Ekonomik Çöküşler de Demokrasiye Dikkat Edilmelidir.

Virüs nedeni ile bu gün Dünyanın yaşadığı ekonomik kriz değil  daha da ağırı ,  ekonomik buhran veya Ekonomik çöküştür.  Geçmiş buhranlardan bir farkı vardır  ; Buhran ekonomik dengelerin bozulması ile ortaya çıkan yapısal sorunlardan ileri gelmediği  için , diğer buhranlara göre ekonomi daha çabuk toparlanacaktır. Buna karşılık her çöküşte olduğu gibi halkın sorunları artacaktır. Bu sorunları istismar eden siyasetçiler çıkabilir. Demokrasi zarar görebilir.

Demokrasi geçmiş buhranlardan da zarar görmüştür. Benim korkum bu defa da Dünyada dikta eğilimli siyasilerin , buhranı kullanarak demokrasiye zarar vermeleridir. Ekonomik buhranlar ,demokrasi içinde daha hızlı telafi edilir. Despot rejimlerde kısa süreli büyüme yaşanabilir. Ancak  ekonomik buhranların kalkınma yolunda telafisi de uzar. Yada gerçekleşmez.

Parantez içinde hatırlatmak gerekir ki ; Büyüme GSYH’ da meydana gelen reel artıştır. Kalkınma ise içinde demokrasinin de olduğu ; halkın değer yargıları, dünya görüşü ile tüketim ve davranış kalıplarındaki değişmeleri içerecek biçimde toplumsal ve kurumsal yapıda dönüşüme yol açan bir iyileşmedir. Halkın refahı ekonomik kalkınma ile sağlanır.

Dikta eğilimi olan siyasiler buhranın getirdiği paniği , korkuyu , umutsuzluğu istismar ederek , halka kurtuluş umudu , reçeteleri vererek , milli ve dini duyguları okşayarak  ,  otokrasi yolunda kullanabilirler.

Hitler bu yolla seçim kazanmış ve iktidara gelmiştir.

1929 buhranında borsalar çöktü, iflaslar tırmandı , intiharlar arttı  , milyonlarca insan işsiz kaldı.  Almanya da hiper enflasyon yaşanıyordu.

Hitler , Propaganda ve karizmatik bir dille, alt ve orta tabakanın ekonomik  taleplerine ümit verdi. Halkın milli duygularını istismar etti. Partizanlığı tırmandırdı.  Halk içinde bulunduğu bu  zor şartlarda demokrasiyi önemsiz gördü.

Birinci Dünya savaşında Müttefik Devletler, Britanya İmparatorluğuFransa ve Rusya‘dan oluşmuştu.  Rus Batı Cephesi’nde ordu yönetimi  düzensizdi. Yenilgiler yaşandı. Halkın çoğu askere alındı. 1916 sonlarından itibaren kıtlıklar yaşandı. Çarlık rejiminin meşruiyeti tartışır hale gelmişti. Halk panik içinde iken , 25 bin üyesi bulunan Komünist parti kolayca devrim yaptı ve parti diktatörlüğü kurdu.

Bizim açımızdan değerlendirsek İyi ki Rusya’da bu devrim olmuş.  Zira Rusya müttefik devletlerle devam edip , kazananlar masasında otursaydı , Türkiye den çok şey isterdi. Boğazlar – Kars ve Ardahan açısından zorlanırdık. Dahası Devrimden sonra Kurtuluş Savaşına da destek verdi.

Otokrasiler,  halkı bağımsız düşünceden alıkoymak için , partizanlığı öne çıkarırlar. Aynı şekilde İran’da olduğu gibi Mezhepçiliği körüklerler. İslam ülkelerinde dikta rejimleri tarikatları , cami cemaatlerini teşvik ederler. Çünkü guruplarda grup anayasası vardır. Grup ideolojisi vardır . Birinci derecede grubu yükseltmek hedefi vardır.  Bu nedenle de genellikle insanların serbest ve akılcı  düşünmesi olanakları yoktur. Siyasi tercihlerinde de grup psikolojisi içinde hareket ederler. Demokrasiyi göremezler.

Solda devrim , İslamda dava .  Bu yolda grup üyelerinin düşünmesi söz konusu olamaz.  78 ‘lilerden  bir arkadaş ‘’ Liderin eylem kararı tartışılmazdı. Yalnızca yerine getirildi. Tartışma eylem sonrası ancak yapılabilirdi . ‘’ diyor.

Bu gibi örgütlenmeler ve ideolojik takıntılar ,  demokrasinin insan refahına getirecekleri  bilgisinden yoksun kılıyor. En büyük toplumsal risk te budur.

ABD’ de Trump bu riskin getirdiği bir başkandır. Zira  Robert Y. Shapiro -Yaeli Bloch 2008 yaptıkları bir araştırmaya göre  ‘’Elit düzeyde ABD siyaseti , 1970 lerden bu yana hem partizan , hem de ideolojik çizgide gittikçe kutuplaştı ‘’ 

Demokrasinin tahribatı buhranın ekonomik zararlarını kat be kat artırır. Yukarıda örnek verdiğim Hitler rejimi  Alman halkının 15 yılını ve Komünist partisi diktası Sovyetlere dahil halkların 70 yılını götürdü.

 

One thought on “Ekonomik Çöküşler de Demokrasiye Dikkat Edilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir