KAMUDA YENİDEN YAPILANDIRMA VE VAKIFLAR ÖRNEĞİ

Yıllardır süren Kamu kesimi finansman açıkları ve kamu borçları için herkesin önerdiği çözüm, devletin yeniden yapılanmasıdır…

Devletin yeniden yapılanması için radikal çözümler gerekir… Önce devletin ne işleri yapacağı,  hangi hizmetleri sunacağı başka bir ifade ile fonksiyonları karar altına alınır… Bu karara göre , teşkilat  ve yönetim yasaları çıkarılır.

Oysa bizde devlet aynı devlet… yapacağı işler aynı…  Kamu yönetiminde yeniden yapılanma diye yalnızca yönetim yasası değişiyor… Elbette bu kamuda yeniden yapılanma değildir…

Vakıflar’ın da Kamuda yönetimin yeniden yapılanması çerçevesinde, alındığını görüyoruz. Değişiklik yalnızca yönetim açısından ele alınıyor. Gerçekte ise vakıflar Türkiye‘nin önemli bir sorunudur… Bu sorunu çağdaş devlet anlayışı içinde çözmek gerekiyor.

Vakıfları iki  guruba ayırmak gerekir.. Birisi özel vakıflar.. Birisi de devlete intikal etmiş eski vakıflar..

Vakıf, vakfedilen  bir mal veya para’yı ifade eder… Bir hayır işidir… Eğer özel bir kişi veya özel bir kurum vakfetmişse, kendi vakfettiği bu varlığı istediği gibi yönetsin… Veya yönetecek insanı seçsin… Vergi’yi de  mevzuata göre ödesin… Örneğin okul yaparsa ödemesin… Bakkal açarsa ödesin… Bu vakfa herhangi bir kamusal imtiyaz verilmesi zaten doğru değildir… O zaman, vakıflar idaresi neden karışsın… Yahut neden denetlesin.   

Öte yandan vakfiye bir kişi veya bir gurup olabilir… Bu takdirde aynı vakfa yeni vakfiyeler de katılabilir… Ancak mutlaka eski vakfiyeler kadar sermaye koymaları gerekir… Aksi halde vakıfların  derneklerden farkı kalmaz.

Kamu kurumları ile bağlantılı vakıf kurulması zaten doğru olmaz… Devletin yapması gereken işleri neden vakıflar yapsın…

Eğer bir vakıf bir kamu kurumuna maddi yardımda bulunmak istiyorsa, o kuruluşun bütçesine yardım yapabilir.

Öte yandan malvarlığı devlete  intikal etmiş  vakıflar varsa… Örneğin Osmanlıda kalma mallar varsa… Bunlar devlet malıdır… Devlet malına da Milli Emlak bakar… Ayrıca vakıflar idaresine neden ihtiyaç var?

Aslında bu kadar kolay olması gereken bir vakıflar düzenini biz içinden çıkılmaz bir bürokrasiye boğmuş bulunuyoruz… Vakıf kuruluş ve kapanışında, resmi senet değişirken, yargı da meşgul edilmektedir. 

Vakıflar yasasında, ‘’vakfı yönetenler basiretli tüccar gibi davranmak zorundadır ‘’ diyor…

Vakfın basiretli bir tüccar gibi idare edilip, edilmediğini kim tayin edecek?

Örneğin, 1999 depreminde İstanbul Üniversitesine deprem için ayrılan  3  trilyon verilmedi… Depremden zarar gören fakülteleri  ve merkez binayı, İstanbul Üniversitesi Araştırma vakfı  yaptı… Trilyonlar harcayarak yaptı..Buna karşılık, Vakıflar müfettişi, çiçek parası ödemişsiniz…  Basiretli tüccar gibi davranmamışsınız diye rapor yazdı.

Vakıfların denetimi sırasında, maalesef bazılar tarafından siyasette işin içine sokuluyor…

Vakıflar devletin yeniden yapılanmasında küçük bir örnektir… Ne yaparsak yapalım, Devletin   omurgasını değiştirmeden, bürokrasiden kurtulamayız.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir