Kurlar Artık Saatlik Değişiyor

14 Mayıs günü sabah saat 09.00’da 8,5040 TL. olan dolar kuru öğlen üzeri 8,4582 TL. oldu. Kurlar artık saatlik değişiyor.

2020 yılının 14 Mayıs günü ortalama dolar kuru, 6,9220 TL. idi. Bir yıl sonrasında bu sene 2021 yılı 14 Mayıs’ında 8,4582 TL. oldu. Yani dolar TL karşısında yüzde 22,2 oranında değer kazandı. ABD ve Türkiye enflasyon farkını çıkarırsak son bir yılda doların değer kazanması o kadar önemli olmuyor. Ama saatlik kırılma ve kur şoklarına açık olması, ülke kırılganlığını artırıyor.

Dalgalı kur sistemi olduğu için elbette ki dolar kuru FED kararlarından, doların uluslararası değer kaybından veya kazancından etkilenecektir. Ne var ki TL, buluttan nem kapar gibi, her olaydan etkileniyor.

ABD’de bir banka Wells Fargo, geçenlerde dünyada dış borç riskine karşı en savunmasız ülkelerin, Arjantin, Endonezya, Venezuela ve Türkiye olduğunu açıkladı. O gün dolar kuru arttı.

Parantez içinde söylemem gerekir ki, iflas etmiş ve sokaklarda her gün insanların öldüğü, 3 milyon insanın yurt dışına kaçtığı, insanların ilaç bulamadığı bir Venezuela ile, krizkolik bir ülke olan Arjantin ile Türkiye’nin aynı kefeye konulması bir Türk vatandaşı olarak beni fazlası ile rahatsız ediyor. Gel gör ki; Türkiye’nin iflasa karşı savunmasız olması iktidarı ve ortağını rahatsız etmiyor.  Çünkü hiçbir önlem almıyorlar. Beka meselesini kendi iktidarlarını korumak olarak görüyorlar.

Dahası iktidarın ekonomik istikrarı faizde ve Merkez Bankası’nda görmesi, istikrar tedbirlerinden uzak durması, iktidarın hedefleri ile ilgili insanların zihninde yeni sorular oluşmasına neden oluyor.

Gerçekte ise, her şeyi Merkez Bankası’na ve faize bağlamak yeterli değildir. Hükümetin de tez elden bir istikrar programı açıklaması gerekir. İstikrar için atılacak adımlar zor değildir ve Türkiye bu potansiyele sahiptir.

Türkiye’nin en önce çözüm bulması gereken sorunu cari açıktır. Dış borç ihtiyacını artıran nedenlerin başında da cari açık geliyor. Cari açığı düşürmek için;

Turizme ağırlık vermek gerekir. Hükümetin turizme desteği lafta kalıyor. Uygulamada devlet, sektördeki yatırımlardan yüksek irtifak hakları ve gelirden pay alıyor. Turizm yatırımlarına teşvik yoktur. Bürokrasi çok fazladır. Dahası hukuki güven altyapısı yoktur. Turizmde yeni yatırımları özendirmek zorundayız.

Dış ticarette, dış açığımızın yarısından fazlasını Çin’e veriyoruz. ABD, Çin’e karşı ulusal dış ticaret politikası uyguluyor. Peki Türkiye? Türkiye’nin kota getirmesi gerekir ; Neden getirmiyor? Hangi çıkar gurupları engelliyor?

Dalgalı kur politikasını değiştirmek ve sıcak para hareketlerini kontrol etmek ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığını korumak gerekir. Dış borçların finansmanında en doğru yol, doğrudan yabancı yatırım sermayesidir. Spekülatif yabancı sermaye doğrudan yatırımları engelliyor. Bunlar yapılmıyorsa, altında çıkar guruplarının, spekülatörlerin çıkar hesapları vardır.

Merkez Bankası rezervleri, eksi 30 ile eksi 40 milyar dolardır. Bu sorun elbette dış borç riskini artırmıştır. Rezervler neden eksiye geçti?  Yanlış politikalardan dolayı olduğu çok açıktır.  128 milyarın ne olduğunu anladığımızda, Hazine’nin ve kamu bankalarının Merkez Bankası’nın işini yapmasının nelere mal olduğunu da daha iyi anlamış olacağız.

AKP iktidarı, günübirlik ve popülist politikalar üstüne kurulmuştur. Ekonomik ve sosyal planlama yapmak, partili olmayan kurumsal devlet, bütçe kaynaklarının etkin kullanılması, çağdaş eğitim düzeni, haksız rekabetin önlenmesi ve tarafsız yargı, popülizmi bozar. 

İstikrar için AKP’nin popülizmden vazgeçmesi gerekir. Ama o zaman da iktidarda kalamaz. Tek çözüm, iktidarın değişmesidir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir