KÜRESEL KRİZ BİTER Mİ?

ABD batık mortgage kredilerini kamulaştırmak için, 700 milyar dolarlık bir garanti paketi hazırladı. Başkan Bush kongreden bu paketi onaylamasını istedi. Bu uygulama ile ABD Hazine Bakanlığı mortgage bağlantılı varlıkları Merkez Ofisi ABD’de bulunan tüm finans kuruluşlarından satın alacak. Hazine Bakanlığı’nın satın alma yetkisi iki yıl süre ile sınırlı olacak. Bu 700 milyar dolarlık programın maliyetine, ABD’de mevcut olan 138 milyon vergi mükellefi katlanacak. Bu yolla mükellef başına ortalama 5000 dolar civarında bir yük ortaya çıkmış olacaktır. Likidite sağlamak yoluyla, küresel kriz önlenecek mi? Aslında iflaslar piyasa ekonomisinin sigortasıdır. Çürük şirketler gider. Yerine daha sağlıklı şirketler gelir. Ancak önemli olan dünyada liberal ekonominin lideri olan ABD’nin mortgage kredilerini kamulaştırmasıdır. Bu da kriz demektir. Mortgage krizi piyasa ekonomisinin ve son on yıla damgasını vuran küresel sürecin kendi hatalarını, yine kendi içinde çözemeyeceğini gösterdi.

Her ülkede ve her dönemde piyasa ekonomisinde kriz önleme paketleri, kriz maliyetinin sosyalize edilmesi yoluyla çözülüyor. Krizin maliyeti, kısa dönemde işsizlik şeklinde, orta ve uzun dönemde borç yükü olarak halka yansıyor. ABD’de Bush, halktan özür dileyerek, “Hükümetimiz ülke ekonomisini çok ciddi bir riskten korumaya çalışıyor. Bu planın alternatifi çok yoğun iş kayıpları ve emeklilik fonunun erimesidir” diyor. Bizde hükümetler 2001 krizinde olduğu gibi, bu işi halka açıklamak ihtiyacını duymuyor. ABD, İngiltere, AB ve Japonya’da, piyasaya likidite enjekte etmekle ve mortgage sistemini kamulaştırmakla, bu kriz önlenebilir mi? Bu soruya cevap verebilmek için, krizin çıkış nedenlerine bakmak gerekir.

Sektörel denge bozuldu

1) Dünya Ekonomik konjonktürü, son on yıldır genişleme dönemini yaşadı. Ekonomik konjonktür sürekli genişleme içinde olamaz. Bir yerde tüketim talebi azalıyor. Dayanıklı tüketim mallarında tüketici doyum noktasına ulaşıyor. Ekonominin iç dinamiklerinde enerji bitiyor. Özellikle spekülatif hareketler, kırılganlığı artırıyor. Ekonomik konjonktür inişe başlıyor. Dünyada bu iniş süreci 2007 sonunda başladı.

2) Küresel süreçte sermaye hareketleri aşırı büyüdü. Finans sektörü aşırı şişti. Reel sektörü temsil etmekten uzaklaştı. Sektörel denge bozuldu. Reel sektör ile finans sektörü arasındaki dengenin bozulması, yapısal bir sorundur. Sorun finans sektöründeki aşırı şişkinliği ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle piyasaya likidite enjekte etmek, sorunu kısa süre ertelemekten başka işe yaramaz.

Balonun şişmesine yol açtı

3) Küreselleşme, yalnızca spekülatif sermayeye hizmet etti. İşgücü hareketlerinde serbestleşme getirmedi. Fiziki yatırım sermayesi sınırlı kaldı. Hedge fonlarının ve spekülatif fonların saldırısı, piyasaları aşırı kırılgan yaptı. Türev yatırım araçları büyüdü. Piyasada düzen bozuldu, karmaşa arttı ve şeffaflık ortadan kalktı. Belirsizlik ortaya çıktı. Piyasada dalgalanma başladı. Aşırı dalgalanmayı sistem kendi içinde, kendi dinamikleri ile önleyemedi. Hükümetler önceden de, piyasa ekonomisine ve küresel sürece müdahale olur diye bir önlem almadı. Mamafih, Almanya Başbakanı Angela Markel, geçen sene hedge fonlar için G 8’lerin desteğini istediğini ve “Bırakın piyasalar kendi başının çaresine baksın” cevabını aldığını açıkladı.

4) ABD Merkez Bankası, aşırı para genişlemesi ile konut kredisi balonun şişmesine yol açtı. Geçen yıl, FED eski Başkanı, “ABD’de bir dolarlık mortgage karşılığı piyasada 88 dolarlık kâğıt dolaşıyor” demişti.

5) Küreselleşme süreci, bizim gibi yüksek faiz – düşük kur’a mahkum olan ülkelerde kan kaybına yol açtı. Dünyada zengin ülkelerle, fakir ülkeler arsındaki fark büyüdü… Ülkeler içinde, hem milyarderler arttı… Hem de doğal olarak yoksul sayısı arttı. Özet olarak, yapısal sorunları yalnızca para politikası ve likidite ile çözemeyiz. Likiditeyi artırmak, sorunu bir süre erteler.

Küreselleşme fakirliği artırdı

6) Dünyada büyüme oranlarının düşmesi, işsizliği de, fakirliği de artırmaktadır. Bunun için tüm dünyada dış talep azalmaktadır.

Gelişmiş ülkeler, dünyada fakirliğin önlenmesini Dünya Bankası’na havale etmiştir. Oysa Dünya Bankası Başkanı Zoellick, “Gıda fiyatlarındaki artışa acil çözüm gerekiyor… 100 milyon insan aç kalacak” diyor. Dünya Bankası’na göre geçen yıl buğday ve pirinç fiyatları iki katından fazla arttı. Dünyada büyüme oranlarının düşmesi, işsizliği de fakirliği de artırmaktadır. Bunun için tüm dünyada dış talep azalmaktadır. Gelişmiş ülkeler, dünyada fakirliğin önlenmesini Dünya Bankası’na havale etmiştir. Oysa Dünya Bankası Başkanı Zoellick, “Gıda fiyatlarındaki artışa acil çözüm gerekiyor… 100 milyon insan aç kalacak” diyor. Dünya Bankası’na göre geçen yıl buğday ve pirinç fiyatları iki katından fazla arttı.

Cezayı halk çekiyor

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir