LOBİCİLİĞİ ÖNLEMEK KİMİN GÖREVİDİR?

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “Enflasyon milleti inim inim inletiyor. Faiz lobisinin üzerine gitmekte kararlıyız. Faiz yükseldikçe enflasyon asla düşmeyecektir” dedi.

 

Enflasyon – faiz ilişkisi tartışılabilir… Ancak çok merak ediyorum bu söz karşısında  ‘’milleti inleten enflasyonda siyasi iktidarın günahı yok, günah bankalarda    diyen bir kişi çıkar mı ? Bir kişi de çıksa , akıl tutulması yaşıyoruz demektir.

Kaldı ki , Eğer lobi varsa bunu önlemek Anayasa’nın 167 maddesine göre devletin görevidir. Piyasaların denetimi başlığını taşıyan bu madde ‘’ Devlet ,para ,kredi ,sermaye ,mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır. ‘’ diyor. Eğer bir faiz lobisi varsa , Hükümet anayasaya aykırı olarak görevini yapmamış demektir.

 

 

Geldik , enflasyon –faiz ilişkisine …

Geçen sene bir bankanın verdiği işletme kredisinde taban nominal faiz oranı yüzde 12.5 idi. Geçen sene 2016 Ekim ayında TÜFE olarak enflasyon oranı yüzde 7.58 idi. Bu sene 2017 Ekim ayında yüzde TÜFE oranı yüzde 11.90 oldu. Bir bankanın 2016 Ekim ayında yüzde 12.5’ten işletme kredisi verdiğini düşünelim . Enflasyona rağmen eğer kredi faizini yüzde 12.5’te tutsaydı , aldığı reel faiz 0.53 olacaktı. Bu banka nasıl yaşayacaktı ? Zorunlu olarak enflasyon artınca bankada verdiği kredi faizini artırdı. Aynı banka şimdi işletme kredi faizini yüzde 15’e çıkardı. 

Dahası , ben 2010 yılında iki defa kanun teklifi verdim. Teklifimde bankaların mevduattan ve Merkez Bankasından sağladıkları paralar için ortalama maliyet çıkarılsın. Bu maliyet üstünde Kredi kartları akdi faiz için ilave yüzde 40 , krediler için de ilave yüzde  30 faiz farkı konulsun. AKP reddetti.

 Banka ve Kredi kartları faizlerini de Yasaya göre Merkez Bankası belirliyor. Merkez Bankasının belirlediği Güncel faiz olarak , halen akdi faiz yüzde 22.08 ve gecikme faizi yüzde  28.08 dir. Bütün bankalar da MB’ nın belirlediği bu azami faiz üstünden faiz alıyor.

 

 

Vatandaş  banka ve kredi kartlarının faizyükü altında eziliyor. Siyasi iktidar bu işi kendisinin yaptığının 15 senedir farkında değil mi ?

Bu tabloya bakınca , siyasi iktidarın işinin ,  iş yapmak değil algı oluşturmak olduğu çok kolay anlaşılıyor

1.İktidar eğer iş yapmak istiyorsa , önce Üretimi ithal aramalı ve hammaddeye bağımlı olmaktan kurtarsın … Çünkü kur artınca , ithal girdi fiyatları ve doğal olarak üretim da de artıyor. Artan maliyetler  Piyasada oligopol yapılar ve kartelleşme olduğu için perakendeye kolay yansıyor.

Eğer Hükümet siyasi istikrarı sağlayabilirse , demokrasi ve hukuk düzeninde iyileşme yapabilirse , Devlette bürokrasiyi azaltırsa, AB çıpasını kaybetmezse , yatırım altyapısını oluşturabilir ve ithal aramalı’nın önemli bir kısmının içerde üretilmesini sağlayabilir.

2.İmalat sanayiinde Kapasite kullanım oranı yüzde 74 ile 78 arasında değişiyor. Düşük kapasite birim üretim maliyetlerinin yüksek olması demektir. Bu maliyetler de enflasyona yansıyor. Kapasite kullanım oranlarını artırmak için devletin şartlı finansman desteği sağlaması , girdi enerji fiyatlarını düşürmesi , enerji temininde  meydana gelen aksamaların giderilmesi , teknolojiye ve inovasyona destek vermesi gerekir. 

3. Gıda fiyatları TÜFE’nin üstünde artıyor. Başlıca nedeni de stokçuluktur. Stokçuluğu önlemek te herhalde Hükümetin görevidir.

4. Sıcak para spekülasyonu artırdı. Spekülatif piyasa  fırsatçılığı artırdı. Hükümetin sıcak paraya kayıt ve kontrol sistemi getirmesi gerekir.

5. Siyasi iktidar her seçimde popülizm yapıyor. Bu defada referandum da aynı uygulamayı yaptı. Bütçe açık verdi ve borçlanma arttı. Bütçe açıkları enflasyonu artırır. Ekim ayı bütçe gerçekleşmesine göre  ,seçim popülizmi nedeni ile  bu sene ilk on ayda Hane halkına yapılan yardımlar bütçenin çok üstünde yüzde 56 oranında arttı.

Sonuç olarak , tarihte ve bu gün enflasyon suçlusu yalnızca siyasi iktidarlardır. Bu kuralı değiştirmek suyu yukarı akıtmak kadar imkansızdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir