EKONOMİDE YÜKSEK RİSK (I)

Önümüzdeki yıllar Dünya ekonomisi ve Türkiye ekonomisi açısından kritik yıllar olarak görünüyor. Küreselleşme ekonomiyi sürekli bir gerginliğe soktu. IMF ve uluslar arası kurumlar, cari açık ve dış borçlanma açısından Türk ekonomisini en kırılgan ekonomiler arasında gösteriyor. Siyasi sorunların tırmanması bu kırılganlığı artırıyor.   

 

Aslında , Küresel süreçte  Kriz aralığı daraldı. Çünkü finans sektörü ağırlıklı bir döneme girildi. Bu sektörde ve özellikle  sermaye piyasasında her zaman balon oluşma riski var. özellikle spekülatif sermaye hareketleri kırılganlığı artırıyor ve spekülatif balonlar yaratıyor. Balon oluştuğu için  2008-2009 krizi ortaya çıktı.

 

 

Küresel süreçte , ekonomik krizler finansal krizler şeklinde ortaya çıkıyor ve buna da , 

           Finansal sektör bilançolarındaki bozulma,

           Belirsizlikteki artışlar,

           Varlık fiyatlarındaki değişmeler nedeniyle finansal olmayan bilançoların bozulması neden oluyor.

 

Bizim gibi aşırı kırılgan birkaç ekonomi daha kırılgan ve  daha riskli olduğu için , finansal krizlerden de daha ağır etkileniyor. Söz gelimi   Kriz yılı olan 2009 yılında  dünya büyüme ortalaması  eksi yüzde 2.2 olurken Türkiye de daha düşük , eksi yüzde 5.8 oldu. Yine  ayn ı kriz yılında bizim gibi gelişmekte olan ülkeler ortalama 1.2 büyürken , Türkiye 5.8 oranında küçüldü.

 

 

 

KRİZ YILINDA DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BÜYÜME

 

ÜLKELER                                                 2009                    

—————-                                       ————–

Dünya  ortalaması                                -2.2              

Yüksek Gelirli Ülkeler                        3.3                  

Euro Bölgesi                                      -3.9                 

Gelişmekte Olan ülkeler                          1.2           

Türkiye                                                      -5.8                   

ABD                                                        – 2.5                      

Japonya                                                      -5.4                   

Çin                                                            8.4                      

Hindistan                                                      6.0                    

Meksika                                                       -7.1                  

Arjantin                                                        -2.2                  

(Kaynak: Dünya Bankası, Küresel Ekonomik Beklentiler 2010 Raporu.

Türkiye revize edilmiş )

 

Bununla birlikte , küreselleşme  aynı zamanda krizlerin daha fazla derinleşmesini de engelledi. Söz gelimi bu gün 1930 dünya krizi gibi ağır bir kriz beklenmiyor. Çünkü sermaye ve üretim uluslararası bir yapı standardına girdi. IMF ve Dünya bankası gibi uluslar arası kurumlar daha aktif ve etkili hale geldi. Dünyada   ekonomik sorunlar için daha geniş  alternatif çözümler ve güç birliği oluştu. Mamafih, 2008 krizinde ABD ve AB likiditeyi artırınca , bütün dünya bu artıştan etkilendi.

 

Ne var ki , korkunun ecele faydası yok… Müdahale oldukça kırılganlık ve riskler de artıyor. Söz konusu  2008 krizinde  ABD’ de ve birçok gelişmiş ülkede finans sektörü devlet desteği ile kurtarıldı. Bu demektir ki diğer sektörlerden ve tüm toplumdan bu sektöre kaynak ve gelir transfer edildi. Bu nedenle finans sektörü ile reel sektör arasındaki denge daha fazla bozuldu. Kırılganlık arttı. Kriz askıya alındı ama elbette ki  biriken riskler bitmedi, geçici olarak ertelendi.

 

 

IMF finansal krizleri; para, bankacılık ve borç krizleri olarak üçlü genel bir ayrıma tabi tutmaktadır. Bu açılardan Yarın bu köşede ,Türk ekonomisinin neden riskli olduğunu tartışmaya  çalışacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir