KREDİ KARTI FAİZ ORANLARININ DÜŞÜRÜLMESİ HAKKINDA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 3. Yasama Yılı
55. Birleşim 10/Şubat /2009 Salı

 

 

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, o-kutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/307 esas numaralı kanun teklifime iç tüzüğün 37. maddesine göre işlem yapılmasını saygılarımla arz ederim. 24.10.2008

Prof. Dr. Esfender Korkmaz İstanbul

BAŞKAN – Teklif sahibi, İstanbul Milletvekili Sayın Esfender Korkmaz. Buyurun Hocam. Süreniz beş dakika.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul)

– Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

 

 

16 Temmuz 2008’de banka kartları ve kredi kartlarında faiz oranlarının normale getirilmesi konusunda vermiş olduğum teklif ve bu teklifle ilgili konuşma arz edeceğim.

Değerli arkadaşlar, 5464 sayılı Kanun’un banka ve kredi kartları faizini düzenleyen 26’ncı maddesi Merkez Bankasına, banka ve kredi kartlarının aktif faizini ve gecikme faizini düzenleme yetkisi veriyor. Merkez Bankası bu faizleri düzenliyor, ama, üst limitini ilan ediyor. Bankalar, bu üst limitten banka ve kredi kartlarında akdi faizi ve gecikme faizini alıyorlar. Merkez Bankasının tayin ettiği bu üst limitten, bugün 21 bankanın 20’si alıyor, bir banka da biraz daha düşük alıyor. Banka ve kredi kartlarında bu faiz akdi olarak aylık 4,39; yıllık basit faiz olarak 52,68; gecikme faizi 5,14 ve basit faiz olarak yıllık 61,68.

Değerli arkadaşlar, 2008’in Temmuzundan bugüne kadar faizler indi, çıktı, Merkez Bankası faiz oranlarını, gösterge faizini düşürdü, ama 2008’in Temmuzundan bugüne kadar hâlâ tüketici banka kartı, kredi kartı için yüzde 61,68 faiz ödüyor.

Değerli arkadaşlar, bankaların yüzde 61,68 faiz alması fahiş faizdir, tefeci faizinden daha yüksek faizdir. Piyasaları bozuyor, piyasadaki dengeyi bozuyor, piyasa düzenini bozuyor, haksız rekabete yol açıyor ve tüketicinin, kredi kartı kullanan tüketicinin canını yakıyor.

Değerli arkadaşlar, bankalar Merkez Bankasından gecelik faizle yüzde 15,50 oranında faiz veriyor, para alıyor. Bankalar mevduata yüzde 12,75 ortalama stopajdan sonra faiz veriyor, para alıyor. Bu aldığı paraları yüzde 340 kârla, yüzde 340 fazlasıyla tüketiciye satıyor. Gecikme faizinde bu oran yüzde 398’e çıkıyor.

Arkadaşlar, bir banka yüzde 398 kârla kredi satarsa, bu, o ülkedeki anayasanın çiğnenmesi demektir. Çünkü Anayasa diyor ki: “Devlet para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır.” Kim alır devlet adına bu tedbirleri? Hükûmet alır.

Değerli arkadaşlar, bir Hükûmet yüzde 398 kârla bir bankanın işlem yapmasına nasıl izin verebilir? Değerli arkadaşlar, Merkez Bankası kimin bankasıdır? Neden bu toplumun bir bankası, bir millî bankası faiz oranlarını yüzde 13 ilan ederken, bankaların yüzde 70 faiz almasına nasıl göz yumabilir? Yetki kendisindedir ve değerli arkadaşlar, BDDK diyor ki… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Teşekkür ederim.

BDDK diyor ki “Bankaların sermaye yeterlilik oranı yüzde 13’tür, yüksektir.”

Peki değerli arkadaşlar, o zaman bankalar iyi. Ama özel sektörü bugün sıkıntıya sokan da bankalardır. Bankalar bu ekonominin istikrarını bozan bu ekonominin yalnızca kendisini kurtararak özel sektörüne, reel sektörüne önemli ölçüde darbe vuruyorlar.

Değerli arkadaşlar, eğer biz Anayasa’yı korumak istiyorsak, Anayasa’ya aykırı davranmak istemiyorsak mutlaka bu kanunu kabul edip faiz oranlarını en fazla mevduat faizi artı yüzde 50 yapmalıyız. Yüzde 13 mevduat faizi olursa en fazla 18-20… Kredi kartları faizlerini 18-20’ye indirmeliyiz. Aksi takdirde topluma karşı, tüketiciye karşı haksızlık ederiz. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bir milletvekili olarak, Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü. Buyurun Sayın Tütüncü. (CHP sıralarından alkışlar) Süreniz beş dakika.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, İstanbul Milletvekili Sayın Esfender Korkmaz’ın önergesi üzerine kişisel söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, bana söz sırasını vermiş olan Tokat Milletvekili Sayın Doktor Reşat Doğru’ya da teşekkürlerimi sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Esfender Hoca’mızın burada da ifade ettiği gibi gerçekten ülkemizde banka kartları ve kredi kartlarında aylık faiz oranlarının azami hadleri öylesine yüksek ki bu durum kamuoyu vicdanını kanatmaya başlamıştır. Krizin faturası altında ezilmekte olan milyonlarca ailenin olabildiğince korunması, olabildiğince esirgenmesi gerektiği bir zaman kesitini yaşıyoruz. Bu teklifimizin ne kadar önemli olduğunu anlayabilmek için AKP politikalarının halkı hangi noktaya getirdiğini, nasıl ezdiğini bazı yönlerden dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Bir kere, vatandaş gırtlağa kadar borca batmıştır AKP İktidarı döneminde. Son bir yılda tüketici kredisi ve kredi kartları borç toplamı 20,5 milyar lira artmıştır, sadece bir yılda ve 2009 Ocak ayı sonunda toplam 117,5 milyar liraya yani eski parayla 117,5 katrilyona ulaşmıştır.

Değerli arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri, tüketici kredisi ile tüketici kartı borcunu ödemeyenlerin sayısında da düşünülenin ötesinde bir artış gözleniyor. 2004 yılı ile 2008 yılı arasında yani dört yıllık dönemde 15 kat artmış tüketici kredisi ile tüketici kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı, 15 kat artmış. Yani bu rakamları görünce, halkımızın nasıl büyük bir baskı altında, ekonomik kriz altında nasıl ezilmekte olduğunu daha iyi görüyoruz. Öte yandan, bu acı tabloya paralel olarak borcu yüzünden iptal edilen kart sayısının da 6 kat artmış olduğunu görüyoruz.

Yine AKP politikalarının halkımızı nasıl ezdiğinin somut bir göstergesi olarak değerli milletvekilleri, protesto edilen senetler sayısına -2002-2008 arasında- baktığımızda, hızla yükseldiğini görüyoruz. Protesto edilen senetler tutarı ise 2002-2008 arası 7 katın üstünde artmış, 7 katın üstünde artmış AKP döneminde -anlamak ve kabul etmek mümkün değil- nominal ama gayrisafi millî hasıla zımni deflatörüne göre bir hesaplama yapınca, reel olarak yaklaşık 6 kat arttığını tespit ediyoruz.

Karşılıksız çeklerin durumuna gelince, 2002’de karşılıksız çek sayısı yaklaşık 743 bin iken her yıl bir yıl öncekine göre artmış ve 2008’de 1 milyon 537 bine yükselmiştir. 2003-2008 arasında ise toplam 6 milyon 738 bin çek karşılıksız çıkmış. Değerli milletvekilleri, yani bu durum, işte acı manzaralarını, televizyonlarda da gördüğümüz bazı tabloları, manzaraları bize gösteriyor. Örneğin, ocak ayı sonlarında Edirne’de 100 liralık yardım için binlerce kişinin nasıl kuyruğa girdiğini televizyonlardan izledik. Yani Edirne’de insanlar bu duruma gelmiş ise ülkemizin diğer yörelerinde insanlar nasıl zor koşullar altında yaşam mücadelesi veriyorlar siz düşününüz ve öyle vahim ki, son haftada yine basına ve ekranlara rastlayan bir acı gerçek: Genç insanlar, genç aile babaları sıkıntıdan kurtulmak için böbreklerini yok pahasına satışa çıkarıyorlar ve kuyruğa girmişler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, neden böyle oldu? Niçin böyle oldu? Sorunun yanıtı açık, AKP’nin yanlış ekonomik politikaları, AKP’nin beceriksiz uygulamaları. Bakınız, Financial Times “Türkiye resesyona giriyor.” diyor, Sayın Başbakan “Aldığımız ve alacağımız tedbirlerle krizi Türkiye’nin mümkün olduğunca uzağında tutmaya devam edeceğiz.” diyor. Yani böyle bir şey olabilir mi? Birileri lütfen Başbakanı bu tatlı uykusunda uyandırsın. Hadi bizim uyarılarımıza Sayın Başbakan “Felaket tellallığı yapıyor bunlar.” diye suçlamalarda bulunuyor ama lütfen, Allah aşkına, bir milletvekili, AKP sıralarından bir milletvekili Türkiye’nin ne kadar sıkıntılı durumda olduğunu Başbakana anlatsın. Bir de, şimdi, IMF’ye efelenmesi var ki, tam bir komik manzarayla karşı karşıyayız. Sanki IMF’nin kapısına biz gitmemişiz de IMF bizim kapımıza gelmiş “Ne olur size borç vereyim.” diye.

Değerli milletvekilleri, lütfen Sayın Esfender Korkmaz’ın bu önerisini dikkate alalım.

Teşekkür ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tütüncü.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir