EKONOMİK KRİZİ KÖTÜ YÖNETİM GETİRDİ

Girdiğimiz bu ekonomik krizi,  yalnızca küresel krize bağlamak doğru değildir. Eğer bir küresel kriz olmasaydı, Türkiye de ekonomi yine durgunluğa girecekti.

 

Uygulanmakta olan IMF ve döviz çıpasına dayalı kısa vadeli politikalar, eninde sonunda ekonominin durgunluğa girmesine yol açacaktı.

 

Her şeyden önce Türkiye küresel büyümeden payını alamadı. Tersine en zararlı çıkan ülke oldu. 2003- 2006 büyüme yaşandı. Ancak bu büyümenin maliyeti yüksek dış açıklar oldu.

 

2003- 2006 döneminde 163 milyar dolar cari açık yoluyla döviz kaybımız oldu.

 

Cari açığın iki temel nedeni var… Birisi büyüme (petrol ithalatını büyüme içinde değerlendirmek gerekir.) diğeri değerli para ve bu nedenle düşük rekabet gücü.

 

 

2007 ve 2008 yılında büyüme oranının düşmesine rağmen, 2008 de petrol fiyatlarının düşmesine rağmen, cari açık artmıştır. Bu demektir ki cari açığın nedeni YTL ‘nin aşırı değerli yani kurun düşük olmasıdır.

 

CARİ AÇIK YATIRIMA YARAMADI

 

Cari açık yatırıma da yaramadı… Yatırım mallarının ithalat içindeki payı düşük kaldı.

 

İthalatın yüzde 76 sı aramalı ve hammadde ithalatı, yüzde 13.3 ‘ü yatırım malı ithalatı ve yüzde 10.7 ‘si tüketim malı ithalatıdır. Yüzde 13.3 oranındaki yatırım malı ithalatı içinde sanayide kullanılan araç- gereç te vardır.

 

Bu demektir ki yaptığımız ithalat yatırım hacmini artırmadı. Eğer yatırım mallarının ithalat içindeki payı yüksek, örneğin yüzde 50 dolayında olsaydı bu ithalat yeni yatırımların yapılması anlamına gelecekti ve istikrarlı bir büyüme ortaya çıkacaktı.

Öte yandan Sanayide girdi olan ithal aramalı oranı da yüzde 70’tir.

 

Bu nedenle, İçeride aramalı üretimini daraltmıştır. Örneğin birçok iplik fabrikası kapandı. KOBİ ’ler zora girdi. İşsizlik devam ediyor.

 

İthalatın artışının bir sonucu olan cari açık, dış borç, varlık satışı ve kısa vadeli yabancı sermaye girişi ile kapatıldı.

 

Varlık satışı, yeni bir yatırım değil, yerli sermaye yerine yabancı sermayenin geçmesidir. Yerli sermaye de yatırım yapmıyorsa, yeni bir tasarruf yaratılmış olmuyor.

 

EKONOMİ KÖRLEŞTİ

 

Düşük kurun ve IMF’ nin çıpa olarak kullanılması, ekonominin iç dinamiklerini köreltti. Bu yüzden Ekonomi kendi ayakları üstünde duramıyor.

 

Ekonomi yönetiminde ortaya çıkan bu yanlışlar, Türkiye de krizi dünya krizinden önce başlamasına neden oldu.

 

GSYH da büyüme son iki yıldır inişe geçti. 2006 ‘dan sonra , 2007 büyüme oranı yüzde 4.6 ve 2008 ilk yarıda yüzde 4.2 oldu. 2008 ikinci çeyrekte de ise yüzde 1.9’a geriledi.

 

Yurt içi talep göstergeleri, 2007 de bazı sektörlerde, 2008 Haziran ayında ise de ise tüm sektörlerde eksi değer aldı.

 

İmalat sanayinde Kapasite kullanım oranı, Hazirandan sonra düşmeye başladı.

 

Nihayet Eylül ayında sanayi üretim endeksinin yüzde 5.5 düşmesi ve özellikle imalat sanayinde büyümenin eksi 6.4 olması krizin reel sektörde derinleştiğini gösteriyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir