FAİZDE OYUNUN KURALI

İslam’da faiz günah olarak görülmüştür. Riba – faiz tartışmaları ve farklı yorumları işin esasını değiştirmez.

Türkiye de Bankacılığın gelişmediği dönemlerde tefeciler ayda yüzde 10 gibi yüksek faizler alırdı. Borç birinci yıl ikiye, ikinci yıl dörde katlanırdı. Bu tefeciler birçok insanın evini yıkmıştır. Bu günde tefeciler var… Ancak bunlar genellikle bankalardan biraz daha fazla faiz alırlar. Hatta kredi kartlarında bankalardan daha düşük faiz alıyorlar. Birçok insan kredi kart borcunu kapatmak için tefecilerden para alıyor.

Bir ekonomide enflasyon varsa iki faiz var demektir… Birisi enflasyonu dikkate almadan hesaplanan nominal faiz… Diğeri de enflasyonu dikkate alarak, enflasyonun paranın satın alma gücünü ne kadar düşürdüğünü hesaplayarak bulunan reel faiz oranı.


Türkiye İstatistik Enstitüsü Kurumu (TÜİK) in açıkladığı 2013 yılı nominal faiz ve reel faiz hesabı şöyledir:

2013 MEVDUAT NOMİNAL VE REEL GETİRİ ORANI ( YÜZDE )

YILLIK GETİRİ

YILLIK ORTALAMA

NONİMAL FAİZ

6,10

5,26

TÜFE’YE GÖRE REEL GETİRİ

-1,21

-2,07

ELE GEÇEN NET REEL FAİZ

-1,42

-2,43

Ele geçen reel getiri, brüt faiz gelirinden yüzde 16 oranında vergi ve diğer kesintilerden sonra kalan getiridir.

Diyelim ki 2013 yılı başında birisi arkadaşına 1000 lira borç para verdi. Bu paradan da faiz almadı. 2013 sonunda borç verdiği bu 1000 liranın satın alma gücü 14 lira 20 kuruş daha düşük olacaktır. Başka bir ifade ile parası enflasyon nedeniyle yüzde 1.42 oranında, yani 14 lira 20 kuruş erimiştir. Eline geçen 1000 liranın reel değeri 985 lira 80 kuruşa düşmüştür.

Bu şartlarda borç verenin parası eksilmiş, borç alanın ise satın alma gücü artmıştır. Özetle enflasyondan dolayı işleyen ters bir faiz olmuştur. Borç verenin haksız yere kaybı olan bu ters faiz günah değil mi ?

Bu soruyu şöylede sorabiliriz: 2013 yılında borç veren eğer enflasyon oranı kadar faiz alsaydı, bu faiz mi sayılacaktı, yoksa enflasyonun para değerindeki aşınma mı sayılacaktı?

Merkez Bankası Web sayfasında, banka ve kredi kartları azami faiz oranları ilan ediliyor. Bankalar isterlerse ilan edilen bu azami faizin altında faiz alabilirler. Ne var ki, 19 banka ve iki katılım bankası azamı faiz olan yüzde 2.2 oranından faiz alıyorlar. 19 banka bu faizi ilan edilen ‘’ en yüksek aylık akdi kredi faiz oranı ( nakit çekilenler dahil ) ‘’üstünden, 2 Katılım bankası da yine hemen aynı sütunda ilan edilen ‘’en yüksek aylık kar payı oranı (nakit çekilişi dahil) ‘’ üstünden ve aynı oranda alıyorlar.

Katılım bankaları hep diğer bankalar ve Merkez Bankası’nı ilan ettiği azami faiz kadar mı kar ediyor ki, aynı oranda kar payı dağıtıyor.

Küresel dünyada düşük faiz veya sıfır faiz politikası var. Bu faizler bazen eksiye de düşebiliyor. Ancak biz resmen eksi faiz politikası uyguluyoruz. Son üç yıldır mevduat reel faizleri eksi yazıyor. Yani parasını bankalara yatıranlar üstüne de ters faiz veriyor. Vatandaşın parası eriyor, bankaların gelirleri artıyor… Tasarrufu olan fakirleşiyor… Bankalar zenginleşiyor. Bir bakıma bankalar haksız kazanç sağlıyor. Bu yanlışı yaratanlar, mevduat faizlerini enflasyonun altında tutan bankalar, bunlara yol veren Merkez Bankası ve daha da önemlisi eksi faizi bildiği halde faizlerin düşük tutulmasını isteyen siyasi iktidar değil mi? Ve bu eksi faiz günah değil mi?

Yine bankalar mevduata yüzde 7 faiz veriyor… Aynı mevduat sahibinden kredi kartı için yüzde 26.4 oranında faiz alıyor. Bu istismar günah değil mi? Bu günahı bankalara bu imkanı verenler işlemiyor mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir