Enflasyon – Kur ve Yatırımlar Bıçak Sırtında

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu ,politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 24’ten yüzde 19,75’e indirdi. Gerekçe olarak ;

  • Enflasyondaki düşüş eğilimi ;
  • Finansal koşullardaki kısmi iyileşme;
  • Ekonomideki kademeli toparlanma;
  • Cari işlemler dengesindeki iyileşme , gösterildi.

Enflasyon – Faiz bağlantısı :

Merkez Bankası faiz indirimine gitmesi gerekliydi . Ne var ki 4.25 yüzdelik puan yüksek bir indirimdir.

Bu şartlarda Yüzde 19.75 gösterge faizi ve yüzde 16 enflasyon devam ederse , reel faiz  oranı yüzde 3.23 demektir. Türkiye’nin yurt dışı tahvillerinde iflas risk primini gösteren CDS’ oranı da dün itibariyle 356 baz puan idi. Yani 3.23 reel faiz risk primini ancak karşılayan bir orandır.

Hükümetin ve ekonomi yönetiminin  ‘’Faiz ne kadar düşerse , enflasyonda o kadar düşer ‘’ yaklaşımıyla faizleri bu kadar sert düşürdüğü anlaşılıyor. Ne var ki bizim gibi   kırılganlığı  ve riski yüksek  olan ekonomilerde bu tür yaklaşımlar ancak slogan düzeyinde kalıyor.

İktisadi olaylar gibi toplumsal olaylar , matematik kurallara sığmaz. Bazı olayları ayırarak test edebilirsiniz ve fakat iktisadi değişkenler bir veya birkaç değişken değil , çok sayıda değişkendir. İktisat teorileri de varsayımlara ve bazı değişkenleri sabit varsayarak oluşmuştur. Gerçekte ise iktisat politikalarının başarısı bu teorilere göre değil , iktisadi konjonktüre , hukuki ve demokratik altyapıya , Üretici ve Tüketici güvenine , ekonominin potansiyel imkanlarına , dış borç stoku ve yapısına göre çok farklılık gösterebilir. Faiz konusu da bu çizgide değerlendirmek gerekir.

Dahası Türkiye de enflasyon kronikleşmiştir. Faiz de etkili olur. Ancak  Tek başına faiz enflasyonla mücadelede yeterli değildir.

Mevduatın yarısı Döviz cinsindendir. Döviz mevduatının yüksek olması , Merkez Bankasının para politikasının etkisini azaltıyor.

Dahası enflasyon kur artışına bağlı olarak ta değişir. 

Faiz – Kur

Halen MB TÜFE’ bazlı reel kur endeksine göre , TL yüzde 30 dolayında daha düşük değerdedir. TL’nin düşük değerde olması  , kurların daha fazla artmasını önlüyor. Yine de Ekonomik  kırılganlığın yüksek olması nedeniyle diğer iktisadi sorunlar ani kur artışı yaratabilir.

Merkez bankasının faizleri artıracağı beklentisi , kurlar açısından piyasa tarafından önceden satın alınmıştı. Bu durum da yine kurların hızlı artışını önlüyor.

Fed, Avrupa Merkez Bankası (AMB) genişlemeci mesajlar verdi. Bu mesajlar Güney  Afrika ve Endonezya  ve Türkiye ‘de Merkez Bankalarının faizleri düşürmesi için destek oldu.  Genişleme aynı zamanda gelişmekte olan ülkelere daha fazla sermaye girişi yaratır. Bu gelişme de kur artışını yavaşlatır .

Faiz – yatırım

Yüksek reel faiz yatırım maliyetlerini artırır ve yatırımları caydırır. Sermaye finansal yatırımlara kayar. Reel faiz yüksekse mevduata kayar. Ne var ki Türkiye de yatırımları daha çok hukuki altyapı ve güven sorunu etkiliyor. Özellikle son yıllarda faizin  yatırımlar üstündeki etkisi zayıfladı. Dahası bankalar kredi faizlerini indirmekte Merkez Bankası kadar cömert davranmıyor. Kaldı ki Hala aylık faizin olduğu bir piyasada , belirsizlik yüksek demektir. Bu sebeplerle yatırımlar artmayacaktır.

Özet ; Merkez Bankasının faizleri sert düşürmesi , enflasyon , kur ve yatırımları bıçak sırtına taşımıştır. Jeopolitik riskler , dış borç temerrüt riski , bankalar için biriken finansal riskler , ani kur artışları ve enflasyon yaratabilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir