İKTİSAT POLİTİKALARINDA KOMPLO TEORİLERİNİN YERİ YOKTUR

Standart and poor’s, Türkiye’nin kredi notunu 1992 yılı ile 1994 yılı arasındaki 2 yıl, yatırım yapılabilir ülke olarak düzenlemişti… 1994 krizi ile bu notu yatırım yapılamaz seviyeye düşürdü… O günden bu güne kadar geçen 22 senedir yatırım yapılamaz düzeyde tutuyor.

 

Moody’s 1992 de yatırım yapılabilir notunu, 1994 te yatırım yapılamaz seviyesine indirdi. 2013 te yatırım yapılabilir seviyesine tekrar çıkardı ve fakat üç yıl sonra 2016 Eylül ayında tekrar yatırım yapılamaz düzeye düşürdü.

 

Fitch Türkiyen’in kredi notunu, 1994 yılında yatırım yapılamaz seviyesi ile başladı, 2012 de yatırım yapılabilir seviyesine çıkardı ve 4 yıl sonra 27 ocak 2017’de tekrar yatırım yapılamaz düzeye indirdi.

 

 

 

AKP iktidarında, üç kredi derecelendirme kuruluşundan ikisi, birisi üç yıl diğeri 4 yıl için Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyede tuttu.

 

Şimdi sanki Türkiye asırlardır yatırım yapılabilir düzeyde imiş gibi tepkiler var.

 

Türkiye’ nin yatırım yapılabilir seviyeye çıktığı 2012 yılına kadar da yabancı sermayesi girdi. Zaten sorun da burada… Zira giren yabancı yatırım sermayesi portföy yatırımları ( Borsa, kısa vadeli finansal yatırımlar ) veya karlı şirketleri ve bankaları satın almak için gelen yabancı sermaye oldu. Doğrudan yabancı yatırım sermayesi çok sınırlı geldi.

 

Aslında sıcak paranın olduğu ekonomilere yine sıcak paranın neden olduğu riskleri ve kırılganlığı hesap ederek doğrudan yabancı yatırım sermayesi gitmez.  Bu günkü istikrar sorununun temelinde de bu yatıyor. Ekonomi yönetimi, sıcak paranın rehavetine kapıldı, sürekli geleceğini zannetti ve Raiting meselesi ile uğraşmadı.

  

Raiting kuruluşlarından Moody’s ve Fitch, Türkiye’nin notunu yeniden yatırım yapılamaz seviyeye düşürünce, şimdi hükümet ve yakın çevreleri bunu bir komplo olarak yorumluyor.  Bazıları da dayandıkları gerekçeleri zayıf buluyor ve mahkemeye gidilmesini öneriyor.

 

Gerçekte ise eğer bu kuruluşlar yanlış yapsa, önce yol gösterdikleri uluslararası sermaye itiraz eder. Güvenmez ve bu kuruluşlar yaşayamaz.  

 

Bizim komplocu bakış açımız, Türkiye’ yi daha çok sıkıntıya sokuyor. Kimse notumuzu düşüren Raiting kuruluşlarını tasvip etmez. Ancak çözüm yolu Komplo teorileri yerine, istikrar politikalarına kafa yormaktan geçer. Eğer başta Hükümet ve ekonomi yönetimi ve hatta tüm toplum olarak bu kuruluşların derdi nedir? Neden kredi notumuzu düşürdü? Diye kafa yorarsak daha kısa sürede düze çıkarız.

 

Belki daha önemlisi, neden ekonomi bu kadar kırılgan oldu? Beş kırılgan ülke olarak sayılan ülkelerden, Brezilyanın, Hindistan’ın, Güney Afrika’nın yatırım yapılamaz notu yoktur. Endenozya için yalnızca Standart and Poor’s  un yatırım yapılamaz notu vardır. Türkiye’nin ise üç kuruluştan üçünden de yatırım yapılamaz notu vardır.

 

Neden Türkiye bu kadar ayrıştı? Siyasi iktidar ve ekonomi yönetimi nerede ve neden yanlış yaptı?

 

Öte yandan ekonomide bazı hareketleri de doğru değerlendirmek gerekir…   Söz gelimi ‘’ Konut ve otomobil satışlarında rekor satışlar oldu o halde kriz yoktur ‘’, yorumu da yanlıştır.  Tersine konut satışlarında artış, sermayenin üretken yatırımlara değil, güvence amaçlı gayrimenkule gittiğini gösteriyor. Başka bir ifade ile Paranın ölü yatırımlara gittiğini gösteriyor. Otomobil satışlarında da kur artışı ve vergi artışı etkili oldu.

 

Türkiye’nin dünde bu günde bir istikrar programına ihtiyacı var.

Enflasyon, Büyüme, borç ödeme kapasitesi, işsizlik gibi Makro göstergeler istikrasızlığın arttığını gösteriyor. Ancak yalnızca Makro göstergeleri düzeltmekle iş bitmez. Ekonomik ve sosyal istikrarsızlığın nedenleri içinde yer alan, hukuk düzeni, özellikle özel mülkiyetin ve sermayenin yasalarla güvence altına alınması, demokrasi ve insan haklarında iyileşme olmadan, OHAL kalkmadan, ekonomik istikrar programı yapamazsınız.

 

Nihayet Siyasette popülizme dur demeden, istikrar programı yapsanız bile başarılı olamazsınız. Söz gelimi, fiilen 6 milyon işsiz varken devletin bunlara reel yatırım yaparak iş sağlaması yerine, referandum kaygısı ile popülist davranarak, halkın vergileri ile anneannelere para dağıtılması bağıra bağıra popülizm kokuyor. Popülizm doğrudan istikrarsızlık demektir.    

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir