HÜKÜMET EKONOMİYİ İYİ YÖNETEMİYOR

Hükümet, 2007 yılına kadar hazırı yedi. Borçlandı yedi. Düşük kura dayandı yedi. 2007 yılından itibaren ‘’ takke düştü… kel göründü ‘’ Ekonomide durgunluk başladı. Dış açıklar arttı.

 

Mart ayı toplam sanayi üretim endeksinde ve imalat sanayinde yavaşlama oldu. Tekstil sektörü yüzde 18.8 daraldı. İmalat sanayinde büyüme yüzde 1.9 ‘a geriledi. 2007 yılında 3.2 olmuştu.

 

Ocak – nisan döneminde, 4 ayda 15.802 şirket kapandı.

TOBB verilerine göre, ocak- nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre açılan şirket sayısı yüzde 1.08 artarken, kapanan şirket sayısı yüzde 22.22 arttı.

 

 

Cari açıkta hızlı artıyor. Marttan marta bir yılda cari açık 40.4 milyar dolar oldu. Durgunluk olmasına rağmen cari açığın artması kurların düşük, YTL ‘nin aşırı değerli olmasından ileri gelmektedir.

 

Hükümet üyeleri ve Başbakan cari açığın nedeni olarak, petrol fiyatlarındaki artışı gösteriyor. Gerçekte ise petrol fiyatları yalnız bizde değil,  tüm petrol ithal eden ülkelerde arttı. Tüm ülkelerde artarsa, cari açık eşit şartlarda rekabet gücü olmayan, kuru düşük milli parası aşırı değer kazanmış ülkeler cari açık vermektedir.

 

SORUN BU KADARLA BİTMİYOR

 

İş bu kadarla kalmıyor..

  • İşsizlik oranı arttı. Kentlerde 12.2 oldu.
  • Enflasyon kronikleşti. Mart ayında yıllık ÜFE yüzde 14.5 oldu.
  • Büyüme oranı düşüyor. 
  • Kırılganlık arttı. IMKB dünyanın en fazla dalgalanan borsası oldu.

 

Bunlara karşılık bakanlar fert başına geliri 9 bin dolar olarak ilan ediyor. Bunu da gerçekleri çarpıtan TÜİK  ‘in güncellemesine bağlıyorlar.  

 

Hülle yoluyla beklentiler yönetilemez

 

TÜİK milli gelir hesaplarında güncelleme yaptı. Bu güncelleme halka yanlış anlatıldı.

 

TÜİK güncellemeyi, sonradan kesinleşen verilerin hesaplara yansıtılması ve Avrupa hesap sistemine geçiş olarak açıkladı.

 

Böylece Türkiye’nin 2006 yılı GSYH ‘sı, bir günde yüzde 31.6 arttı.

 

Gerçekte ise hesap sisteminde değişme, GSYH ‘nın büyüklüğünü değiştirmez.

 

GSYH bir dönemde yaratılan katma değerler toplamıdır. Örneğin bir tarla 10 ton buğday veriyorsa veya bir atölyede saat başına 10 ceket dikiliyorsa, hangi hesap sistemi olursa olsun, sonuç değişmez.

 

TÜİK GSYH hesabında açıkça hülle yaptı.  1993 yılından bu güne kadar ön tahminle kaldı. Düzeltme yapmadı.

 

AKP İKTİDARINDA TÜİK HÜLLECİ OLDU

 

15 yıllık düzeltmeyi birden yaptığı için böyle bir garip durum ortaya çıktı. Açıklamada da 15 yıllık ihmalini, sonradan kesinleşen verilerin hesaplar geçirilmesi olarak satır arasında yer verdi.

 

Hükümet te nasıl olsa halk bunu anlamaz diye kullanmaya başladı.  Ne var ki Güneş balçıkla sıvanmaz… ATO ‘nun son araştırmasına göre Türkiye de 50 milyon insan yoksulluk sınırı altında, 10 milyon insan da açlık sınırı altında yaşıyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.