KEY KANUN TASARISI

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
27. Birleşim 08/Aralık /2009 Salı

 

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok. Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’ın; 5664 Sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

3. Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’ın; 5664 Sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/779, 2/523) (S. Sayısı: 444) (*)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

 

 

 

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 444 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Esfender Korkmaz, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Korkmaz.

CHP GRUBU ADINA ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Değerli milletvekilleri, önce, Reşadiye’de şehit olan 7 aziz şehidimiz için Tanrı’dan rahmet diliyorum, Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Önümüzde görüşülmekte olan kanun tasarısı, Cumhuriyet Halk Partisi adına benim verdiğim 20/10/2009’da bir kanun teklifi ile Hükûmetin bir ay sonra 20/11/2009’da verdiği bir kanun tasarısının birleştirilmiş şeklidir.

Değerli milletvekilleri, KEY ödemeleri, Türkiye’de 15 milyon nüfusu ilgilendiriyor. 8,6 milyon çalışanın, emekli ve SSK’ya bağlı çalışanın bir kısmı bu ödemeleri aldı, bir kısmı almadı, bir kısmı itiraz etti. Netice olarak, Türkiye’de 15 milyon insanı ilgilendiriyor çünkü bunların içinde 1,5 milyon insan, 1,5 milyon memur itiraz etti ve bunların da beklentisi bu yasanın bir an önce çıkması.

Ancak, bu tasarı, bu Hükûmet tasarısı, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçtiği şekliyle burada yasalaşırsa sorunları çözmekte çok etkili olmayacaktır çünkü tasarıda çok eksikler var. Bir defa önemli bir eksik ve önemli bir hak eden insanı ilgilendiren eksik, hak ettiği hâlde, her ne sebeple olursa olsun KEY ödemesini hak ettiği hâlde başvurmayı unutmuş, hangi nedenle unutmuş, hangi sebeple başvurmamış ama başvurmayan önemli ölçüde, önemli sayıda insan var.

Arkadaşlar, madem, biz bu tasarıyı geçiriyoruz, o zaman bu eksiği de tamamlamamız lazım. Bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda tamamlayamadık ama burada tamamlamamız lazım çünkü bu tasarı, yalnızca başvuranların ödemesini bir nevi erteleyen bir tasarı. Hiç başvurmayan insanların, hiç başvurmayan hak edenlerin yeniden başvurmaları söz konusu değil ve bunların hakları zayi oluyor.

Değerli arkadaşlar, burada, bizim teklifimizde, başvuru şartı aranmadan bunun yapılması lazım şeklinde idi çünkü başvuru şartı bir hakkı ortadan kaldırmaz. Ayrıca bu yasada var ama eğer hakkıysa başvuru hakkı, başvuruya bağlamak da hukuka uygun değil. Dolayısıyla, burada başvuru şartı yapılmadan bunların ödenmesi gerekiyor. Bunların SSK, Emekli Sandığı kayıtlarında yer alan şekliyle ona göre ödenmesi gerekiyor. Başvurmayanlar için en azından bir aylık bir süre tanınması lazım, eğer başvurma şartı kaldırılmadan yapılmak isteniyorsa. Hiç olmazsa başvurmayanlar için, bugüne kadar başvurmuş olmayanların hakkı kaybolmasın diye, bunlara bir aylık bir süre getirilmesi lazım. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisinin bir önergesi de var.

Şimdi, değerli milletvekilleri, KEY ödemelerinin üzerinden çok zaman geçti. Önce, yasada bir altı aylık süre tanındı, olmadı; 2009 Bütçe Kanunu’nda sekiz aylık süre tanındı, olmadı ve nihayet bugüne kadar geldik. Bu tasarı ile de bir süre tanınıyor, şöyle: Son liste belirleme süresi. İlgili kurumların son liste belirleme süresi 31 Mart 2011’de kesinleşiyor. Bu şimdi ne demektir arkadaşlar? Çok açıktır, yani üç yıl on ay sonra hak eden hakkını alacak. Bu neden böyle, neden bu kadar gecikiyor? Çok açıktır. Birisi, bütçe açıkları. Aslında, Hükûmet bunu bilerek erteliyor çünkü tasfiye hâlindeki Emlak Bankasına bu, Sosyal Güvenlik Kurumundan bir ay gecikmeyle geldi, ödenmedi. Bir ay gecikmeyle geldi. Yani bu, hakkın ortadan kaybolmasını mı gerektirir? Sen ödersin, o geciktirenlere de yasal takibat yaparsın. Dolayısıyla, burada, arkadaşlar, Hükûmet bütçe açığını kapatmak için hak eden çalışanların hakkını maalesef erteliyor.

Ayrıca, burada, kamu kurumlarının görevini aksatması var. SSK ve Emekli Sandığının bunu zamanında göndermemesi önemli bir sorundur. Kamu kurumları birbirini suçluyor. Yani Emlak Bankası işte “Zamanında gelmedi” diye, öbürü de “Tam gönderdik” diye birtakım karşılıklı suçlamalar içinde. Bu, devleti zayıflatan, devleti zafiyete sokan bir tartışma. Nihayet “Gecikme faizinin yüzde 10 fazlası” deniyor. Değerli arkadaşlar, siz devlet olarak vergisini vermeyenden, örneğin gelir vergisini geç ödeyenden senelik ne gecikme faizi alıyorsanız, kendi verdiğiniz, kendi geciktirdiğiniz ödemeye de aynı faizi ödemeniz lazım. Onun için, bizim tasarımızda bu ödemenin Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 149’uncu maddesine göre, faiz ve gecikme tazminatı ödenmesi var.

Değerli arkadaşlar, ben şunu merak ediyorum: Neden Hükûmet hep memura karşı, çalışana karşı bir tutum içerisinde? Bakın, 2010 yılı zammı, memura 2,5 artı 2,5 verildi, ortalama 3,78. Memur, hiç olmazsa enflasyonu telafi etmek için 4 artı 4 istedi ve Uzlaşma Kurulu da bu 4 artı 4’e “evet” dedi. Buna rağmen, Hükûmet kendi 2,5 artı 2,5’unda direndi ve bütçeye bu konuldu; bir örnek.

İkinci örnek: Şimdi, bütün Avrupa Birliğinde, Avrupa ülkelerinde ve Avrupa Birliğinde, memura grev hakkı var. Neden Hükûmet memura grev hakkı vermekte direniyor? Yani, toplu sözleşmeli grev hakkı bütün Avrupa Birliğinde var. Avrupa Birliği müktesebatı için, uyum için uğraşıyoruz, peki, neden memura grev hakkı vermiyoruz? Grev hakkını vermeyi bir tarafa bırakın, Sayın Başbakan “Uyarı grevini yapanlar bunun hesabını verirler.” diye de memuru tehdit ediyor. Nihayet, bu KEY ödemeleri de memura karşı yapılan bir haksızlıktır.

Değerli milletvekilleri, bizim önerimiz, çözüm önerisi olarak: Başvuru yapılmadan, SSK ve Emekli Sandığı kayıtlarına göre bu ödemenin hemen yapılması. Ayrıca, bugüne kadar KEY ödemeleriyle ilgili gecikmenin, tartışmaların bir Meclis araştırmasıyla tespit edilmesi. Yani, biz bunu burada bırakamayız, ödemeyi yaptıktan sonra her şey bitti diyemeyiz çünkü ortada bir gecikme, bir haksız gecikme var; bir yerde, devletin memurun hakkını gasbetmesi var, bunun hesabını sormamız lazım; kamu kurumları arasında kavga gürültü var, bunun hesabını sormamız lazım. Ee, bunun için de ancak Meclis araştırması açmak lazım. İşte Cumhuriyet Halk Partisi bir Meclis araştırma önergesi de bu anlamda vermiştir.

Arkadaşlar, bu KEY ödemelerinin bu şekilde gecikmesi devleti de zayıflatmıştır yani halkın nezdinde, memurun nezdinde devletin zayıflamasına neden olmuştur.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de eğer devleti zayıflatırsanız, devletin uygulamalarını, devletin imajını zedelerseniz işte bugünkü ortamı yaratmış olursunuz. Bugünkü ortam, devletin zayıflaması ve Hükûmetin devamlı taviz vermesi üstüne oluşmuş bir ortamdır. Taviz nasıl veriyoruz? Verdiğimiz taviz, terör örgütüyle devletin aynı kefeye konulmasına yol açmıştır.

Bakın, çok önemli bu. Ne diyor bir belediye başkanı? “Sorun çözülmek isteniyorsa -dikkatinize sunuyorum- DTP, PKK, Öcalan buna hazırdır, yeter ki devlet hazır ve samimi olsun.”

Arkadaşlar, siz devleti böyle PKK’yla aynı kefeye koyan, eşit tutan bir belediye başkanını bu ülkede nasıl tutarsınız? Nasıl belediye başkanı olarak devam ettirirsiniz bunu? (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Ee, siz bunu yaparsanız işte terör bu boyuta gelir, işte siyasette kaos yaşanır.

Arkadaşlar, siyasette kaos yaşanırsa…

AHMET YENİ (Samsun) – Hocam, KEY ödemesiyle ne alakası var bunların?

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Var, var. Her şeyle var.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Bakın, dinleyin, öğrenin lütfen.

Siyasette kaos yaşanırsa siyasetin iç dinamikleri bu kaosu çözemez. Ekonomide çözer, ekonomide kriz olur, ekonominin iç dinamikleri bu krizi yener, uzun zamanda yener -iki senede, üç senede- ama yener. Ama siyasette kaos, yeni kaos doğurur. Onun için Türkiye’de can güvenliği yok, onun için Türkiye’de -insanın aklına geliyor- acaba bir iç savaş hazırlığı mı var?

Bakın, bir örnek vereyim: Bir fabrika sahibi bana bugün “Fabrikamı tatil ettim, işçilerimi izne çıkardım, çünkü can güvenliğinden korkuyorum, fabrikamın çalışmasından korkuyorum… ”

Arkadaşlar, bakın, bunları görmezlikten gelmeyelim. Siyaset kendini onaramaz. Siyasette kaos olursa siyaset kendini onaramaz. Neden onaramaz? Çünkü demokrasi yok. Siyaset ancak demokrasi içinde kendini onarır, eğer demokrasi yoksa kendini onaramaz. O zaman işte birtakım dış müdahaleler, iç müdahaleler ortaya çıkar.

Neden Türkiye’de demokrasi yok? Bunu yalnız biz söylemiyoruz. Bakın Avrupa Birliğinin 2009 Raporu’nda demokrasiyle ilgili söylediklerini söyleyeyim: “Türkiye’nin siyasi partilerle ilgili mevzuatını hâlâ Avrupa standartlarına getirmesi gerekmektedir.” Sayfa 1. “Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı ve bölge adliye mahkemelerinin kurulması gibi konularda yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve etkinliği ile ilgili kaygılar devam etmektedir.” Başka ne diyor demokrasiyle ilgili…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ergenekon’la ilgili ne diyor Avrupa Birliği?

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – “Medya üzerindeki siyasi baskı ve hukuki belirsizlikler uygulamada basın özgürlüğünü etkilemektedir.”

Arkadaşın sorusu: “Ergenekon’la ilgili ne diyor?” Ergenekon’la ilgili biz söyleyeceğiz. Biz söyleyeceğiz ve Ergenekon’un hesabını soracağız! Avrupa Birliğine gerek yok, biz soracağız onun hesabını!

Değerli arkadaşlar…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Siyasi kaosu kim istiyor?

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Siyasi kaosu Hükûmet yaratmıştır. Siyasi kaosu Hükûmet taviz vererek, “açılım” adı altında aslında çeşitli taviz vererek, devlete zafiyete uğratarak sağlamıştır.

Arkadaşlar, şimdi, bu kaos içinde demokrasi de yok. Ne yapacağız? Halkın tek güvendiği orduya da, orduya karşı da maalesef asimetrik propaganda yapılmaktadır. Hadi gelin işin içinden çıkın. Halkın yüzde 85’i -benim yaptırdığım birçok ankette- orduya güvenmektedir. Asimetrik propaganda yaparsanız orduya karşı… Ee peki, Türkiye neye güvenecektir söyler misiniz?

AHMET YENİ (Samsun) – Halkımız tüm bunların…

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Bu dışarıdaki kaosu kim çözecektir? Eğer siz çözebilseydiniz bu kaosu yaratmazdınız. Madem kaos yarattınız, bırakın Türkiye’nin millî kurumları, Türkiye’nin ordusu ve halkın beklentisi bu kaosu çözsün.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Yedi sene değil, on yedi sene daha kalsalar çözemezler.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; elbette ki hiçbirimiz Türkiye’nin bu kaosa girmesini istemezdik, bugün de istemiyoruz ama biz burada kanunlardan önce bu kaosun çözülmesine uğraşmamız lazım. Aksi takdirde hepimiz tarih önünde bunun hesabını vereceğiz.

Ben demiyorum ki “Türkiye’de illa müdahale olsun.” ama halk, halk müdahalenin zaruri hâle geldiğine karar verirse olur. Bunu halka söyletmeyin.

AHMET YENİ (Samsun) – Siz bir milletvekili olarak nasıl söylersiniz bunu?

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Bunu halka söyletmeyin. Eğer, eğer, eğer halk…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ayıp… Ayıp…

AHMET YENİ (Samsun) – Bir milletvekilinin sözüne bak!

MEHMET TUNÇAK (Bursa) – Burası Millet Meclisi! Millet Meclisi burası!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Eğer halk, Türkiye’de bir müdahale gereğine inanırsa ki buna elbette ki hiçbirimizin gönlü razı değil. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – O kürsüde bunu söylüyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Eğer halk, Türkiye’de kaosun çözülmediğe kanaat getirir ve bu siyasi kaos içinde çözüm olmayacağına kanaat getirirse ve mecbur kalırsa bir müdahale istemeye, bundan hiçbirimiz hoşnut olmayız.

MEHMET TUNÇAK (Bursa) – Hiçbir şey olmaz! Hiçbir şey olmaz!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Onun için böyle bir müdahale olmadan biz çözelim.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Demokrasiden korkma, demokrasiden!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Amerika’dan yardım isteyerek…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Demokrasiden korkma!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Amerika’dan yardım isteyerek Türkiye’nin iç sorunlarını çözemeyiz. Türkiye’de demokrasi yok. Sen ön seçimle mi geliyorsun?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Demokrasiden korkma!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Sen ön seçimle mi geliyorsun?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sen neyle geldin, sen neyle geldin?

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Nasıl demokrasi var, hangi demokrasi var? Avrupa Birliği Raporu’nu okudum…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Eksik okumuşsun, eksik!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Türkiye’de eğer istiyorsanız, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu’nu değiştirelim demokrasinin gelmesini istiyorsanız. Eğer istiyorsanız gelin dokunulmazlıkları kaldıralım. Demokrasi mi istiyorsunuz, gelin kaldıralım; kaldırmıyorsanız, direniyorsanız Türkiye’de demokrasi yoktur.

VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Türkiye’de tek parti demokrasisi yoktur!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Demokrasinin olmadığı bir ortamda kaos vardır. Siyasi kaosu demokrasi olmadan çözemezsiniz. Gelin o zaman Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu’nu değiştirelim, dokunulmazlıkları kaldıralım ve Türkiye’de bu kaosu önleyelim. Aksi takdirde bunun ekonomik sonuçları da var.

Arkadaşlar, bakın, geçenlerde kasım ayı itibarıyla Türkiye’de enflasyon oranları açıklandı. Bakın enflasyon oranlarına: Türkiye’de ortalama kasımdan kasıma TÜFE 5,53, buna mukabil Diyarbakır’da 7,83. Ee yazık değil mi, Diyarbakır halkı ne diye daha pahalı ürün alsın, ne diye bunu Diyarbakır halkı çeksin, neden çeksin?

Arkadaşlar…

MEHMET TUNÇAK (Bursa) – Paşam, sen bilemezsin bunu!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Ben, bunu senden de iyi bilirim. Senin yaşın kadar da benim tecrübem var.

MEHMET TUNÇAK (Bursa) – Paşam sen hâlâ darbeyi savunuyorsun Mecliste.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Senin yaşın kadar da benim tecrübem var.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz…

Sayın milletvekilleri…

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Biz, aklımızı başımıza alalım.

MEHMET TUNÇAK (Bursa) – CHP’ye yazıyor, CHP’ye…

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Biz aklımızı başımıza alalım…

MEHMET TUNÇAK (Bursa) – CHP’ye yazık oluyor…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyin.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Benim yazmakla falan ilgim yok.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – CHP’ye yazık ediyorsunuz…

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Benim Türkiye’nin geleceğiyle ilgili endişelerim var. Bu endişeleri çözmemiz lazım.

AHMET YENİ (Samsun) – Demokrasiye inanmayanlar o kürsüye yakışmıyor.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Bakın, Avrupa Birliği Raporu’nda ne diyor?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Devamını oku, devamını…

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Bakın, ne diyor Avrupa Birliği Raporu’nda?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ergenekon’la ilgili kısmı oku Avrupa Birliği Raporu’nda.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Diyor ki: “Ancak yolsuzluk pek çok alanda yaygın olmaya devam etmektedir.” Bakın “Ancak yolsuzluk pek çok alanda yaygın olmaya devam etmektedir. Ulusal yolsuzlukla mücadele stratejisinin kabul edilmesi ve etkili uygulanması önem taşımaktadır.” Gelin bunu yapalım. Ne diyor bakın… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET YENİ (Samsun) – Bir kere demokrasiye inanın önce! Demokrasiye inanmıyorsanız, söylediklerinizin hepsi boş!

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, lütfen tamamlayınız.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Bir dakika var değil mi? Diyor ki “Mali şeffaflığı artırmaya yönelik tedbirlerde duraklama, hatta bazı durumlarda geriye gidiş olmuştur.”

Bakın, bu, sizin inandığınız, güvendiğiniz ve girmekte ısrar ettiğiniz -ki haklısınız da, tabii ki edeceksiniz- Avrupa Birliği raporunda diyor ki…

MEHMET TUNÇAK (Bursa) – Siz istemiyor musunuz?

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – İstiyoruz.

…”Devlet yardımlarının şeffaf olmayan biçimde verilmesine devam edilmiştir.” Buyurun, Avrupa Birliği raporu.

AHMET YENİ (Samsun) – Siz, demokrasiye inanmıyorsunuz bir kere!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) – Önce demokrasiye inanın.

ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Ergenekon’u savundun burada, ayıp ya!

AHMET YENİ (Samsun) – Talihsiz bir konuşma yaptınız!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.

————————————————————————

 

BAŞKAN – Ben duymadım Sayın Bal! Gürültüden anlaşılmıyor ki hiçbir şey!

Yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Akcan, Sayın Uslu, Sayın Işık, Sayın Atılgan, Sayın Özdemir, Sayın Taner, Sayın Cengiz, Sayın Akkuş, Sayı Bulut…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN -…Sayın Korkmaz’ın söz talepleri vardır. Birer dakikalık soru sorma hakları var, birer dakikayla sınırlandırmış bulunuyoruz. Buyurun Sayın Uslu.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan “Cahil konuşma” sözü çok açıktır.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sataşma var…

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Zabıtlara bakmadan, bu bir sataşmadır, lütfen İç Tüzük’ün…

BAŞKAN – Soru-cevap işleminden sonra değerlendireceğim Sayın Korkmaz, lütfen.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Efendim, oturum kapanırsa nasıl değerlendireceksiniz? Soru-cevaptan sonra…

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, kapanmayacak oturum, taleplerinizi değerlendireceğim, ondan sonra kapanacaktır. (MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi, niye değerlendirmiyorsunuz yani?

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Açık ortada, niye zabıt, öbür tarafa veriyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Biraz önce hemen söz verdiniz, tutanak aramadınız.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Başkan takdir eder.

BAŞKAN – Sayın Vural, sesinizi yükseltmekle bu konunun çözüleceğini mi zannediyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sizin sesiniz alçak geliyor da, o bakımdan, duyamıyorum, bağırma ihti-yacında oluyorum.

BAŞKAN – Hayır, benim sesimi Genel Kurul ve tüm Türkiye duyuyor, tutanaklar yeni geldi, ince-leyeceğim, değerlendireceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, biraz önce yaptığınız uygulamayla doğrudan doğruya söz ver-diniz!

FARUK BAL (Konya) – Unutturuyorsunuz Sayın Başkan, sataşmayı unutturuyorsunuz!

————————————————–

 

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, buyurun…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, sorusuna niye müdahale ediyorsunuz, kesiyorsunuz, daha konuşması varken oradan konuşuyorsunuz? Allah Allah!

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sizi tarafsızlığa davet ettiğimi söylüyorum. Bir dakika bana süre verseniz…

OKTAY VURAL (İzmir) – Yani kesiyorsunuz.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Bakın, sözümü kestiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Soru-cevap işlemi yapılıyor Sayın Başkan.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim de kestiniz.

BAŞKAN – Vereceğiz Sayın Korkmaz, verilecek bir saniye bekleyin.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Efendim, ben açıklama yapacağım. Bana farklı görüş atfedildi. Burada zabıtlara bakmaya gerek yok. Benim konuştuklarım farklı şekilde bana atfedildi, bunun için 69’a göre söz istiyorum Sayın Başkan. Bunun zabıtla ne ilgisi var?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Soru süresi geçiyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, bu tasarıyla ilgili soru… Sisteme girin…

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – 69’a göre… Benim açıklamalarım yanlış, farklı atfedildi bana.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Daha soru süresi bitmedi.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Bu benim hakkım ve bu sözü istiyorum ve öncelikle istiyorum.

————————————————

 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal.

Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Önce Hocam konuşsun, sonra ben konuşurum izniniz olursa Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, ne için söz istediniz? Önce ne için söz…

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Benim konuşmalarım farklı addedildi bana, onun açıklamasını yapacağım; saptırıldı, 69’uncu maddeye göre onun açıklamasını yapacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Korkmaz, üç dakika süre veriyorum.

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce “cahil konuşma” sözünü buradaki Değerli Milletvekiline aynen iade ediyorum, fazlasıyla da iade ediyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Az gelir!

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, siz, ben konuştuğum zaman sesli konuştunuz, sataştınız; bu hâlde, kim olursa olsun, elbette ki söylediklerimi çok farklı yorumlayabilir.

Onun için, bakın, benim söylediklerim şudur özet olarak: Demokrasi dışı yaptırımları önlemek için demokratik yasaları çıkaralım dedim ve örnek verdim, dedim ki: Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda da “Seçim Yasası, Siyasi Partiler Yasası, bunların çıkarılması gerekir.” diye var. İlaveten, dokunulmazlıkları kaldıralım dedim. Bunlar, demokrasinin yolunu açmak için gereklidir ve önemlidir. Eğer demokrasinin yolunu açmazsak bu kaos devam eder dedim. Siyasi kaos… Kendi kendini demokrasi yoksa onaramaz, yenileyemez dedim ve halk isterse sözünden kastım da şudur: Halk en büyük güçtür ve en büyük güç olduğunu söyledim, halkı farklı tercihlere zorlamayalım dedim. Orada zabıtlar var arkadaşlar.

ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Zabıtları bir daha oku.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Biraz daha böyle dinleseydiniz aynı şeyleri söylediğimi anlardınız.

AHMET YENİ (Samsun) – Hocam, özür dilerseniz iyi olur.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Onun için, arkadaşlar, kimsenin yarası yok, kimse gocunmaz ama burada her konuyu tartışmamız lazım ki ileride doğacak sorunları bugünden çözelim. Burası halkın Meclisidir. Burada her konu, halkla ilgili her sorun konuşulur, ben de bunları konuştum ve uyardım. Dolayısıyla bu uyarılarıma da Teşekkür ediyorum. İstemediği hâlde de… Orada, halk istemediği hâlde farklı tercihlere yönelirse de dedim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.

AHMET YENİ (Samsun) – Milletten özür dileyin! Özür dilemedikçe olmaz Hocam.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Gruba yönelik sataşma oldu efendim.

BAŞKAN – Ne dedi gruba yönelik Sayın Kılıçdaroğlu?

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna olarak.

BAŞKAN – Ne söyledi Sayın Kılıçdaroğlu?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan “Tutanağı okudum” diyorsunuz, hâlâ soruyorsunuz. Beş sefer söyledi. Hâlâ tutanağa bakmadınız mı?

BAŞKAN – Sayın milletvekili, benim sorduğum sorunun muhatabı siz değilsiniz bir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – İmtihan mı ediyorsunuz?

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir