GENÇLERİMİZE NE VERDİK?

2015 yılında 15-25 yaş arasındaki genç nüfusumuz 12.9 milyon oldu. İlk sayım yılı olan 1927 yılında Türkiye’nin toplam nüfusu 13.6 milyondu.   

Türkiye İstatistik Kurumu Yaşam memnuniyeti Araştırmasına göre, 2015 yılında gençlerin yüzde 63.8’i mutlu olduğunu belirtti. Yüzde 83’ü de gelecekten umutlu olduğunu ifade etti.  

Genç nüfusumuz bizim için Avrupa yolunda elimizdeki en önemli avantajımızdır. 27 AB ülkesinde yaş ortalaması 41.5 iken Türkiye ‘de 29.6’dır. 

 

 

Gençler arasında yüksek öğrenimde okullaşma oranı 2014/2015 öğrenim döneminde yüzde 39.5 oldu. Kadınlar arasında yüksek öğrenimde okullaşma oranı daha yüksek yüzde 41.1, erkekler arasında ise daha düşük yüzde 38 oldu.  

Kadınların daha fazla yükseköğrenim görmesi, Avrupa yolunda modern toplum olmanın önemli bir göstergesidir.  

Ne yazık ki gençlerimize övündüğümüzden çok daha az imkan veriyoruz.  

·         Gençler arasında işsizlik oranı yüksektir.

·         İşsiz ve eğitimsiz genç sıralamasında Türkiye OECD’nin en kötüsüdür.

·         Yükseköğrenimde işgücü planlaması yapılmıyor.

·         Eğitilmiş ve fakat İşsiz gençleri beyin göçü yoluyla kaybediyoruz. 

1)İş aramayıp çalışmaya hazır olan genç işsizleri de katarsak, Türkiye de üç gençten birisi işsizdir.  

2016 Şubat ayı itibariyle gençler arasında fiili işsizlik oranı yüzde 30.9’dur. (Aşağıdaki tablo ) 

 Gençler arasında işsizliğin yüksek olması bazı psikolojik sonuçlara ve sosyal sorunlara neden olmaktadır. 

·         Gençlerde, stres ve depresyon yaratmakta, kaygı düzeyinde artışa neden olmaktadır.

·         Özgüven kaybına yol açmaktadır.

·         Topluma ve Aileye karşı isyankarlığa ve çatışmaya neden olmaktadır.

·         Genci yetiştirip, okutup işsiz bırakmak ortalama verimliliğin düşmesi ve toplumsal maliyetin zayi olması demektir. 

Bir insanı eğitip işsiz bırakmak, bir fabrika yapıp kapıya kilit vurulmasına benzer. 

2) Bu nedenledir ki bizde işsiz ve eğitimsiz genç oranı daha yüksektir. 35 OECD ülkesi içinde son sıradayız.  

OECD ülkeleri ortalaması olarak eğitimsiz ve işsiz gençlerin toplam nüfusa oranı yüzde 14’tür. Buna karşılık Türkiye de bu oran yüzde 28.4’tür.(Aşağıdaki grafik ) 

3) Eğitimde iş gücü planlaması yapılmadığı için gençlerde işsiz sayısı artmaktadır.  

Türkiye’nin hemşire, teknisyen, tekniker, gibi ara elemanlara ihtiyacı var. Liseleri bu yönde organize edersek, hem piyasa talebini karşılamış oluruz, hem de Üniversite önünde yığılmayı önleriz. Ne var ki biz tersine davranıp, sanat ve meslek okullarını kapatıp veya yenisini açmayıp, yerine imam hatip liselerini nerdeyse zorunlu hale getiriyoruz.  

Yetmedi bu ara elemanlar yerine dört yıllık Üniversite eğitimi almış mezunları çalıştırıyoruz. Bu durum da hem yükseköğrenim mezunları arasında moral çöküntüsüne neden oluyor, hem de Üniversite için yapılan eğitim maliyetleri ve zamanı çöpe atmış oluyoruz.  

Yükseköğrenimde de popülist davranıyoruz. Yükseköğrenimde hangi fakülteler ucuz ve kolaysa onu açıyoruz. Açık öğretimden çok sayıda iktisat ve işletme mezunu veriyoruz. Buna karşılık doktor eksiğimiz var.

4)Türkiye de iş bulamayan Üniversite mezunları yurt dışına göçüyor. 

Bu göçe Beyin göçü deniliyor ve bize katlamalı zarar veriyor…

Hazır bir insan yatırımını kaybetmiş oluyoruz…

Yetişmiş beyinlerin getireceği teknolojik buluşlardan, verimlilik artışından mahrum oluyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir