HÜKÜMET YAP-İŞLET – DEVRET MODELİNİ SULANDIRDI

‘’ Bazı yatırım ve hizmetlerin yap- işlet – devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ‘’ tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti.

 

Yap – işlet- devret modeline göre özel sektöre yaptırılan yatırımların işletmesi  , muayyen süreler sonunda devlete geçiyor. Yatırım zaten malı… Ancak belli bir süre sonra geliri de devletin oluyor.

 

Örneğin , Hava limanları , Göcek Tuneli , bazı yat limanları, bu yolla özel sektöre yaptırılmış yatırımlardır.

 

 

 

Bu yatırımlardan sağlanan hizmetlerin bedelini , hizmetten yararlananlar ödüyor. Ücreti yatırımı yapan özel sektör topluyor. Karı zararı özel sektöre ait. Yani devletin talep riski yok. Çünkü bu gibi yatırımlardan yararlananları sayısı bellidir. Bu hizmetler karşılı ücret tahakkuku yapılabiliyor. Yani teknik dilde  bu tür yatırımların faydası bölünebilir. Fiyatlandırılabilir.  

 

Bu modeli AKP ve Hükümet ,  kamusal malları da katarak sulandırıyor.  ‘’Trafiğin yoğun olduğu karayolu ‘’ ‘’ Gar kompleksi ‘’ Lojistik merkezi ‘’ ‘’ sınır kapıları ‘’ gibi yatırımları da bu modele dahil ediyor.

 

SAPLA SAMAN KARIŞTI

 

Bu yatırımlar  salt kamusal yatırımlardır.  Yani parasını ver hizmet satın al prensibine göre  işletilmiyor. Sunulan hizmet bedava hizmettir. Bu nedenle bu yatırımları özel sektöre yaptırmak birçok belirsizliğe ve istismara açık olmaktadır.

 

Yap- işlet devret modeline göre önceden verilmiş bir yatırım olan Göcek Tuneli ile şimdi aynı modele göre verilecek trafiği yoğun bir karayolunu karşılaştırırsak , sorun  daha net ortaya çıkar. 

 

1)     Göcek Tüneli, mevcut olan ve tepeyi dolaşarak geçen bir karayoluna alternatif yol olarak yapılmıştır. İsteyenler bu tünelden istemeyenler yine tepeyi dolaşarak geçer.

2)     Parasını veren tünelden geçer. Yani ücreti bellidir. Bu ücreti yatırımı yapan işletme tahsil ediyor. Belli bir yıl sonunda artık alınan ücretler de devlete kalacak.

3)     Tünel  geçen araçlara , yolu kısalttığı ve düz yol olduğu için , amortisman , yakıt ve zaman tasarrufu sağlamaktadır.

4)     Geçen araç az veya çok olsun , devletin kaybı yoktur. Yani devletin talep riski yoktur. Talep riski tamamıyla yatırımı yapan ve işleten özel sektöre aittir.

 

CİN FİKİRDEN KÖTÜ KOKU ÇIKAR

 

Trafiği yoğun karayolunda ise

 

1)     Geçen araçlardan ücret tahsil edilmeyecek. Parasız yol olduğu için , tahmini geçen araç için devlet ‘’ katkı payı ‘’ adı altında bir para ödeyecektir. Özel sektör araç geçsin – geçmesin parasını devletten alacaktır. Diyelim ki yol boş kaldı , devlet yinede aynı parayı ödeyecektir. Yani her zaman Bu topluma maliyet getirme riski vardır.

 

2)     Bu yoldan geçen araçlar için devletin ödeyeceği katkı payı , vergi gelirlerinden ödenecektir. Vergiyi veren aynı zamanda bu yoldan geçenin parasını ödemiş olmaktadır.

 

3)     İhaleye esas olmak üzere yapılacak talep tahmini hızlı değişme yaşanan gelişmekte olan ülkeler açısından daima risk taşır. Kaldı ki siyasi iktidar iyi niyetli değilse bu talebi fazla gösterip , yandaşlarına fazla para da ödeyebilir. Yani istismara açıktır.

 

4)     Devletin ödediği katkı payı bu yatırımı borçla yapsaydı , ödemesi gereken faizden daha yüksek olabilir. Olma ihtimali daha yüksektir. Yani toplum zarara girecektir. Ve aslında bu bir gizli boçlanmadır.

 

Hükümetlerin  bu gibi cin fikirlerinin arkasından her zaman kötü kokular çıkmıştır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir