Fiili İşsizlik Sayısı 7.7 Milyona Çıktı

Mart ayı işsizlik oranları açıklandı. Açıklanan işsiz sayısı ve işsizlik oranı geçen seneye göre düştü. Geçen sene Mart ayında yüzde 14.1 olan işsizlik oranı bu sene yüzde 13.2 oldu.

1. İş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı açıklanan işsiz sayısı kadar oldu .

Dünya ve Türkiye işsizlik tarihinde görülmeyen bir gelişme oldu; TÜİK’in açıkladığı  İş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı 3 milyon 728 bin kişi ,buna karşılık işsiz olarak kabul edenlerin sayısı olan 3 milyon 971 kişi , nerdeyse aynı sayıda oldu. Oysaki geçen sene aynı ayda işsiz sayısı 4 milyon 544 ve İş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı ise  bunun yarısından biraz fazla , 2 milyon 269 bin kişi idi.

İş aramayıp çalışmaya hazır olanların tarifi gereği keyfi yorumlara  açıktır. Bu nedenle TÜİK’in bu garipliği açıklaması gerekir. Bunun içindir ki ben her zaman iş aramayıp çalışmaya hazır olanları hem aktif nüfusa ekliyorum, hem de filli işsiz kabul ederek , fiili işsizlik oranını hesaplıyorum ;

2020 Mart ayında fiili işsizlik oranı yüzde 22,8 oldu. Geçen sene bu oran yüzde 19.7 idi. (Aşağıdaki Tabo )

2. İstihdam oranında agresif düşüş var.

İstihdam oranında dikkat çeken bir  düşme var. Geçen sene Mart ayında 27 milyon 795 bin olan istihdam edilenler (yüzde 45.4 ) bu sene Mart ayında 26 milyon 133 bine (yüzde  42 ) geriledi. Nüfusumuz her sene bir milyondan fazla artıyor ve fakat istihdam edilenlerin sayısı düşüyor.

OECD ve Avrupa istihdam oranı  ortalamaları yüzde 60 ile yüzde 70 dolayındadır. Türkiye de İstihdam oranının düşük olması insan gücünün eksik kullanılması demektir ve bu oranın düşük olması yoksulluk kısır döngüsü yaratmıştır.

3. Çözüm konuşmayan bir toplum olduk.

İşsizlik sorunu , üretimi , büyümeyi , gelir dağılımını , toplumsal huzuru ve refahı olumsuz etkiliyor. Siyasi iktidar yapar veya yapmaz, özellikle köşe yazanların çözüm önermesi tarihi bir sorumluluktur. Ben her seferinde öneriyorum. Bu defa  Geçen ay önerdiklerimi tekrar edeceğim .

*Popülizmi kaldırmalıyız. Mevcut politikalar işsizlik üretiyor. Çünkü birçok insana evinde otururken bütçeden para verirseniz, bu parayı alanlar çalışmak istemez. İş yaratmak istemez. İktidarı da iş yarat diye zorlamaz. Doğrusu, zaruri olan sosyal harcamalar dışındaki yardımlarla devletin fabrika kurması ve iş yaratmasıdır.

*Üretimde kullandığımız ithal girdi payını ortalama yüzde 10 seviyesine indirmemiz gerekir. Bunun için ithal ettiğimiz hammadde ve ara mallarını içeride üretmemiz gerekir. Elbetteki her durumda içeride yatırım ortamı ve güven ortamı sağlamak şarttır. Aslında tüm  tasarrufların ve yatırımların artması için, hukuki ve demokratik altyapı kurulmalıdır. Ayrıca, ithal girdi sektöründe bir geçiş dönemi içinde, ithal ikamesi uygulanmalı ve aramalı ve hammadde  yatırımlarına daha yüksek teşvik verilmelidir.

*İstihdam yaratacak yatırımları ve özellikle emek yoğun yatırımları artırmak için istihdam yükünü düşürmeliyiz. Türkiye’de istihdam üzerindeki vergi ve prim yükü, yüzde 37’den başlamaktadır. Yüksek istihdam yükü içeride kayıt dışı istihdama neden oluyor. Bu sorun da haksız rekabet yaratıyor. Ayrıca, Türkiye’nin dış rekabet gücünü düşürüyor. İstihdam yükünün daha düşük olduğu ülkelere karşı da, Türkiye’nin üretim maliyeti daha yüksek olmakta ve rekabet şansını azaltmaktadır. Yapılması gereken, istihdam yükünü yüzde 25’e indirmektir. Bu durumda kayıt dışı istihdam da azalacaktır.

* Suriye sorununun maliyetlerinden kurtulmamız gerekiyor.  Türkiye’de 5 milyon Suriyeli varken hiçbir politika dikiş tutmaz. Suriyeliler handikapını aşmak zorundayız.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir