KREDİ KARTI MAĞDURUMU – BORÇLUSU MU?

Başbakan, ‘’Kredi kartı mağdurları ifadesini kullanıyorlar. Kredi kartı mağduru olmaz. En akıllısı bile kullanıyor.. Kredi kartı sebebiyle borçlananlar olur. Şimdi de bunları bağışlayın, affedin, bunun üzerine çizgi çekin… Diyorlar… Nasıl çekeceksin? Kart mağduru olmayıp ta alın teriyle kazanan hakkı ne olacak?‘’ diyor.

 

Her şeyden önce, bankaya her borçlu olana elbette mağdur denilemez. Örneğin, bankadan bireysel kredi alanlar, ihtiyaç kredisi alanlar yılda yüzde 25 faiz ödüyorlar. Oysaki kredi kartlarındaki faiz oranı yüzde 62 dir.

 

Mevduat faizinin yüzde 12 olduğu bir ülkede, kredi kartlarında Yüzde 62 faiz ödeyenler, faiz mağduru değil de nedir?

 

 

Bankalar, kredi kartı kullananları istismar ediyor… Kredi kartı alanların zor durumundan istifade ediyor. Çünkü, kredi kartı alanların çoğu, bu kartı almaya mecbur kalıyor. Geliri yetmiyor. Veya iş bulamıyor. Hayatını idame ettirmek için borçlanmak zorunda kalıyor. Bu tahlil aynı zamanda, başbakana ve onunla birlikte  ‘’Madem faizi yüksek neden kredi kartı aldın?‘’ diye soranlara da bir cevaptır.

 

Vatan gazetesinin araştırmasına göre, kredi kartı harcamalarının yüzde 37.8’ i yeme-içme harcamalarına gidiyor.

 

Başbakana şunu sormak gerekir… 2005 sonunda kredi kartı mağdurları sayısı 644 bin idi.. O zaman AKP bunlara mağdur dedi. 2006 Ocak ayında bu borçları 18 ay vadeye bağlanması ve normal faiz alınması için yasa çıkardı. Şimdi bu sayı BDDK açıklamasına göre, 2008 sonunda 1 milyon 560 bine çıktı. Şimdi 2 milyonu geçti.

 

2006 başında 644 bin kart mağduru için yasa çıkaran Başbakan, neden bugün dörde katlanan mağdurlar için yasa çıkarmaktan kaçıyor?

 

Öte yandan kart mağdurları da alın teriyle kazanan ve fakat az kazanan insanlardır. Bunlar arasında işsiz kalanlar varsa, bunun günahı da siyasi iktidarındır. Kaldı ki, alın teriyle kazanan insanlardan kart mağdurlarına bir kaynak aktarılması da söz konusu değildir.

 

Örneğin benim 12 Şubat’ ta verdiğim yasa teklifinde dedim ki: ‘’kredi kartı borcunu ödeyemeyenler, kendilerine ihbar çekilmiş olanlar ve icraya verilmiş oranların, toplam borçları 24 ay takside bağlanarak yeniden yapılandırılsın… Bu taksitlendirme süresince alınacak faiz de, bankaların borç almak için Merkez Bankasına verdikleri faizden yüzde 50 daha fazla olsun.  Yani Bankalar Merkez Bankasından borç alınca yüzde 14 faiz ödüyorlar. Kredi kartları taksiti için, yüzde 20 dolayında faiz ödesinler…  Bu faizleri yine mağdurlar ödeyecek. Ancak bankalar yüzde 500 değil, yüzde 40 kazanacaklar.

 

Bu çözüm bankaların da lehinedir..  Çünkü alacaklarını icralarla uğraşmadan tahsil etmiş olacaklar.

 

Özetle bu çözüm hem bankaların ve hem de kart mağdurlarının lehinedir. Böyle bir uygulamanın Başbakanın sorduğu, ‘’alın teriyle kazananların hakkı ne olacak?‘’ sorusuyla ne ilgisi var.

 

Kaldı ki, zor durumda olanların borçlarını yeniden yapılandırmak, sosyal huzuru da olumlu etkiler. Zira yüzde 62 faiz altında her şeyini kaybedenlerin anarşi ve teröre yönelme riski yüksektir.

 

Öte yandan yine kredi kartı yüksek faizi tuzağına düşmüş, 9 milyon kişi var ki, bunlar da her ay asgari ödeme üzerinden kart borcunu ödüyorlar. Ancak bu şartlarda sittin sen bu borçtan kurtulamayacaklardır.

 

On milyon kişiyi rahatsız eden bir sorunu Başbakanın daha duyarlı incelemesi gerekir. Ve hemen bir yasa tasarısı ile yüzde 62 faizin, makul düzeye indirilmesi için yasa tasarısı hazırlaması gerekir.

 

Benim Kredi kartı faizlerinin makul düzeye indirilmesi için 2008 Temmuz ayında verdiğim yasa teklifi, 10 Şubat 2009 da Meclis Genel Kurulunda AKP’ lilerin oyları ile reddedildi. Başbakan ve AKP’ li milletvekilleri bir defa daha düşünsünler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir