Otokrasi Yolunda Dört Adım

Tarihte  ve günümüzde otokrasi hedefi olan seçilmişler , her türlü devlet imkanlarını  popülist amaçlı kullanarak, toplumun inançlarını istismar ederek , halkın idrakini kilitlemiş ve aynı yolla  biat kültürünü geliştirmişlerdir. Demokrasi bilinci olan gelişmiş ülkeler , bu tuzaktan kurtulmuş , gelişmekte olan ve demokrasi kültürü olmayan toplumlar otokrasiye teslim olmuştur. 

Zamanımızda  Otokrasiye gidiş yolları hemen hemen bütün ülkelerde aynı veya benzer şekilde gerçekleşmiştir.  Son  20 yılda Demokratik toplumların, kusurlu demokrasiye geçmeleri(Türkiye Kusurlu Demokrasiyi 1980 darbesi getirdi ) ve oradan otokrasiye geçmeleri genel olarak dört aşamalı bir süreçten geçmiştir.

1. İlk sırada denetimi ve şeffaflığı kaldırmak gelir.

Seçimle gelen liderlerin aklında otokrasiye gitmek varsa, çoğunluk oylarını kullanarak, önce keyfi uygulama yapmalarına engel olan, güçler ayrılığını ve parlamento denetimini kaldırmak isterler.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Temsilcisi Dunja Mijatovic, Eylül 2019 da üye ülkeler içinde, Macaristan, Polonya, Romanya ve Türkiye’de yargı bağımsızlığının aşındığını ve hakim bağımsızlığının tehdit altında olduğunu açıklamıştı.

Macaristan’da Viktor Mihaly Orban, güçler birliği istediğini Yargı bağımsızlığı istemediğini söylüyor. AB tepkileri uygulamaya geçmiyor, lafta kalıyor.

Polonya’da Adalet ve Hukuk Partisi lideri Jaroslaw Kaczynski de yargı bağımsızlığını kendi anlayışı içinde görüyor. Yargı bağımsızlığı diyerek mevcut mahkeme sistemini  değiştirdi  ve yeni hâkimler atadı. Sistemde etkisiz olduğu alanlarda  yargıyı felç edecek önlemler aldı.

Sirbistan’da Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic “acil yasama önlemleri” ile muhalefetin yasa tekliflerini sınırladı, yasama sürecini sakatladı.

Türkiye de Başkanlık sistemi ile demokrasinin hangi noktaya geldiğini  en son açıklayan MHP genel başkanı Bahçeli oldu ; Halkın kabul ettiği Anayasaya aykırı olarak ‘’AYM kaldırılsın ‘’dedi.

2. İkinci Sırada Medyayı kontrol etmek gelir.

Otokrasiye geçmek isteyen Hükümetler medya ve iletişim gücü üstünde tekel oluşturmak isterler. Medyaya yönelik saldırı ve tehditler, hürriyeti kısıtlayıcı uygulamalar yapılır. Sosyal medya hükümetler tarafından siber saldırılara maruz bırakılır veya kapatılır.

Parti lideri Jaroslaw Kaczynski, Polonya’da Medyayı baskı altında tutarak milli çıkarlar adı altında parti çıkarlarına zarar verecek yayınları yasakladı. Kamu televizyonu ve radyosu politize etti.

Filipinlerde hükümet Web sitelerini sansürlemektedir.

2019 başında, Sırbistan’da binlerce kişi, gazetecilere ve muhaliflere saldırıların sonlandırılması ve Medya özgürlüğü için, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ve Sırp İlerleme Partisi (SNS) aleyhine gösteri düzenledi.

Türkiye de Medya sorununu hep birlikte yaşıyoruz.

3. Üçüncü aşamada, sivil toplum örgütleri /STK ) etkisiz hale getiriliyor.

Sivil toplum örgütlerine hükümetler veya bütçeden yapılan destekler kaldırılıyor. Dış destek almaları yasaklanıyor. STK ve halka toplantı ve gösteri izni verilmiyor.

Hindistan ve Macaristan’da STK’lara dış destekler yasaklandı. Tanzanya Cumhurbaşkanı John Magufuli haziran 2016 göreve başladıktan sonra, bir sonraki seçime kadar tüm siyasi toplantıları ve halka açık gösterileri yasakladı.

Türkiye’de iktidarın kendine yakın vakıflara sağladığı destekler her gün basında yer alıyor.

4. Dördüncü aşama otokratların  iktidarda tutunma aşamasıdır. Bu aşamada Din veya milli duygularla popülizm yapılır.  

Despot yönetimler iktidarda kalabilmek için kurumsal devlet yerine partizan ve güdümlü bir devlet düzeni isterler. Dış tehlike icat eder veya varmış gibi sürekli toplumu tehdit altında tutarlar. Kutuplaşmayı tırmandırır, kamu imkanlarını partizanlara dağıtarak, kendi tabanlarını tutmak isterler.

Seçim bölgelerini değiştirerek ve  yeni sistemler getirerek, seçimlerde  manipülasyon imkanı yaratırlar. Kamu kurumlarını ve devlet imkanları kendi siyasi partilerinin malıymış gibi seçim için kullanırlar.

Nihayet , Dini duygularının sömürülmesini ve din adamlarının kontrolünü iktidarda tutunmak için zorunlu bir yol olarak kullanırlar. 

Otokrasi tuzağından kurtulmanın tek yolu halkın siyasi bilincinin artması ve demokrasi talep etmeleridir. Bu da ancak Laik düzende mümkün olur.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir