HÜKÜMET DEVLETİ ZAYIFLATMAK MI İSTİYOR?

Hükümetin ekonomik kararları bilerek veya bilmeyerek devletin zayıflamasına yol açıyor.

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Maliye Bakanı sürekli olarak AB ve IMF’nin çıpa olduğunu vurguluyor.

IMF ve AB’yi çıpa olarak görmek, çıpasız yaşayamayan bir devlet imajı oluşturuyor.

Aynı zamanda piyasalarda istikrarsızlık ve hasta ekonomi yorumuna neden oluyor. Gerçekten ayakları üstünde durabilen bir ekonomide çıpaya ihtiyaç olmaz.

MB’nın İstanbul’a taşınması da devleti zayıflatacak bir karardır.

Çünkü;

1) MB yasaya göre aynı zamanda hükümetin danışmanıdır. İktisat politikaları daha yakın istişare ve koordinasyon gerektirir.

2) MB bağımsız ise İstanbul’a taşınmaya kendisi karar versin. Başbakan MB’na sormadan karar veriyorsa bu bağımsızlığı tanımıyor.

3) MB Başkanı ve yönetimi İstanbul’a taşınmayı uygun bulmuyor. Taşıma kararı kriz yaratır.

4) Bankada 4 bin çalışan var. Taşınmak bunların düzenini bozacaktır.

5) İstanbul’un finans merkezi olması gerekçesi, çağdaş iletişimin ulaştığı düzeyde geçerli bir gerekçe değildir.

6) MB’nın hisselerinin yarısından çoğu her zaman Hazine’nindir. Bu nedenle kamuya aittir. Başbakan, MB’nı İstanbul’a taşıyarak, Osmanlı ve halifelik özlemini gösteriyor.

Yatırım yapamayan devlet

Öte yandan hükümet de kamusal yatırımları yapamıyor… Her yatırımda yap-işlet devret modeline giriyor. Örneğin yeni bir yasa ile, “Trafiğin yoğun olduğu parasız karayolu”, “gar kompleksi”, “lojistik merkezi”, “sınır kapıları” gibi kamu yatırımları da yap-işlet-devret modeline dahil ediliyor.

Bu da doğru değildir…

1) Salt kamu yatırımlarının sağlayacağı hizmetleri fiyatlandırmak mümkün değildir.

Bu hizmetler “Parasını ver, hizmet satın al” prensibine göre işletilmiyor. Sunulan hizmet bedava hizmettir. Bu nedenle bu yatırımları özel sektöre yaptırmak birçok belirsizliğe ve istismara açık olmaktadır.

2) Talep riskini devlet yükleniyor.

Bu kamusal hizmetlerin fiyatlandırılması ve tahsili mümkün olmadığı için, örneğin karayolunda geçen araba başına ücret tahsili mümkün olmadığı için, devlet özel sektöre tahmini araba sayısı itibariyle, “katkı payı adı altında” gölge ücret ödeyecek. Bu durum istismarlara ve kayırmalara neden olacaktır.

2) Vergi verenden hizmet alana gelir transferi yapılmış oluyor.

Bu yoldan geçen araçlar için devletin ödeyeceği katkı payı, vergi gelirlerinden ödenecektir. Vergiyi veren aynı zamanda bu yoldan geçenin parasını ödemiş olmaktadır.

4) Borç gizleme aracı olacaktır.

Devlet eğer bu yatırımı borçla yapsaydı faiz ödeyecekti. Yap-işlet-devret modelinde ödeyeceği katkı payı ayrıca özel sektörün kârını da içereceği için ödemesi gereken faizden daha yüksek olacaktır. Toplum zarara girecektir. Aslında kamusal nitelikli bu yatırımları özel sektöre yaptırıp, katı payı ödemek gizli borçlanmadır

MB’nın İstanbul’a taşınması

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.