MEDYA VE SOSYAL KASTLAŞMA

Dünya Bankası raporu olmazsa, Türkiye’nin gelir dağılımı sorununu, fakirlik sorunu tartışmak imkanımız olmayacak…

Bu raporu da tartışırken,bazıları gelir dağılımında bozulma var mı, yok mu sağlıklı bir şekilde  tespit edemeyiz diyor? Bazıları da  gelir dağılımının neden bozulduğunu irdeliyor? Kimse sonuçlardan, sosyal sorunlardan ve çözümden bahsetmiyor.

Aslında gelir ve servet dağılımındaki bozulma, fakir-zengin farkının açılması, toplumda stres birikmesine neden oluyor… Bu birikim saatli bomba gibi çalışıyor… İntiharlar, kapkaç, yolsuzluk ve hırsızlık gibi olayların tırmanması da bu stersin arttığını  gösteren olaylardır…

Bu toplumsal stresin, bir servet düşmanlığına dönüşmesini önlemek, sosyal patlamaya dönüşmesine engel olmak,  hepimizin görevidir. Ne var ki , başta yönetim olmak üzere, etkin guruplar bu meseleyi görmezlikten geliyor.

Bu konuda toplumda bir kastlaşma var… Toplumun yüzde onu, tartışma ve iletişim imkanına sahiptir… Ancak bu kesim de kendi kabuğunu kıramıyor… Kendi içinde tartışıyor. Toplumun yüzde doksanını göremiyor… Toplumun yüzde doksanı ile diyalog kuramıyor… Veya kurmak istemiyor.

Tüm medya da bu yüzde onluk gurup içinde yer alıyor… Örneğin  gazeteler bu yüzde onluk kesim dışına çıkamıyor…

Dün  İlk sırada yer alan üç büyük gazetenin ekonomi sayfalarına baktım… Manşet haberler ve yorumlarda, üç işadamı, bir banka genel müdürü, bir patron, bir ortaklık ve birkaç finans kuruluşu vardı… Bu haberler ve yorumlar toplumun yüzde doksanını ilgilendirmiyor…

Buna karşılık aynı gazetelerde, toplumun yüzde  doksanını ilgilendiren, eğitim, sağlık, fakirlik, sosyal güvenlik,  gelir ve servet dağılımı ve bu sorunlarla ilgili hiçbir haber ve yorum yer almıyor…

Aynı gazeteler ve Bu sorunlara eğilen CHP gibi siyasi partilerin  soruna bakış açısı veya bu konulara yaklaşımı yerine, parti muhaliflerini öne çıkarıyor. Kurultaydan önce  CHP’nin işsizlik raporu açıklandı… Ancak satır aralarında kayboldu.

Öte yandan, bazı televizyonlar da aynen gazeteler gibi, yalnızca finans kesimine çalışıyor.. Halkın dinlediği diğer kanallar ise, yalnızca vur-kır olayları  gündeme getiriyorlar…

Halkın geliri yetersiz olduğu için gazetelerin tirajı artmıyor… Gelişmiş ülkelerde gazeteler satıştan para kazanıyor… Bizde ise reklamdan para kazanıyor… Gazeteler de reklam almak için işadamları ve patronları, bankaları ve finans kurumlarını öne çıkarıyorlar… Bu işin kalıcı  çözümü halkın gelirini artırmaktır… Ancak bu süreç zaman alacaktır… Şimdi başlamasak bu sorunlar gittikçe tırmanacaktır.

Öte yandan, gazeteler de mevcut tutumlarıyla toplumsal stresi artırdıklarının bilincinde olmalıdırlar… Aksi halde bugünkü gidişattan hepimiz zarar göreceğiz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir