İşsizlikte Kritik Eşik

Açıklanan Ekim 2019 işsizlik oranı bir önceki aya göre  0.4  yüzde puan düştü, bir önceki yılın aynı ayına göre 1,8 yüzde puan arttı.

‘Arttı, azaldı’yı uzun uzun tartışmaya gerek yok… İşsizlik verileri aşağıdaki tabloda var. Dünyada ortalama işsizlik oranı yüzde 5 iken bizde iki katından fazladır. TÜİK ve OECD verilerine göre, OECD ülkeleri içinde gençler arasında işsizlik oranının en yüksek olduğu ülkeyiz.

Çalışan her üç kişiden biri kayıt dışı çalışıyor.

OECD genelinde istihdam oranı ortalama yüzde 68,3, AB’de yüzde 68,5, Euro bölgesinde ise yüzde 67,2 oranında iken, bizde 45,9’dur. En vahim olanı da istihdam oranının bu kadar düşmesidir.  Bu kadar düşük istihdam oranı ile kalıcı büyümeyi, kalkınmayı ve toplumsal refahı sağlayamayız. Siyasi iktidarın kadınlara bakış açısı, kadın evinde otursun diyenlerin olması  bu vahameti artırmıştır.

                                Ekim ayı işsizlik verileri   
 İşsiz 2018 2019
İşşiz (bin) 3788 4396
İşsizlik oranı (yüzde) 11.6 13,4
Tarımdışı işsizlik (yüzde) 13,6 15.7
Genç nufüsta işsizlik oranı (yüzde) 22.3 25.3
Ne eğitimde ne işte gençler (yüzde) 24.7 26.0
İşgücü (bin) 32658 32740
 Fiili işsizlik  
İş aramayıp çalışmaya hazır olan nufüs (bin) 2064 2175
Fiili işsiz sayısı(bin) 5852 6571
Fiili işgücü (bin) 34722 34915
Fiili işsizlik oranı(yüzde) 16.8 18.8
 İstihdam
İstihdam oranı 47,5 45.9
Kayıt dışı istihdam

Biz iktisatçı geçinenler, TÜİK’in yanlışlarını tartışmaktan, işsizliğin nedeni ve çözümünü tartışmaya vakit bulamıyoruz. TÜİK işsizliği bir puan daha düşük gösterse ne değişir?

Son onbeş senenin işsizlik verilerine bakarsak, işsizlik oranları yüzde on dolayında kronik yapı kazanmış, 2019 da yüzde 13 ‘e çıkmış.

Bir ekonomide iktisadi faaliyetler azalır, durgunluk olur ve GSYH ‘da küçülme olursa, gecikmeli de olsa işsizlik artar, tersine büyüme olursa işsizlik oranları da düşer.

Aşağıdaki grafikte 2003 yılı ile 2018 yılları arasındaki, GSYH ‘da büyüme ve işsizlik verileri yer almıştır. Dikkat edersek, Büyüme oranları aşırı zig-zag’lı bir trent gösterdiği halde, İşsizlik oranları yüzde 10 dolayında kronikleşmiş ve daha düz bir trent içinde hareket etmiştir. Bunun temel edeni üretimde ithal girdi payının yüksek olmasıdır. İçerde üretimde artış olunca otomatik olarak ithalat artışı yaratıyor ve girdi ithal ettiğimiz ülkelerde istihdamı artırmış oluyoruz.

Bu gerçeği bu güne kadar görmezlikten geldik. Temel neden budur.

Yapılması gereken üretimde ithal aramalı ve hammaddenin girdi payını düşürmektir. Üretimde ithal girdi payını azaltmak için bu girdiler için kota uygulamalıyız ve bu sektörlere yüksek teşvikler vermeliyiz.

İthal girdileri içerde üretmek Kanal İstanbul’dan daha önceliklidir. Çünkü işsizlik sosyal probleme dönüşmüştür. 17 yılda bu gerçeği görmezlikten geldiysek, bundan sonra da göremeyiz.

Öte yandan işsizliği artıran yeni sorunlarımız olmuştur ve olacaktır.

İstihdam yaratmak için gerekli yatırımlar beş çeyrekten beri daralıyor. Yatırımların daralması, potansiyel üretimi ve büyümeyi de negatif etkiliyor. Bundan sonra üç-beş  yıl yüksek büyüme oranlarını yakalamak imkanımız yok demektir. Daha önemlisi yatırımlarda bu oranda yüksek düşüşler, işsizliğin de daha çok artacağını gösteriyor.

Yatırımların daralmasında güven sorunu ilk sorun olarak duruyor. Güven azalmasında  başkanlık sisteminin henüz idari yapıya uyum göstermemiş olması başta gelen nedendir.

İstihdam yaratmak için her şeyden önce yatırımların altyapısını oluşturan, hukuki ve demokratik sorunları çözmemiz ve Avrupa çıpasına dönmemiz gerekir.

Kontrolsüz olduğu için sayısını kimse bilmiyor, ancak 4-5 milyon Suriyeli varken Türkiye belini doğrultamaz. Suriyelilere harcanan 40 milyar dolarla, içerde aramalı ve hammadde yatırımlarına destek verseydik, üretimi dışa bağımlı olmaktan kurtarırdık.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir