ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORÇLARI YENİ BİR RİSK OLUŞTURUYOR

AKP‘nin iktidar olduğu günden, 2006 eylül ayına kadar geçen 3 yıl 9 ay  içinde, Türkiye’nin dış borç stoku  71 milyar dolar artarak, 198.2 milyar dolara yükseldi.

Özel sektörün dışarıdan borçlanması, uygulanmakta olan  politikaların bir sonucudur..  Özel sektöre verilen kredilerde  YTL faizleri reel olarak yüzde on ile on beş arasında değişti.. Yüzde onun altına inmedi.. Oysa özel sektör yurt dışından aldığı döviz kredilerine yüzde 5 dolayında faiz ödüyor. Ayrıca gerek Merkez Bankası’nın yüksek faiz politikasıyla ve gerekse Hazine’nin dış borçları içeriden borçlanarak ödemesiyle, kur artışı da frenlendiği için dış borç almak özel sektör için daha avantajlı oldu.


ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORÇLARI  (Milyar dolar)

2002                                              2006 (EYLÜL)

TOPLAM ÖZEL

SEKTÖR                              44.6                                       114.1

KISA VADELİ                      14.8                                         40.7

ORTA VE UZUN                 29.8                                         73.4

BANKALAR                        10.9                                         37.3

Kaynak : Hazine müsteşarlığı

 
Dış borç için, ‘’kim aldıysa o öder, bize ne ‘’diyemiyoruz. Çünkü, gerçekte özel sektörün dış borçlarının ekonomik sosyal etkilerinin ucu hepimize  dokunuyor.

 1)Özel sektörün toplam 114.1 milyar dolar olan toplam dış borçları içinde, 40.7 milyar doları bir yıl ve daha kısa vadelidir.. Bu kısa vadeli dış borçlar içinde, bankaların yaklaşık 13 milyar dolar olan dış borçları da bulunmaktadır. Kur artışı olduğunda, özel sektörün ve bankaların dış borçları, YTL cinsinden kur artışı kadar yükselmektedir. Orta ve uzun vadeli dış borçlarda, gerek bankalar ve gerekse diğer özel sektör, artan borç maliyetlerini, talebin elverdiği ölçüde  mal ve hizmetlerine yedirebilir..   Kısa vadede  döviz pozisyon açığı olanlar borçlarını ödemek için  için daha fazla YTL maliyetine katlanıyor…  Zora giriyor…

2001 yılında bankaların zora girmesi bu yüzden oldu. O zaman özel sektörün dış borcu bu kadar yüksek değildi. Şimdi kur artışı olursa, yalnızca bankalar değil, kısa vadeli dış borcu olan özel sektör firmaları sıkıntı yaşayacaktır. Bu nedenle kriz yaşanacak ve herkes krizden ve durgunluktan nasibini alacaktır. İşsizlik daha çok artacaktır.

1)   Hazine kur lobiciliği yapıyor. Çünkü kur artarsa, hazinenin döviz cinsinden ve dövize endeksi olan borçları da büyüyor. Ayrıca, hazine bu borçları için daha düşük faiz veriyor.

Merkez Bankası kur lobiciliği yapıyor. Çünkü, enflasyonu düşük kurla frenliyor. Bu durumu yaşadık. Mayıs ve haziranda kur artışı oldu. Enflasyon oranı da yükseldi.

 2) Kısa vadeli dış borçları artınca, Bankalar ve özel sektör de “Kur Lobisi” oluşturuyor.. MB’nı ve hükümeti baskı altında tutuyor.

 Kurların düşük, YTL‘nin aşırı değer kazanması, dış cari açığa neden oluyor. O kadar ki AKP iktidarında, 2006 yılı sonuna kadar geçen 4 yılda ortaya çıkan toplam cari açık, 83 milyar dolar oldu.

Cari açık sıcak para ve dış borçla karşılanıyor.. Sıcak para ise ekonomide kırılganlığı artırıyor.. Faizlerin yüksek tutulmasını zorunlu kılıyor. Bir istikrar politikası uygulamak imkanı kalmıyor.

3) Türkiye’nin dış borçlarının artması , yani kredilerin daha pahalı olmasına yani faiz oranlarının artmasına yol açıyor..  Dışarıya daha çok faiz ödenmesi kaynak kaybı anlamına geliyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir