EKONOMİK İSTİKRAR UMUDU BİR BAŞKA BAHARA

Başbakan 2017-2019 program hedeflerini açıkladı. Bu hedefler içinde, Büyüme ve enflasyon hedefleri istikrar açısından daha fazla önem arz ediyor.  

1)Başbakan,  programda 2016 büyüme oranının yüzde 3.2 olarak yer aldığını açıkladı. Program sonunda da büyüme oranının yüzde 5 olacağını söyledi. Ve şöyle ilave etti : ’’Bu sene de aynı şekilde büyümeye devam ediyoruz, bu sene bile Çin ve Hindistan’ı ayrı tutarsak Türkiye dünya ortalamasının iki katı büyümeyi yakalamış durumdadır’’ 

Türkiye’nin Büyüme oranlarını karşılaştırırken Dünya ile değil, Gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırmak gerekir. Gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranı daha yüksek, gelişmiş ülkelerde ise daha düşük olur. Çünkü baz yılı olarak alınan bir önceki yılda  (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla ) gelişmekte olan ülkelerde daha düşük, gelişmiş ülkelerde daha yüksektir.

 

 

Söz gelimi bu sene ABD ‘de yüzde 1.4 büyüme bekleniyor.  Bizde ise iki katından fazla yüzde 3.2 oranında bir büyüme bekleniyor. ABD de yüzde 1.4 büyüme ile GSYH 243,6 milyar dolar artar… Bizde ise yüzde 3.2 büyüme ile GSYH 23 Milyar dolar artar… Biz ABD’ nin iki katı büyüdük ve fakat ABD’ nin yıllık GSYH artışı bizim 11 katımız oldu.  

Öte yandan IMF’ 2016 yılında Gelişmekte olan ülkeler ortalama büyüme beklentisini yüzde 3.4 olarak açıkladı. Gelişmekte olan ülkeler içinde Çin ve Hindistan’ı çıkarmak bir nevi cin fikirdir ve Orta vadeli programın savunmasını zayıflatır.  

Benim düşüncem rakamlara takla attırarak, Çini ve Hindistan’ı çıkararak büyüme sorununu net olarak teşhis edemeyiz ve önlem alamayız. Bunlara harcadığımız enerjiyi, istikrar için çözüm bulmaya harcamalıyız. 

2) Başbakan, Orta vadeli programa göre bu sene enflasyonun yüzde 7.5 olacağını ve dönem sonunda yüzde 5’e gerileyeceğini söyledi. Merkez Bankasının yaptığı beklenti anketine göre de, bu sene TÜFE oranı yüzde 8.07 olarak çıkıyor. (Aşağıdaki Tablo )

 

 

Yüzde 7.5 veya yüzde 8 enflasyon oranları da istikrarsızlık göstergesidir. Özellikle Dünyada enflasyon oranları düşmüşken bizde yüzde 8 enflasyon göreceli olarak ta hala yüksektir. Zira 2016 yılı Dünya gelişmekte olan ülkeler ortalama enflasyon oranı yüzde 5’in altında kalıyor.

Kaldı ki 2005 yılında da TÜFE oranı da 7.72 idi. Yani on bir yıldır enflasyon cephesinde değişen bir şey olmadı. Merkez Bankası 2006 yılından beri enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Temel hedefi yüzde 5’i hiç tutturamadı.  

Başbakanın, on beş yıl önce enflasyonun 30-50 olduğunu hatırlayalım demesi, yani enflasyon konusunda geçmişle karşılaştırma yapması da, OVP olan güveni zayıflatıyor. Zira AKP iktidar olurken 2002 sonunda gerçekten TÜFE oranı 29.75 idi. Enflasyonu düşüren IMF’ nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı oldu. Çiftçiye verilen destekler yüzde 50 azaltıldı, İşçi ve memur maaşlarında artış, hedef enflasyona göre yapıldı. 2004 te enflasyon zaten yüzde 10’a gerilemişti.  

Aslında Başbakan, bundan sonra kronikleşen bu enflasyonu sıfıra nasıl düşürürüz ‘ün formülünü söyleyebilseydi daha isabetli iş yapmış olurdu. Şimdi birisi de çıkıp, siz iktidarı 129 milyar dolar dış borçla aldınız, şimdi Türkiye’nin toplam dış borcu 420 milyar dolara çıktı, derse, yine tartışma kısır döngüsü ve çözümsüzlük içinde kalmış olmaz mıyız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.