HESAPSIZ BORÇLANMA KÖTÜ MİRASTIR

Borç konusunda, birbirinin tersi olan iki farklı atasözümüz var… Birisi , ‘’Borç yiğidin kamçısıdır‘’ diğeri ise  ’borç yiyen kesesinden yer ‘’

 

Aslında çelişkinin nedeni ortadadır…  İster fert olsun, ister devlet olsun. Eğer aldığınız borç parayla yatırım yaparsanız, bu borç sizin için kamçı olur… Yok, eğer aldığınız borcu açık kapamada kullanırsanız, tüketime harcarsanız, çar- çur ederseniz kesenizden yemiş olursunuz.

 

 

Kişiler borçlanırsa, bunu kazançlarından veya servetlerinden ödeyecek… Devletler borçlanırsa bunu vergi geliri ve kamu gelirlerinden ödeyecektir… Bu nedenledir ki, maliye literatüründe, ’’borçlanma, devletin gelecek yıllardaki vergi gelirleri üzerine yazılan bir çektir…  ‘’ deniliyor.

 

Dış borçları ödemek için iç borçtan farklı olarak, devletin gelirinin olması yetmiyor… Ayrıca dövize de ihtiyaç var… Ne var ki, bu gün bütün ülkeler de devlet borçları da devletin alternatif gelirleri içinde yer almaktadır… Yani borçlanma da artık diğer devlet gelirleri gibi devletin normal gelir kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir.

 

DIŞ BORÇ VE İÇ BORÇ FARKLIDIR

 

Dış borçlarla iç borçların ekonomik ve sosyal etkileri farklıdır… İç borçlar, reel faizlerin büyüklüğüne göre devletten özel kişilere veya özel kişilerden devlete kaynak transferine neden olur… Bu nedenle Gayri Safi Milli Hasıla içinde bir transferdir. Gelir dağılımını etkiler…

 

Dış borçlanmada ise kaynak girişi ve çıkışı olduğu için, doğrudan GSMH’nın büyüklüğünü etkiler. Ayrıca döviz arz ve talebini ve kurları da etkiler.

 

Bir ülke, prensip olarak kendi tasarrufları ile yatırım yapsa, kendi döviz imkanlarını yaratsa,  ekonomik olarak daha etkin olur… Eğer bu sağlanamıyorsa, o zaman daha az yük getirecek dış borçlanma yolunu seçmesi gerekir…

Dış borçlanma nasıl daha az yük getirebilir?

 

 

 

1) Türkiye de bir yıl ve daha kısa olan iç ve dış borçlara Kısa vadeli borç deniliyor.  Kısa vadeli dış borçlarımız yüksektir. Kaldı ki, Devlet iç borçlanma senetlerine, borsaya, kısa vadeli mevduata gelen yabancı sermaye de bir anlamda ve üstelik ne zaman çıkacağı belli olmayan kısa vadeli dış borç sayılır.

 

Türkiye de Özellikle kısa vadeli dış borçlanma azaltılmalıdır. Ne var ki bu sorun aynı zamanda bir güven sorunudur. Ekonomide belirsizlik uzun vadeli dış borçlanmayı zorluyor.

 

2)   Bütçe açığını kapatmak için veya tüketim nedeniyle ortaya çıkan cari açığı kapatmak için dış borç alınması, dış borç yükünü artırmaktadır.. Türkiye’de ilk defa 1992 yılında bütçe açığının bir kısmı dış borçla kapatılmaya başlandı.

 

3)   Dış borcu, iki ekonomik gerekçeyle almak doğrudur… Birisi eğer ülkede döviz darboğazı varsa ve bu nedenle üretimde aksama oluyorsa, bu darboğazı aşmak için dış borç alınması bir çözümdür… Diğeri ise içeride yatırım – tasarruf açığı varsa bu açığı kapatmak için ve yeni yatırımlarda kullanmak üzere dış borçlanma ve teknoloji ithali ekonomide istihdamı ve verimliliği artırır.

 

Ne var ki biz yatırım açığı yanında, aramalı ve hammadde ile tüketim malı ithalatı için de dış borç alıyoruz.

 

4)   Bazı hallerde devlet büyük altyapı, büyük kamu projelerini finanse etmek için de dış borç alabilir… Bu takdirde yatırımın devreye girmesiyle verimlilik artar, büyüme hızlanır.

 

5)   Her durumda dış borçların ödenmesi sırasında yurt dışına kaynak çıkışı olacaktır. Bu nedenle de büyüme olumsuz etkilenecektir… Eğer toplam borç mürettebatının (anapara-faiz ve borç ödemede yapılan tüm giderler toplamı ) GSMH’ ya oranı, büyüme oranını geçerse, bu  artan gelirden daha fazla kaynağı dışarıya transfer ediyoruz demektir… Yani diş borç mürettebatının GSMH’oranı, büyüme oranından daha büyükse bu durum  ülkede fakirleşme yaratacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir