İKTİSADIN KATLİ VACİP MİDİR? (I)

2008 Bütçesi, kasım ayında plan ve bütçe komisyonunda görüşüldü. 4 Aralıkla 14 Aralık arasında da Mecliste görüşülüyor. Bütçeyi hükümet adına maliye bakanlığı hazırlıyor. 

 

Gerek iktisat Fakültesi dekanlığım sırasında ve gerekse Maliye Bölümü başkanı olduğum sırada, Maliye Bürokratlarını iyi tanıdım. Maliye Bürokratları gerçek anlamda devleti sahiplenmiş ve hepsi de ehil ve uzman kişilerdir. Benden doktora yapanlar, uygulama ile ilgili konularda Üniversiteye katkı yapmışlardır.

 

 

 

Uzun süre Maliye Bakanlığı yapan Sayın Sümer Oral, Ulaştırma Bakanlığı da yapan şimdiki müsteşar Sayın Hasan Basri Aktan da İktisat Fakültesi mezunlarıdır. 

 

Başbakan yardımcısı Nazım Erken iyi bir iktisatçıdır. Buna karşılık Sayın Başbakan ve Sayın Maliye Bakanı iktisat konuşunca, benim vücut kimyam değişiyor.  Her ikisi de resmen iktisat’ı katlediyorlar.

 

Bu kadar yanlış bilmeden yapılmaz… Gerek Başbakan ve gerekse Maliye Bakanı Ekonomiyle ilgili söylemlerini slogan haline getirmek için bilerek bu yanlışları yapıyorlar.

 

Başbakan, paradan sıfır atılmasını da içine katarak ‘’ YTL yerde sürünüyordu, değerli para yaptık ‘’ diyor.

 

Paradan sıfır atmak gerekliydi… İyi de oldu… Teknik açıdan ve psikolojik açıdan iyi oldu… Ancak paradan sıfır atmak parayı değerli veya değersiz yapmaz… Yalnızca psikolojik olarak etki yapar.

Örneğin Japon parasında birim 100 yendir. İki sıfır bulunmaktadır… YTL ‘de sıfır kaldırıldı… Şimdi bir dolar 1.2 YTL dir… Buna karşılık bir dolar 110.36 yendir… Bu durumda   Japon parası daha değersiz paramı dır ?

 

Bir gayrimenkulun değer kazanması veya Altının değer kazanmasıyla para biriminin değer kazanması farklıdır.

 

Euro dolara karşı değer kazanıyor… YTL’  ise Euro’ya karşı değer kazanıyor… YTL Euro’dan daha sağlam bir paramıdır?

 

Euro ‘nun değer kazanmasından Avrupa şikâyetçidir… Örneğin 14 Temmuz 2007 de Fransa Maliye Bakanı Eric Woerth, Euro’nun, ABD Doları karşısında aşırı değerli olduğunu ve bu durumun ekonomiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Neden… Çünkü Euro değer kazandıkça, AB’nin Amerikaya karşı rekabet gücü azalıyor.

 

Örneğin yaklaşık beş yıl önce bir Euro bir dolara eşitti. O zaman 40.000 Euro ‘luk bir Mersedes arabayı ABD vatandaşı 40.000 dolar vererek alıyordu. Şimdi bir Euro 1.4758 dolardır. Bu şartlarda Amerikalı yine Avrupa da 40.000 Euro’ ya satılan aynı arabayı 59.000 dolara satın alıyor. Söz konusu beş yıl içinde ABD de enflasyon yüzde 47.58’in çok çok altında kaldığı için, ABD vatandaşına mersedes araba pahalı geliyor. Daha az mersedes satın alıyor. AB bu yüzden Euro’nun değer kazanmasından dolayı şikayetçidir.  

  

YTL ‘nin aşırı değer kazanması da Türkiye’nin rekabet gücünü düşürmüştür. Bu nedenledir ki, 2002 yılında dış cari açık 1.5 milyar dolar iken arta, arta bu sene 36 milyar doları geçmektedir.

 

Öte yandan Çin’e bakın… AB ve ABD’nin tüm baskılarına rağmen parasının değerlenmesine izin vermiyor. Ödülü ise, yıllardır kesintisiz süren %10 gibi göz kamaştırıcı bir büyüme ortaya çıkmıştır.

 

Türkiye de YTL’nin aşırı değer kazanması, sıcak para girişi nedeniyle oldu. Sıcak para stoku 108 milyar dolara ulaştı. Sıcak para girdikçe, döviz arzı artıyor. Kur düşüyor. YTL değer kazanıyor. Yani YTL ‘yi aşırı değerli yapan Sıcak paradır.

 

Başbakan Türkiye’nin rekabet gücünü düşüren, İşsizliğe neden olan, ithal lüks mal kullananlara ucuz mal sağlayan ve bu nedenle gelir ve servet dağılımında bozulmaya yol açan ve nihayet   dış açıklara neden olan aşırı değerli YTL’ yi, iyi bir olgu olarak gösteren başbakan için  iktisatçıların söyleyeceği tek laf  var: Pes !  

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir