ÖNDER SAV KİMDİR?

Bazı olayları derinlemesine inceleme zahmetine katlanmıyoruz. Bu alışkanlığımız aynı zamanda tembelliğimizin de bir göstergesidir.

Son günlerde CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ la ilgili bazı haber ve yorumlardan da aynı sonuç çıkıyor. CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ ı iyi tanımıyoruz.

Ben üç dönemdir CHP Parti Meclisi’ ne seçiliyorum. Milletvekilliği dışında, Parti Meclisi’ nde olmam nedeniyle Önder Sav’ ı daha yakın tanımak imkanım oldu.

Demirel için “Türkiye’ nin falan köyündeki kara taşı da bilir” şeklinde bir söz söyleniyordu. Aslında Türkiye’ yi, CHP örgütünü Önder Sav kadar tanımak imkânı bir başka insan için söz konusu olamaz. Hiç kimse de sabahtan gece yarılarına kadar parti ve örgüt işleriyle bu kadar yakın ilgilenemez. Örgütü bu kadar basiretli yönetemez. Ve bu kadar özverili çalışamaz

Parti hukuku

Hukukçu olmak ayrı… Parti hukukçusu olmak, siyasi hukuku bilmek ise ayrı bir iştir. Türkiye’ de Önder Sav kadar parti hukukuna hakim bir başka hukukçu yoktur.

Bu konuda gerektiği zamanlar Meclis’ te etkili görüşleri ve konuşmaları olmaktadır.

Yaş meselesine gelince… CHP Genel Sekreterliği, hem örgütün başıdır… Hem de partinin ikinci adamıdır… Bu makam dinamiklik ve tecrübe gerektirir. Hele CHP için örgütü iyi tanımak ve hakim olmak kaçınılmaz bir meziyettir… Aksi halde CHP üstüne oynanmakta olan bu kadar oyuna rağmen şimdi olduğu gibi tek parça kalması çok zor olurdu.

Bu anlamda Önder Sav hem herkesten daha dinamik, hem de herkesten daha tecrübelidir.

Genel Başkan, Sayın Baykal’ ın Genel Sekreter’ e destek vermesi, onu çok iyi tanıyor olmasından ileri gelmektedir.

Deniz Baykal gibi Genel Sekreter Önder Sav da hiçbir yanlış çizgisi olmayan bir insandır… Parti içinde ve parti dışında dürüstlük örneğidir.

Reklam ve popülizmi sevmez

CHP’ nin kadroları çok yetkin insanlardan oluşmaktadır. Ne var ki her demokratik partide olduğu gibi CHP’ de de parti içi muhalefet olmuştur. Olacaktır. Bu gibi yaklaşım farklılıkları da partiyi daha ileriye götürmek daha başarılı yapmak anlayışından ileri gelmektedir.

Öte yandan Genel Sekreter reklam ve popülizmi sevmez… Partide iki başlılık imajı oluşmasın diye, Genel Başkan varken öne çıkmaz… Bu yönetimi, kendi deyimi ile “Her yiğidin bir yoğurt yeme usulü” olarak değerlendirmek gerekir.
Dinlenme olayına gelince, bu olayı “gaf” olarak algılamak çok yanlıştır.

Hükümet, “Ben dinlemedim” diyorsa, dinleyene imkan verdiği için suçludur. Bir ülkede yolsuzluk artarsa, kap-kaç artarsa hükümet, “Bana ne… Kapkaçı ve yolsuzluğu falan adam yapmış” diyebilir mi?

Ahlaka aykırı ve yasa dışı bir dinleme için Başbakan, “Falan gazete dinlemiş… Bana ne?” diyebiliyor. Bu şartlarda, herkes istediğini yaparsa, Başbakan’ a ve hükümete neden gerek kalıyor?

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir