İstihdam Yaratmanın Yolu

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)  raporuna göre ; üye ülkeler   15-64 yaş grubuna göre  ortalama istihdam oranı yüzde 68.3  tür.   Türkiye  yüzde 51,8 istihdam oranı ile sonuncu sıradadır.  Türkiye’yi yüzde 54,8 istihdam oranı ile Yunanistan, yüzde 58,7 istihdam oranı ile İtalya izliyor.

Açıktır ki Düşük istihdam ve yüksek işsizlik sorunu , bu günkü politikalarla  çözülmüyor. Çözüm için İyi niyet veya hatır ve gönül de  yetmiyor. Zira serbest piyasa düzeninin acımasız rekabet  kuralları buna izin vermez.

Öte yandan büyümenin olduğu yıllarda da , OECD ve AB ortalamasına göre  Türkiye de istihdam oranı düşük , işsizlik oranı yüksek kaldı.

1. İçerde istihdam yaratmak ve işsizliği düşürmek için İlk şart , üretimde kullandığımız ithal girdi payını ortalama yüzde 10 seviyesine indirmektir. Bunun için ithal ettiğimiz hammadde ve ara mallarını içerde üretmemiz gerekir. Elbetteki her durumda içerde yatırım ortamı ve güven ortamı sağlamak şarttır. Aslında tüm tasarrufların ve yatırımların artması için , hukuki ve demokratik altyapı kurulmalıdır. Ayrıca ithal girdi sektöründe  bir geçiş dönemi içinde, ithal ikamesi uygulanmalı ve  bu yatırımlara daha yüksek teşvik verilmelidir.

2. Devlet – Piyasa arasında optimal bir denge kurulmalıdır. Bu dengenin kurulmasında, özel fayda – sosyal fayda yararlanılması gereken en iyi kriterdir.

  • Bu çerçevede, altyapı yatırımlarının bütçe içindeki payının artırmak gerekir. Kamu özel işbirliği yoluyla yapılan yüksek maliyetli ve bütçeyi ipotek altına alan uygulamadan vazgeçilmelidir. Aksi halde bundan sonra Türkiye bütçe ile yatırım yapamaz.
  • Devletin geri kalmış bölgelerde, o bölgenin özelliğine göre, istihdam yaratacak yatırımları bizzat yapması gerekir. Bu yörelerde oturanlar bu işletmelerde çalışmalı ve aynı zamanda ücretlerinden kesinti yapılarak bu işletmelere ortak olmaları ve sonunda bunlara devredilmesi planlanmalıdır. Bu takdirde gelir artışı ve istihdam artışı, o bölgenin kalkınmasına da imkan sağlayacaktır.
  • Yatırım teşviklerinde, emek yoğun yatırımlara daha fazla teşvik verilmelidir.
  • Özelleştirme felsefesine dönülmeli , Telekom , köprüler kamulaştırılmalı , 4 kamu bankası özelleştirilmelidir. Devlet inşaat sektöründe yalnızca sosyal konut alanında kalmalı , konut sektöründen tamamıyla çekilmelidir.

3. Kur politikasını değiştirmeliyiz. Dalgalı kur politikası  hem içeride rekabeti bozuyor, sektörler arasında, işletmeler arasında haksız rekabet yaratıyor, hem de dışarıya karşı Türkiye’nin rekabet gücünü düşürüyor.

Dalgalı kur sisteminin temel gerekçesi, kur dengesini sağlamaktır.
Başka bir ifade ile teoride ve gelişmiş bir piyasada uygulamada, dalgalı kur sistemi, otomatik olarak kur dengesini sağlar. Cari açık veren bir ekonomide döviz talebi artar… Talep arttığı için de kurlar artar. Kur artışı ihracatın artmasını sağlar. Dış cari açık dengeye gelir. Türkiye de dalgalı kur politikası çalışmadı. Tersine spekülatif piyasa yarattı. Dalgalı kur yerine daha kontrol edilebilir ara sistemlere geçmeliyiz. Merkez bankasına kuru gözetme görevi de verilmelidir.

4. Yatırımları ve özellikle emek yoğun yatırımları artırmak için istihdam yükünü düşürmeliyiz. Türkiye’de istihdam üzerindeki vergi ve prim yükü, yüzde 37’den başlamaktadır. Yüksek istihdam yükü hem içeride, kayıt dışı istihdama neden oluyor… Bu sorun da haksız rekabet yaratıyor. Hem de Türkiye’nin dış rekabet gücünü düşürüyor. İstihdam yükünün daha düşük olduğu ülkelere karşı da, Türkiye’nin üretim maliyeti daha yüksek olmakta ve rekabet şansını azaltmaktadır. Yapılması gereken, istihdam yükünü yüzde 25’e indirmektir. Bu durumda kayıt dışı istihdam da azalacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir