HAYALİ PEMBE TABLOLAR KARA GÜNLERİN DAVETÇİSİDİR

Bardağın dolu yarısı ve  boş yarısı benzetmesi, ekonomik gerçeklere uymaz… Zira statik durumda, yani bir zaman kesitinde, bardağın boş yarısı ekonomideki riskleri ve sorunları gösterir… Dinamik durumda, yani zaman içinde boş yarıyı doldurmak gerekir… Bunun içinde reel anlamda su doldurmak gerekir… Ekonomide de riskleri ve sorunları kaldırmak için reel çözümler getirmek gerekir… Bu reel çözümler içinde gerçek durumun, yani bardağın neden boşaldığının tespit edilmesi gerekir… Bardağın sürekli dolu yanına bakarak bu tespiti yapamayız…

Bardağın dolu tarafını görelim diyenlerin amacı piyasaya moral vermek ve beklentileri olumlu yönde yönetmek içindir… Hükümet edenlerin bu yaklaşımı doğaldır… Ancak iktisatçının farkı, gerçek durumu kamu oyuna anlatmaktır…

Kaldı ki yapısal çözümler getirmeden yalnızca beklentileri yöneterek, reel dengeleri değiştiremezsiniz…

Örneğin bu yolla  yerli veya yabancı sabit sermaye yatırımcısını etkilemek mümkün değildir… Çünkü uzun vadeli yatırım yapacak olanlar,  bugünkü göstergelere veya bugünkü olumlu havaya bakmazlar… Mevcut ve potansiyel riskleri hesap ederler. Siyasi iktidarın ne yaptığına bakarlar… Bu gün siyasi iktidar, önceki iktidardan devraldığı kısa vadeli politikalara hiçbir ilave yapmadı… Bunu yatırımcılar görmezler mi?

Bir başka örnek… Bugün bardağın yalnızca dolu tarafına bakmakla, kur riskini ve  4 ayda ortaya çıkan 8.9 milyar dolarlık cari açığı çözemezsiniz..

Veya  iç borç stoğunu , aslında kamuda nakit durumunu gösteren net iç borç şeklinde göstermekle, iç borcun gerçek yükünü gizleyemezsiniz… Zira yatırım yapmak isteyenlerin canı yanacağı için, o sizden daha  doğru hesap yapar…

Hele hele, gelir dağılımındaki bozulmayı ve bu nedenle gelecekte bir talep daralması olacağını, iyimser hava enjekte ederek ve beklentileri yönlendirerek saklamak mümkün değildir..

DİE’nin açıklamasına göre, dişe dokunur  seçilmiş 28 ülke içinde, Türkiye Meksika‘dan sonra gelir dağılımı en bozuk ülkedir… Aslında bunun için DİE’nin açıklamasına da gerek yoktur… Zira hepimiz yaşıyoruz… Piyasada ikili yapı oluştu… Halkın yüzde 95’inin satın alma gücü daraldı… Ucuz konutlar ucuz arabalar satılmıyor… Buna karşılık, devletin yüksek reel faiz transfer ettiği, faiz-kur makasından spekülatif kazanç sağlayan ve toplumun yüzde beşini oluşturan bir guruba   hitap eden,  lüks villalar, akıllı evler, lüks otomobiller , peynir-ekmek gibi satılıyor..

Yani ikili bir ekonomi oluştu… Kitlesel mal üretimi yerini lüks mal üretimi alıyor… Fakir-fukaranın satın alma gücü olmadığı için ucuz ve kitlesel malların üretimi daralıyor… Bu yüzden KOBİ’ler ve esnaf zor durumdadır.

Siz beklentileri yöneterek  gelir dağılımını düzeltemezsiniz… Bu ikili yapıyı  kıramazsınız.

Beklentileri yöneterek yalnızca borsanın şişmesini sağlarsınız… Ancak altyapısı olmadan ve çabuk şişen balonda aynı hızla boşalır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir