FAİZ VE RİSK

Hazinenin iç borçlanma ihalelerinde ortalama nominal faiz oranı yüzde 14.25 oldu.. Beklenen reel faiz oranı ise yüzde 7.97 oldu.. Beklenen ortalama reel faiz oranı  bir yıl sonra gerçekleşmesi beklenen enflasyona göre hesaplanıyor.. Enflasyon oranı hedefin altında gerçekleşirse, reel faizler daha yüksek olur.

Son  bir yıldır , hazine ihalelerinde gerçekleşen ve beklenen reel , faiz oranı birkaç binde puan farkla , yüzde 8 olarak  sabitleşmiş görünüyor..

 Hazine ihalelerinde gerçekleşen faiz , tüm faiz oranları için bir gösterge teşkil etmektedir.. Bu anlamda yüzde 8 reel faiz , istikrarlı ülkelere göre, yüksek faizdir… Sanayileşmiş ve ekonomik istikrar içinde olan ülkelerde reel faizler yüzde 3’ü geçmez. Türkiye de reel faizlerin yüksek olması , ekonomik riskin de yüksek olduğunu göstermektedir..

 
Faiz oranları ekonominin barometresidir.. 2001 krizinden sonra reel faizler çok yükseldi.. Bu gün iki-üç yıl öncesine göre düşüktür..Bu demektir ki ekonomide riskler azaldı..  Ancak  henüz istikrar sağlanmadı..

 2001 güçlü ekonomiye geçiş programının temel hedefi , bankları güçlendirmek ,finans piyasasını çalıştırmaktır..

kaldı ki , program reel sektörü dikkate almadığı , yapısal Reel faizler bu programın hedefine ulaşmadığını göstermektedir.. Kaldı ki reel sektör için çözümler öngörmediğinden  , bu gün reel sektör de sıkıntılar başlamıştır.. Reel sektörün zora girmesi , ekonomi de riskleri  artırmıştır. Bu nedenle , program bir yerde bumerang etkisi yapmıştır.

 Yüksek reel faizin diğer bir nedeni , Merkez bankasının Dözvi kurlarını gizli çıpa olarak kullanmasından ileri gelmiştir.

Merkez bankası 2002 ile 2003 arasında 11 ay , 2003 ile 2004 arasında 13 ay , gecelik faizleri indirmedi..Üstelik  Bu dönemde  enflasyonda ki hızlı gerilemeye rağmen, gecelik faizler düşürülmedi.. Gecelik faizler , referans faizdir.. Sonuçta örneğin 2003 yılında , hazine ihalelerinde nominal faizler ortalama yüzde 46 reel faiz oranı ise yüzde 28 oldu.

 Bu dönemde Merkez bankası döviz de almıyordu.. Ayrıca Türk Lirası için nominal faizler yüzde 48 olduğunda, döviz tevdiat hesaplarına verilen faizler, yüzde 2 ile 3 arasında değişiyordu..

Bu şartlarda elbette Türkiye sıcak para cennetine dönüşecek ve kur dengesi alt üst olacaktı.

 Öte yandan bazı  bankaların kredi kartlarına uyguladıkları faiz oranı yüzde yüze ulaşıyor.. Bu kredilerde reel faizleri , yüzde 25’ten başlıyor.. Yüzde 90’ kadar çıkıyor.. Anlaşılan o dur ki , güçlü ekonomiye geçiş programı , bankaların kurtulmasının maliyetini faizler açısından da halkın sırtına yüklemiş.

 Oysaki Bankalar mevduata en fazla yüzde 20 faiz veriyorlar..Bu konuda aralarında bir mutabakat kararı var.. Ve bunu da Merkez bankasına bildiriyorlar..Merkez bankası da bunu ilan ediyor.

 Özetle , reel faizin yüksek olması yanın da , faiz oranları konusunda da anarşi var.. Spekülatif oranlar var.. Bu şartlarda ekonomide istikrar var demek maalesef mümkün değil.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir