Kalkınmada da Dünyadan Ayrıştık

Türkiye İstatistik Kurumu  (TÜİK ) , sürdürülebilir kalkınma göstergelerini açıkladı. 2015 yılında Birleşmiş milletler kalkınma zirvesinde , yoksulluk oranı , bebek ölüm oranı , okur yazar oranı ve  işsizlik oranı gibi , 17 adet sürdürülebilir kalkınma göstergesi tespit edilmişti.

TÜİK’in açıklamasına göre bazı göstergeler şöyle oldu ;

  • 2010 yılında yüzde 16.9 olan yoksulluk oranı , 2018 yılında 3 puan azalarak yüzde 13.9 e geriledi.
  • Anne ve beş yaş altı çocuk ölüm oranları azaldı.
  • Beş yaş altı çocukların net okullaşma oranı arttı.
  • İşsizlik oranı da arttı.

TÜİK  işsizlik oranı arttı demiyor… Ancak 2010 yılında yüzde 11.9 olan işsizlik oranın,  2018 sonunda yüzde 13’5 e ulaştığını herkes biliyor.

En büyük çelişki , fiili işsiz sayısı 6.5 milyona yükseldiği halde nasıl oluyor da , yoksul sayısı azalıyor ?

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde , ekonomide kalkınma büyümeden daha önemlidir. Bana göre kalkınmanın  dört  temel öğesi vardır:

  • GSYH’de büyüme;,
  • Sosyal gelişme;
  • İnsani gelişme ;
  • Katılımcı Demokrasi ve hukukun üstünlüğünde iyileşme.

Göreli kalkınmada nereye geldiğimizi belirlemek için  , yalnızca yıllar itibariyle Türkiye’deki değişmeleri değil , ayrıca Dünya ortalaması olarak kalkınmışlık göstergelerine de bakmamız  gerekir.

2017 ve sonrasında bazı göstergeler şöyledir ;

TÜRKİYE DÜNYA
Bebek ölüm oranı(binde) 9.2 AB ortalaması : 3.6
Yoksulluk sınırının altındaki Nüfus 13.9 Dünya ortalama:11.0
Nüfus artışı 1.4 Dünya ortalama: 1.0
İşsizlik oranı 13.3 Dünya Ortalama: 3.8

Türkiye 2012 ye kadar kalkınmada Dünyayla paralel gitti. Sonra durakladı ve son beş yıldır  hızla Dünyadan ayrıştı. İşsizlik verilerinde bu durumu daha net görebiliyoruz.

Aşağıdaki grafikte Türkiye de işsizlik oranı her yıl Dünya ortalamasının üstünde seyretmiş ; ancak 2012 yılından sonra Dünya ile ters yöne gitmeye başlamıştır. 2018 yılı sonunda  dünya işsizlik ortalaması yüze 3.8 olurken bizde yüzde 13.5 olmuş.

Bir kalkınma göstergesi olarak , İnsan hakları ve demokratik özgürlükler de Türkiye 2012 yılından sonra kan kaybetmeye başladı.

Freedom House 2018 raporunda[1],Dünyada  son on yılda en dramatik şekilde puan kaybeden ülkeler içinde Türkiye 34 puan kaybıyla birinci sırada, Orta Afrika Cumhuriyeti 31 puan kaybıyla ikinci sırada ve Mali 28 puan kaybıyla üçüncü sırada yer alıyor.

Endekste ;  Türkiye, 1972 yılından 2017 yılına kadar  kısmen özgür  ülke statüsünde iken iken, 2017 Başkanlık sisteminden sonra “Özgür Olmayan Ülke” statüsüne geriledi.

Dünya Adalet Projesi ”World Justice Project” her yıl bütün ülkeleri kapsayan Hukukun Üstünlüğü Endeksi (Rule of Law Index) yayınlıyor. Bu endekste; Türkiye, ”2018-2019 yılları hükümeti ve hükümet yetkilerini denetleme” sıralamasında, 126 ülke içinde 123 sırada yer aldı.” Yani dünyanın en geri üçüncü ülkesi oldu. Oysaki 2012-2013 yılları endeksinde Türkiye orta sıralarda idi. Gerilemeye gerekçe olarak: ”Başkanlık sistemine geçilmesi, Sayıştay denetimine sınır getirilmesi, Meclis’te AKP çoğunluğunun her yasayı yeterli tartışmadan ve kontrolsüz çıkarması, yargıda üst kurulların yeniden düzenlenerek daha fazla siyasi etki altına alınması”  gösterildi.

Bu gerçekleri bütün dünya görüyor. Herkesten önce kendimiz görmeliyiz. Çünkü çözüm yalnız bizim elimizdedir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir