ÖZELLEŞTİRMEDE HÜKÜMET NE YAPMAK İSTİYOR?

2004 özelleştirme takviminde “THY’nin yüzde 15 hissesinin halka arz edilmesi” ile “Milli piyango”, İMKB ve İstanbul altın borsası” dikkat çekiyor.

THY’de yanlış giden bir şeyler var.. AKP iktidarı ile birlikte, sanki bir görünmez el THY’yi engelliyor..  Uçaklar saatlerce rötar yapıyor.. İnsanlar çekin kuyruklarında saatlerce bekliyor.. 20 banko var.. 2 kişi çalışıyor.. Sıra beklemeden  dolayı uçak kaçıranlar var.. İnsanın aklına ‘’  Birileri THY’   ucuza kapatmak için işletmeyi sabote mi ediyor ? ‘’sorusu  geliyor . Gerçekten THY’nın bu halini görenler, hisse senetlerini almak istemezler..  Bu hisseleri birileri kapatabilir. 

Öte yandan,  IMKB ve İstanbul altın borsası için, özelleştirme demek yerine bunları “yeniden yapılandırmak” demek daha doğru olur. Borsaların rekabet şartları içerisinde daha etkin çalışmasını sağlamak, gelişmiş ülke borsalarıyla aynı standarda kavuşturmak için borsaların yeniden yapılandırılması gerekiyor.

Özetle, borsalarda sorun iktisadi etkinliği artırmaktır. Bunun içinde rekabete açılması gerekiyor.

Milli Piyangonun özelleştirilmesi konusunda ise aynen paralı yollar ve köprülerde olduğu gibi, “Denize düşen yılana sarılır” misali hükümetin mecbur kaldığı anlaşılıyor.

2003 yılında düşük kurun da yardımı ile iç borçları çevirebildik.. AKP’nin kaynak hayalleri gerçekleşmedi. Tayip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı iken İstanbul’da binlerce arsa sattı. AKP’de işin aynı şekilde kolay olacağını düşünerek 2/b’leri ve kamu arazilerini satacağını umuyordu. Umduğunu bulamayınca, Milli Piyango, köprü, yol gibi gelir getiren ne varsa özelleştirme kapsamına  aldı.

Gelir getiren yatırımları özelleştirerek iç borçları çevirmek topluma faydasından daha büyük oranda yeni maliyetler getirecektir..

Zira gelir getiren yatırımları satın alacak özel sektör, eğer bu yatırımlar alternatif yatırımlara göre daha fazla gelir getirirse ancak o zaman getirirse satın alır. Bunu sağlamak için özel sektör satın alacağı yatırımın gelirlerini bugünkü değere çevirecektir. Ve bunun için bir “iskonto oranı” kullanacaktır.. Eğer bu iskonto oranı, bugünkü devlet kağıtları faizinden, yani iç borç faizinden, büyükse o zaman bu işletmeleri satın alacaktır.. Aksi halde parasını iç borç kağıtlarına yatıracaktır.

İskonto oranının iç borç faizinden yüksek olması aradaki fark kadar topluma yeni maliyet getirecektir. Bu nedenle gelir getiren yatırımların özelleştirilmesi iktisadi değildir.

Sonuç olarak , özelleştirmede gizli niyet arsa, etkinlik kaybolur.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir