EKONOMİ ÇIKMAZA GİRDİ

Türk ekonomisi geçmişte finansal krizler yaşamıştı. Bu krizler reel sektöre tam olarak yansımadan önlenmişti.

2001 krizi nedeniyle GSYH yüzde 5.7 oranında düşmüştü ve fakat Hükümet ve IMF ‘nin aldığı acil önlemler nedeniyle, ertesi yıl 2002 de yeniden yüzde 6.2 oranında büyümüştü.

2009 yılında GSYH yüzde 4.8 oranında düşmüştü ve fakat ABD ve Avrupa’nın para genişleme kararı ile Türkiye ye gelen sıcak para sayesinde 2010 yılında yeniden yüzde 9.2 oranında büyümüştü.

Bu gün ekonomide finansal kriz yok, ancak finansal krizlerden daha ağır sorun yaşıyoruz… 2012 yılından başlayan ve giderek ağırlaşan bu sorunu bu güne kadar göstergelerde gördük ve fakat 2016 yılında fiilen yaşıyoruz.


2016 da İflas erteleme başvuruları arttı. Fetö terörü de etkili oldu ve Ağustos başında yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile OHAL süresince sermaye şirketleri ve kooperatiflerin, iflas erteleme talebinde bulunamayacakları kararı çıktı.

Bir yetkilinin açıklamasına göre, alacak sigorta şirketleri 2016 yılında batık şirketlerin bir önceki yıla göre yüzde 6 oranında artacağını tahmin ederek planlama yapmış.

Eylülde teşvik belgeli yatırımlar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32.04 azalarak 3 milyar 330 milyon liraya indi. Yatırımlarda öngörülen istihdam sayısı ise yüzde 15.5 azalarak 9 bin 724’e geriledi.

Eylül ayında sanayi üretim endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2.2 oranında düştü.

Ağustos ayı için açıklanan İşsizlik oranı yüzde 11.3’ oldu. Fiili işsizlik oranı ise yüzde 17.4 oldu.

2015 ile 2016 yılı arasında, Banka kredilerinin takibe dönüşüm oranı, KOBİ kredilerinde yüzde 3.5’ten yüzde 4.4’e, bireysel kredilerde yüzde 3.5’ten yüzde 4.6’ya yükseldi. Bazı bankalar şube sayısını azalttı.

AVM’ lerde, kapalı çarşıda Bağdat caddesinde ve İstiklal caddesinde kapanan dükkanlar daha çok dikkat çekmeye başladı.

Varlık barışı imkanlarına rağmen yurt dışında para tutanlar geri getirmedi.

Yabancı sermaye çıkışı sürüyor.

Kur artışı bu tabloyu daha kötüye götürüyor.

Bu tabloyu Türk ekonomisi ilk defa yaşıyor. Bu tabloda terör ve Suriye gibi sorunlar, 15 Temmuz darbe teşebbüsü etkili oluyor. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı danışmanlarının, Hükümetin ve muhalefetin yanlışları daha da zararlı olmaya başladı.

Merkez Bankasına Faiz baskısı bu yanlışlardan birisidir.

Ekonomide, dış politikada yangın varken, OHAL devam ederken Hükümetin ve MHP’nin başkanlık sistemini gündeme getirmesi, güven bunalımı ve tedirginlik yaratmıştır.

AB’ninde hataları olmasına rağmen, bizim Avrupa çıpasını bırakmamız ve yerine, tamamı otokrasi ile yönetilen Şanghay beşlisine yanaşmamız yerli ve yabancı sermaye çevrelerini tedirgin etmektedir. Demokraside tavizlere ve otokrasiye kapı açma olasılığı yüksektir.

Yapılması gerekenlere gelince:

Siyasiler dışında uzmanlar tarafından ‘’ Ekonomide istikrara geçiş programı ‘’ yapılmalıdır.

Hükümetin ekonomi yönetiminde olan bakanları dışında, cumhurbaşkanı danışmanlarının beyanat vermesi önlenmelidir. Söz gelimi Mehmet Şimşek ‘’Döviz kuru, en az faiz enflasyon ve ücretler kadar önemlidir. ‘’derken daha önce Cumhurbaşkanlığı Başdanışman Ertem’’ Doların yükselmesi sağlıklı ekonomimizi gösteriyor ‘’ diyordu.

Başkanlık sitemi ve Şanghay beşlisi, gündemden kalkmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir