Ortadoğululaşma Yolumuzu Kapatıyor

Türkiye’den 250 bin dolara konut alan ve bu konutu  3 yıl tutan yabancılar Türk vatandaşlığı alıyor. Daha önce bu miktar 1 milyon dolardı.

Yabancıya bir yıl içinde konut satışından gelen döviz   2019 yılı Mart ayında 6 milyar 156 bin dolar iken 2020 Mart ayında 5 milyar 220 milyon dolara geriledi. Yine’de döviz sorununa kısmi bir çözüm oluyor.

2016 yılından sonra Türkiye ‘den Konut alan yabancı kompozisyonu da değişti. Önceleri konut alanların yüzde 60’ı batılı ülkelerdi , şimdi tersine döndü , batılının payı yüzde onun altına düştü.

Söz gelimi  beş altı yıl öncesine kadar en fazla İngilizler ve Almanlar konut alırdı, şimdi eğer 2020 Ocak- Nisan 4 aylık yabancıya konut satışlarına bakarsak , ABD , İngiltere ve Almanya’nın payı yüzde 5.8 ye düşmüş. Buna karşılık Arap ülkeleri , İran ve diğer Ortadoğu ülkelerinin payı yüzde 59.6’ya yükselmiş. (Aşağıdaki tablo)

2016 öncesinde , Ege ve Akdeniz bölgesinde , Almanların ve İngilizlerin yoğunlaştığı bölgeler vardı. Söz gelimi Fethiye bölgesinde 300 kadar İngiliz ailesi yaşardı. Bazıları emekli idi ve bu bölgede yaz kış yaşardı. Bunların önemi Türkiye için lobi oluşturmalarıydı. Söz gelimi 2004 Avrupa parlamentosunun  Türkiye için heyecanla evet demesinin nedenleri arasında bunların da etkisi olmuştu. Yine aynı şekilde bunların varlığı Avrupa’dan daha çok turist  gelmesine de neden oluyordu. Şimdi İngilizler ve Almanlar evlerini satıp çıktılar.  Hatta o zaman bu evleri ucuza kapatıp , onararak satan bir  sektör oluşmuştu.

Avrupalının evini satarak Türkiye den çıkışının üç temel nedeni var ;

  • Fetö terörü ve bu sırada başlayan sıkı yönetim sırasında , Türkiye’nin demokrasi ve hukukun üstünlüğünde geri düşmesi,
  • AB görüşmelerinin kesintiye uğraması , 2018 seçimler sırasında Almanya ve Hollanda ile yaşadığımız sorunlar,
  • Suriye ve Ortadoğu da sorunların artması.

Vatandaşlık ucuza gidiyor diye tartışılabilir. Ancak asıl sorun konut satışında batının tavrıdır. Türkiye’nin batılılaşma 200 yıllık hedefidir. Bu gün batı daha önemli hale gelmiştir. Zira batı demek demokrasi , insan hakları , hukukun üstünlüğü ve ekonomik açıdan da refah demektir. Aslında biz batının bir parçasıyız. 1948 AB konseyinin kurucularındanız .

Dış ticaretimizin yarısını Avrupa birliği ile yapıyoruz ve Avrupa ‘ya karşı dış ticaret fazlası veriyoruz. Söz gelimi 2019 yılındaki dış ticaret tablosu bizim açımızdan yürek sızlatan bir tablodur :

Türkiye’nin 2019 yılındaki dış ticaret açığı   :  (-31.2 Milyar dolar.)

Türkiye’nin Rusya ve Çine karşı verdiği açık : (-34.6 milyar dolar )

Türkiye’nin Avrupa Birliği ‘ne karşı fazlası    : (+13.3 Milyar dolar )   

Özetle ; Türkiye Avrupa’dan kazanıyor , Rusya ve Çine veriyor.

2019 YILI DIŞ TİCARET TABLOSU (RAKAMLAR : MİLYAR DOLAR)

Üstelikte Çin’den  Türkiye teknoloji ithal etmiyor, oyuncak , plastik , der, eşya ve incik boncuk ithal ediyoruz.

Yukarıdaki tablolar , halkın refahının nereden geçtiğini çok net gösteriyor. Avrupa Birliği futbol takımı gibidir. Eğer topa elinizle vurursanız kuralı çiğnemiş olursunuz. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü Avrupa’nın temel kuralıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir