EKONOMİ KÂĞIT ÜSTÜNDE KURTARILAMAZ

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın(GSYH)  yüzde 1.8 oranında küçülmesinin ekonomide zincirleme etkileri olacaktır. 

En önemlisi, işsiz sayısındaki artışın devam etmesidir. Reel sektörde daralma , kapanan işyerlerinden de zaten anlaşılıyor. Finans sektöründe birkaç banka daralmaya gitti ve   şubelerini kapandı. 

Daralmanın bir başka etkisi, dış borçlarda ortaya çıkmaktadır. Zira dış borçları çevirmek için önce kaynak yaratmak gerekir. Sonra da bu kaynakları dövize çevirmek gerekir. GSYH’nın  yüzde 1.8 oranında daralması , Fert başına büyümenin de yaklaşık yüzde 3 dolayında daralması demektir. Fert başına gelir artışı yoksa elbette gelir yaratamazsınız.  

 

 

Ayrıca üretimin düşmesi , ihracatı da olumsuz etkiler. Kur artışının ihracatı artırması gerekir. Ne var ki ihracatta ithal katma değer yüksektir. Dahası bazı aramalı ve hammadde  ithalatına da mecburuz. Üretimimiz bu ithalata bağımlıdır. Nerden bakarsak bakalım, sonuçta dış ticaret açığımız artıyor.  

Turizm gelirleri de düşünce cari açık artıyor… Döviz ihtiyacı artıyor ve maalesef Türkiye döviz yaratamıyor. 

Gelir ve döviz yaratamayan bir ülke dış borçları çevirmekte sıkıntıya girer.  

Dış borç anapara ve faiz ödemesi ile yabancı sermaye kar transferleri nin net çıkışının GSYH ‘ ya oranı GSYH Büyüme oranından daha yüksek olursa, ülkede fakirleşme başlar.  Şimdilik dış borcu yeni dış borçla çeviriyoruz. Ancak net dış borç ödeyen bir konuma gelirsek, fakirleşme kaçınılmaz olacaktır.   

Bir yılda ödememiz gereken dış borçlar ve cari açık 200 milyar dolardır. Kağıt üstünde gelir artışıyla bu borçları nasıl çevireceğiz ? 

GSYH verileri TÜİK tarafından Birleşmiş Milletler Ulusal hesap sistemi ve Avrupa Hesaplar sistemine göre geriye doğru yeniden hesaplandı. GSYH bir tahmin olduğu için, geriye doğru revizyon olabilir. Ancak TÜİK 2015 yılı için GSYH yüzde 20 artırdı. Ortalama yatırım oranını yüzde 200 artırdı. Ortalama tasarruf oranını ise yüzde 15’ten yüzde 24’e çıkardı. (Aşağıdaki tablo )  

 

1)Tüketim tasarruf, Tasarruf- yatırım oranları ekonomik analizler için temel göstergelerdir. Ortalama tasarruf oranının yüzde 60 ve ortalama yatırım oranının yüzde 200 artması, iktisatçıların son on yılda yapmış olduğu tahlilleri çöpe atmak anlamına geliyor. Hükümetin bu güne kadar yaptığı programlar da tamamıyla yanlışmış. Demek ki Bunun için belimizi doğrultamıyoruz. 

2)2013 yılı ile 2016 yılı ikinci yarı arasındaki 3.5 yılda açıklanmış kümülatif büyüme oranı yüzde 16 iken, yeni hesaplama ile yüzde 26’ya çıkarıldı.  Demek ki firmalar haksız yere işçi çıkarıyor ve kepenkleri kasıtlı olarak kapatıyorlar. 

3)Eğer TÜİK GSYH tahminlerinde bu kadar yanılmışsa, bu işi ayıp derecesinde beceremiyor demektir. Zira tahminlerde yüzde 5 yanılma payı olabilir. Ancak yüzde 200 yanılma payı olursa, o tahmini yapmamak daha iyi demektir.  

4)Baz alınan yıl, 2009 yılı kriz yılıdır. İktisatta temel kuraldır. Hiçbir veri kriz yılı baz alınarak hesaplanamaz. Baz yılının normal yıl olması gerekir. 

Sonuç: TÜİK bu defa iktisat bilimini çöpe attı ve fazla açık verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir