediyor. Bu şartlarda bırakın bir aileyi, 1300 lira alan tek bir asgari ücretli yaşamını devam ettirmek için maaşından kesilen 100 lira yerine bankalardan borç almak zorunda kalacak veya kredi kartıyla hayatını idame ettirmek zorunda olacaktır.

Kaldı ki mevduat faizi enflasyonun altında kaldığı için, mevduat sahibi eksi faiz alıyor. Söz gelimi TÜİK verilerine göre Nisandan nisana yıllık brüt mevduat faizi, 2014 ‘te yüzde eksi 3.55, 2015 te yüzde eksi 2.55 ve 2016 da ise yüzde eksi 1.56 oldu. Faiz üzerinden alınan ve Yüzde 10 yüzde 15 arasındaki gelir vergisi stopajını da düşersek, tasarruf sahibinin aldığı eksi reel faiz artmış olur.

Tasarrufların bankalarda eksi faizden dolayı erimesini önlemek için, devletin her ay en az yüzde 5 katkı payı vermesi gerekir. Bu şartlarda vergi verenler ‘’benim vergilerimi neden bankalara ve çalışanlara aktarıyorsun ‘’ diye tepki gösterecektir.

Ayrıca Mevcut yasal düzenlemede, çalışanın borcu varsa icra yoluyla maaşından dörtte bir oranında kesiliyor. Bu durumda bankadaki tasarrufuna el konulabilir. Banka ve kerdi kartları takibinde bankalar da çalışanın tasarrufuna el koyabilir.

Nihayet Hükümetin çalışanların maaşında cebri tasarruf yoluna gitmesinin ikinci nedeni, özel tasarrufların düşmesidir. O kadar ki 2000’li yılların başında yüzde 25 olan özel tasarruf oranı, şimdilerde yüzde 13 seviyesindedir.

Ne var ki, cebri tasarruf yetmiyor, önemli olan tasarrufları yatırımlara yönlendirmektir. Bunun içinde yatırım ortamı olması gerekir. Siyasi iktidarın yatırım ortamı oluşturmak derdi yok gibi duruyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir