GIDA ENFLASYONUN KORKULU RÜYASI OLDU

Temmuz ayı enflasyon oranlarını açıklandı. Temmuz ayı enflasyonu beklenen üzerinde, yüzde 1.16 oranında arttı. 2005 yılından bu Temmuza kadar, Temmuz ayında TÜFE oranı ya eksi olmuş veya en fazla 0.85 ( 2006 ) olmuş. İlk defa bu sene Temmuz ayında TÜFE oranı yüzde birin üstünde oldu.  

Elbette bu artışta darbe teşebbüsünün de etkisi oldu. Ancak görünen tarafı ile gıda fiyatlarındaki aylık yüzde 3.15 oranındaki artış Temmuz enflasyonunun da yüzde 1.16 oranında çıkmasına neden oldu.  

 

 

 

Öte yandan, Dünya enflasyon oranları ile karşılaştırdığımız zaman, Türkiye de enflasyonun çözülmediğini, tersine 2004 yılından beri kronik bir yapı kazandığını görüyoruz. Temmuz ayında yıllık enflasyon oranı ve çekirdek enflasyon oranı bir ay öncesine göre artmıştır.(Aşağıdaki tablo ) 

 

Türkiye de, Gıda fiyatları 2010 yılından beri, Merkez Bankasının korkulu rüyası oldu. Gıda fiyatlarında İlk defa bu sene Şubat-Nisan aylarında düşüş yaşandı. Haziran ve Temmuz aylarında ise sanki geçmiş ayların rövanşını alınıyormuş gibi yüksek artışlar oldu. 

Fiyat oynaklığının yüksek olması ve Tüketici Fiyatları Endeksi içinde en yüksek ağırlıkta olması nedeniyle ( Yüzde 23.68 ) gıda fiyatları sepet içinde fiyat istikrarını bozan en önemli kalemi oluşturuyor. 

Kaldı ki, TÜİK ’in yeni yayınladığı ve 2014 yılı göstergelerine göre gelir gurupları içinde en fakir yüzde 20’lik kesimin aile bütçesi içinde gıda harcamaları daha yüksek, yüzde 30.2 pay tutuyor.  

Düşük gelir guruplarının aile bütçesinin üçte biri gıdaya gittiği içinde, gıda fiyatlarındaki artış, mutfak enflasyonu olarak en fazla bu kesimi etkiliyor. Düşük gelir guruplarının refah kaybına ve gelir dağılımının bozulmasına neden oluyor.

Merkez Bankası ve Hükümet te Gıda fiyatlarındaki artıştan şikâyet ediyor. Şikâyet etmek yerine, acaba gıda fiyatlarındaki artış önlenemez mi? Yoksa gıda fiyatlarındaki artış doğal bir yasa ‘mıdır?

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi verilerine göre, 2015 yılında küresel gıda fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 19 düştü. 

Nasıl oluyor da Avrupa da ve dünyada gıda fiyatları düşerken, Türkiye de bir ayda yüzde 3.15 oranında artıyor?  

Zaman zaman Hükümet kesiminden enflasyon sepetinde gıda payının yüksek olduğu ve düşürülmesi gerektiği açıklanıyor. Gerçekte ise böyle yapmak şark kurnazlığı olur… Zira sepette bu pay yüzde 23,68, oysaki düşük gelir guruplarında üçte bire, bazen de yüzde 50’ye yaklaşıyor.

Bu nedenle gıda fiyatlarının sepetteki payını düşürsek kendimizi kandırmış oluruz.  

Hükümet zaman zaman et ithalatında olduğu gibi fiyatları düşürmek için ithalata izin veriyor. Ancak bu da kalıcı bir çözüm değil. Zira zaten gıda ithalatındaki artış, toplam ithalattaki artıştan daha yüksektir. 

 Söz gelimi 2008 baz yılına göre (2008=100 ) 2016 Mart ayında Nihai yurt içi talep endeksi 118 olduğu halde, gıda ithalatı endeksi 122 oldu.  

Çözüm,  

1)Yeni bir planlama ile kronik enflasyonu kırmak gerekir. Bunun için de, ekonomide verimliliği artırmak, kamuda kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlamak, piyasada oligopol ve monopol yapıları ortadan kaldırarak, rekabetin önünü açmak lazımdır.  

2)Gıda fiyatlarında Devlet’in aracıların oluşturduğu kartelleşmeyi kırması ve gerektiğinde gıda alması ve dağıtması yoluyla fiyatları kontrol etmesi şarttır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.