ENFLASYON NASIL ÇÖZÜLÜR?

2013 yılı dünya enflasyon ortalaması tahmini yüzde 2.8 olarak tahmin ediliyor.  Buna karşılık Türkiye de enflasyon hala yüzde 7’nin üstünde seyrediyor. Yüzde 7 enflasyon oranını, on-on beş yıl önceki enflasyonlarla karşılaştırırsak önemli değil diyebiliriz… Ne var ki o zaman tüm dünya yüksek enflasyon yaşıyordu. Şimdi ise enflasyonsuz bir dünya var.

 

Enflasyonla mücadele para, kur ve mali politikalarla sınırlı olursa, enflasyonun köpüğü gidiyor. Ancak enflasyon kronik bir yapı kazanıyor. Bu nedenle enflasyonla mücadele için her şeyden önce yapısal sorunları da çözecek genel bir istikrar programı yapılmalıdır.

Aslında Merkez Bankası enflasyon hedeflemesine yapısal sorunlar çözüldükten sonra gitmeliydi. Böyle olmadığı içindir ki, MB’nin açık enflasyon hedeflemesine gittiği  2006 yılından beri, bir iki yıl dışında enflasyon hedefi tutmadı. Enflasyon hedefi, Merkez Bankasının kamuoyuna ve piyasaya bir taahhüdüdür. Zira tüm politikalar bu hedefe göre şekilleniyor. Hedef tutmayınca bankaya olan güven sarsılıyor.    

Yine enflasyon hedeflemesi için, mali disiplinin sağlanmış ve mali piyasaların gelişmiş olması gerekir. Mevzuatla ve uygulama ile mali disiplin sağlanabilir… Ancak mali piyasaların gelişmiş olması, ülkenin gelişmişlik seviyesine bağlıdır. Türkiye’de borsanın bu kadar hareketli olması, mali piyasalar için bir handikaptır. Finans sisteminin istikrârlı olması gerekir… Türkiye’de finans sektörü aşırı şişti. Reel sektörü temsil etmekten uzaklaştı. Sektörel dengesizlik önemli bir yapısal sorundur.

Enflasyonsuz bir ekonomi, istikrarlı bir ekonomidir. Yapılması gereken önce bir istikrar programı hazırlamaktır.

Bu program, dinamik bir yapısal program olmalıdır. Bu programda hedefler:

1) Piyasada oligopol yapıların kırılması, arz-talep dengesinin kurulması açısından önemlidir. Türkiye’de birçok sektörde piyasanın yüzde doksanı birkaç büyük firma tarafından kontrol ediliyor. Tüketiciler rekabetin getireceği avantajlardan yararlanamıyor. Bu şartlar altında çalışan firmalar maliyetleri olduğu gibi fiyatlarına yansıtabiliyorlar. Verimlilik artışına, Ar-ge’ye, maliyet minimizasyonuna ihtiyaç duymuyorlar.

Oligopol piyasaların kırılması için, başta KOBİ’lere ciddi destekler vermek gerekir. Oligopol piyasaların olduğu sektörlerin halka açılmasını teşvik etmek gerekir. Yine bu sektörlerdeki yeni şirketlere ve yeni yatırımlara destek vermek gerekir.

2) Devleti yeniden yapılandırmak gerekir. Kamu harcamalarında verimliliği artırmak gerekir. Bu nedenle ihale yasasındaki istisnaları kaldırmak gerekir. Devlet doğal tekeller ve altyapı hizmetlerinden doğan fiyat stratejisine yeniden sahip olmalıdır. Bu yolla devletin kısmen fiyatları kontrol etmesi sağlanmalı ve yine devlet sosyal faydası olan mal ve hizmetleri maliyet altı fiyatla satılabilmelidir.

3) Kurlar enflasyonla mücadelenin tek aracı olmadan çıkarılmalıdır. Bu da ancak “kontrollü kur rejimi” ile mümkün olur. Bu rejimde yüksek faiz şartı da ortadan kalkar. Çünkü bugün enflasyon artmasın diye kur düşük tutuluyor. Düşük kur, cari açığın artmasına neden oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir