MALİYE KAZI BAĞIRTARAK YOLUYOR

Kendimizi bildik bileli, Türkiye’de bir vergi kaçağı sorunu var. Türkiye’de vergi kayıp ve kaçakları önlenemiyor. Her gelen bakan vergi kayıp ve kaçağından yakınıyor … Ancak şimdiye kadar bu kaçaklar azalmadı.

Bugünkü uygulamayla, bugünkü yaklaşımla, bugünkü yöntemlerle vergi kayıp ve kaçaklarını önlemek imkanı yoktur. . Vergi kayıp ve kaçaklarını önlemek için, olayın sosyo-psikolojik yanını dikkate almamız lazımdır.

Bu güne kadar Vergi idaresinde iyileştirme yapıldığı kesindir.. Buna rağmen mükelleflerin tamamı denetlenmiyor. Denetlense bile yalnızca vergi idaresi ile vergi kayıp ve kaçağı önlenmez.

Örneğin son uygulamada olduğu gibi esnafın bankadaki parasına el koyarak, tehdit ederek vergi kaçağını önleyemezsiniz.  Yine Kanal Türke iki kişinin bir haftada yapması gereken denetimi, aylarca ve  birçok denetim elemanı göndererek kontrol ederseniz, bunun adı kontrol olmaz, bunun adı siyasi baskı olur. Siyasi baskı da ters teper.

 

VERGİ SİSTEMİ ADİL DEĞİL

Vergi kayıp ve kaçağını önlemede mevcut yanlışları düzeltmemiz lazım. Nedir bu mevcut yanlışlar?

1)Bir defa, vergi sistemimiz adil değil. vergilerin üçte ikisini  zengin-fakir aynı oranda ödüyor. KDV ve ÖTV gibi vergilerden oluşan  tüketim vergileri, vergi gelirlerinin üçte ikisini oluşturuyor. Zengin ve fakir aynı vergiyi öderse elbette ki vergi mükellefi tepki gösterecektir, vergiye karşı bir  direnç oluşacaktır.

2)Maliye devamlı kümesteki kazları yoluyor, Yani elinin altındaki mükelleflerden vergi alıyor. Örneğin, bugün şehir rantları, kent rantları önemli bir vergi kaynağıdır. Eğer bir arsanın, bir binanın değeri 10 kat arttıysa, bunun 1 katını devletini alması çok doğaldır. Böyle, bu tür yeni vergileme sistemleri hiçbir şekilde gündeme gelmiyor. Dolayısıyla, Maliye kümesteki kazları yoldukça , onların da yolunacak tüyü kalmıyor.  

3) Bir de, yine Maliye kazı bağırtarak yoluyor. Yani, hem kümesteki kazları yoluyor hem de bağırtarak yoluyor. Nasıl bağırtarak yoluyor?  

Vergi idaresinin aynı zamanda yol göstermesi lazım vergi denetim elemanları bütün vergi mükelleflerini potansiyel vergi kaçakçısı olarak görüyor. Yapılan denetim sonuçları açıklanıyor… Vergi kaçağı neredeyse yüzde yüz hesaplanıyor. Sonradan mahkemelerde veya uzlaşmayla bu oranlar düşüyor.

Denetim elemanları herkesi potansiyel vergi kaçağı olarak gördüğü sürece  , vergiye karşı bir tepki oluşur ve vergi kaçağı devam eder.

İSTİHDAM YÜKÜ AĞIRDIR.

4) Eğer vergi yükü çok ağırsa yine vergi kaçağı kaçınılmaz olur. İstihdam vergileri, istihdam üzerindeki yükler yüzde 42 dir. Yüzde 42 bir yük risk almaya değer bir yüktür. Siz bunu eğer Avrupa Birliği düzeyine, yüzde 30’lar düzeyine yahut Türkiye şartlarında yüzde 25 düzeyine indirirseniz, o zaman, hem daha çok vergi alırsınız… Çünkü kaçak azalır, çünkü risk almaya değmez. Yüzde 25’i indirirseniz kimse risk almak istemez.  Risk almaya değmez. ve dolayısıyla, vergi mükellefinin sayısı  artar, vergi ve prim tahsilatı.

5) Nihayet  vergilerle çok sık oynanıyor. 2007 yılında gelir vergisinde bir sürü değişiklik yapıldı.  KDV’de, ÖTV’de yapıldı.  Amme alacaklarında, damga vergisinde, belediye gelirlerinde yüzlerce değişiklik yapıldı. Vergi mükellefleri şaşkına döndü.

 

 

Bunun adına da reform diyoruz. Türkiye vergi konusunda reform yorgunu oldu. Bu nedenlerle de  mükellef vergiye karşı direnç gösteriyor ve dolayısıyla, vergi kaçağını önlemek imkanı kalmıyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir