ORTADOĞULULAŞMA

Önceki gün Avrupa parlamentosunda ‘’Türkiye’de Demokratik kurumların işleyişi ‘’ nin acil gündeme alınması önerisi görüşüldü.

94 parlamenter lehte, 68 parlamenter aleyhte oy kullandı.19 parlamenter çekimser kaldı. Üçte iki sağlanamadığı için teklif reddedilmiş sayıldı.

 

AB’ her vesileyle, demokrasi ve insan haklarını, her alanda daha önde tuttuğunu açıklıyor. Hükümette OHAL içinde gözaltı süresinin 30 gün olması, AB’ nin tepkisine neden oluyordu. Bu süre kararname ile 7 güne indirildi. Ayrıca OHAL işlemlerini inceleme komisyonu kurdu.

 

Aslında Referandumdan evet çıkarsa, gelecek başkanlık rejimi ve hele hele referandumun OHAL içinde yapılması, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin de sonu olacaktır. Nerden bakarsak bakalım yeni rejim AB ‘nin insan hakları ve demokrasi anlayışına tamamıyla terstir.

 

 

 

Batılılaşma 1826 ‘da , II Mahmud’un yeniçeri ocağını kaldırması ile başlar. Sancılı dönemler geçirmiş ve 2004 yılında tam rayına girmişti. Osmanlı döneminde, Cumhuriyet döneminde sanki görünmeyen bir el Türkiye’yi batıdan koparmak için mücadele veriyor.

 

Osmanlı döneminde, Abdülhamid’in Meclisi feshetmesi ve Anayasayı askıya almasıyla, 31 yıl batılılaşma sürecine ara verilmiştir. Buna neden Osmanlı’da dağılmayı önlemek için dini birleştirici bir unsur olarak kullanma düşüncesi olabilir… Ne var ki tam tersi oldu ve arkadan vuran ve önce gemiyi terk eden Araplar oldu.

 

Abdülhamid tartışmalı bir hükümdardır. Seveni ve sevemeyeni kutuplaşmıştır.  Ancak olaya komedi derecesinde o kadar tek gözle bakanlar var… Söz gelimi birisi yorum yapıyor… Düyun-u Umumiye’yi övüyor. Abdülhamid için ,  ‘’Düyun-u Umumiye idaresini kurarak iki yüz elli iki milyon tutan devlet borçlarını yüz altı milyona indirdi ‘’ diyor.

 

Gerçekte Dünyada belki de bir ilk olan ve ancak işgal dönemlerinde görülebilen yabancıların bir ülkenin vergi gelirlerine el koymasını, devletin vergi alma hakkını ve egemenliğini yabancıya devretmesini övmek, sağlıklı bir düşüncenin mahsulü olamaz.

 

Osmanlının batıya dönük en önemli yüzü, 1918 yılında tahta çıkan ve Mart 1924’e kadar halife kalan Abdülmecid’dir.  Ressam olan Abdülmecid’in kendisi ve eşleri batıya dönüktü. Vikipedia ‘da bir resim var… 1920 Rukiye Sabiha Sultanın düğünü… Abdülmecid’in eşlerinin tamamının başı açık ve modern kıyafetler giymişler.

 

Biz bu gün şöyle veya böyle kıyafet tartışması yaparak, nerdeyse bir asır geride kalan Osmanlının son padişahı ve son halife Abdülmecid’in de gerisine düşmüşüz.

 

Bu gün AB ile olan sorunun bir ayağı bizde, bir ayağı da Avrupa’dadır. Biz AB üyelik görüşmesi yapıyoruz ve fakat sürekli olarak insan halkları ve demokrasi ve hukukun üstünlüğünde geri adımlar atıyoruz. Avrupa ‘da daha kapsayıcı ve ikna edici değil, tepkili davranıyor.

 

Siyasi iktidar ve Avrupa Birliği el ele vererek halkı Avrupa’dan soğutuyor.

KHÜ, Türkiye Sosyal – Siyasal Eğilimler Araştırmasına göre 2011 yılında AB y’ destekleyenler oranı  yüzde 58 ‘ken , 2016 yılında yüzde 46 ya geriledi  Buna rağmen ayni araştırmaya göre halkın yüzde 50,4’ü kendisini Avrupalı olarak görüyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir