Faiz Ne Olmalı?

Faiz konusunda aşırı kafa karışıklığı var… Bunun nedeni faizi yorumlayanların faize enflasyonu gözetmeden nominal faiz üstünden bakmalarıdır. Medya da aynı hatayı yapıyor. Avrupa’da faiz sıfır , bizde 19 diyenler bunların başında geliyor. Oysaki Euro bölgesinde faiz sıfır ve fakat enflasyonda yüzde 1 yüzde 2 arasında değişiyor. Bizde ise Haziran enflasyonu yüzde 17,53 oldu.

Brezilya ve Meksika faiz oranlarını artırdı. Çünkü  bu ülkelerde enflasyonda artmaya başladı. Brezilya faiz oranını yüzde 3,50 ‘den  4,25’e çıkardı. Ama çekirdek enfasyon’da yüzde 4,16 oldu.   Enflasyon 5,88 e yükselince , Meksika faiz oranlarını 3.50 den 4,25 ‘ e çıkardı .

Bu durumda Meksika’da  reel faiz hala eksi 1,5’tir. Eksi reel faiz Meksika’yı bizim kadar hırpalamadı. Çünkü  bize göre avantajları var.  Hukuki ve demokratik altyapısı var. Ülke riski bizden düşüktür. ( CDS oranı ; Türkiye 386 ve Meksika 93 baz puan ) Bu nedenlerle bizim gibi güven sorunu yaşamıyor.

Bizde hem eksi faiz , hem güven sorunu birleşince , yabancı yatırım sermayesi girişi olmuyor , dahası mevcut sermaye de çıkıyor.

Elbette Türkiye yabancı sermaye girişine bağımlı olarak yaşayamaz. Ama maalesef  iktidar  ekonomiyi bu hale getirdi. Türkiye’nin kur şoklarından ve bu paralelde TL’ nin aşırı değer kaybından doğan maliyetlerden kurtulması için yabancı yatırım sermayesine ihtiyacı var. İthalata bağımlı üretim yapısından ve bu nedenle doğan cari açıktan kurtulursak , o zaman yabancı yatırım sermeyesine ihtiyaç duymayız.

Türkiye İstatistik kurumu , Haziran ayında Finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıkladı. Mevduat faizinin TÜFE ‘ye göre  reel getirisi ;

  • Bir aylık yüzde eksi 0,63 ,
  • 3 aylık yüzde eksi 0,22 ,
  • 6 aylık yüzde eksi 0,01,
  • Yıllık yüzde eksi 7,89 oldu.

Aşağıdaki tabloda , Haziran ayında yıllık olarak  Mevduat ve Devlet İç Borçlanma senetleri dışında  diğer finansal yatırım araçlarının tamamı yüksek reel getiri sağlamış.  TL tasarrufu olanlar eksi reel faizde neden dursun ?

Yüksek reel faiz de , üretim maliyetlerini artırır ve enflasyona yansır.  Yatırımları caydırır . Ancak ;

  • Ülke riski yüksek olduğu için , kısmende olsa bu riski karşılayacak bir reel faiz olmalı. Merkez bankası gösterge faizini , TÜFE oranının iki-üç puan üstünde tutmalıdır.
  • Eksi reel faiz , güven sorunu ile birleşince kur şoklarına neden oluyor. Kur şoklarının istikrar üzerindeki etkileri , reel faizden katbe kat yüksek oluyor.

Faizler iktisat politikasının bir aracıdır. Bu aracı sürekli aynı düzeyde kullanmak gerekmez . Bir hastaya ilaç  verirseniz , hastalığı geçer. Sonrasında aynı ilacı kullanmaz. Faizler de diğer iktisat politikası araçları ile , konjonktüre göre , istikrar sorununun boyutuna ve şekline göre , iyileştirici bir araç olarak kullanılmalıdır. Bu anlamda faiz bazen enflasyon için sebep , bazen de sonuç olur.

Öte yandan bazen eksi faiz , yatırımları teşvik eder. Ama Türkiye de güven sorunu faizden önce geliyor. Bu günkü güvensizlik sorununu Türkiye tarihinde yaşamadı. Söz gelimi 1980 öncesi de reel faizler eksi idi. Bu nedenle imalat sanayinde yatırımlar arattı.

Bu gün bedava para versen , güven sorunu dip yaptığı için yerli ve yabancı yatırım yağmıyor. Herkes servetini dışarıya götürmek istiyor.

Özetle ; bu günkü şartlarda MB faizleri reel faiz oluşacak şekilde enflasyonun üstünde tutmak zorundadır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir