EKONOMİDE MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

Ekonomiye uzun dönemli bakmak ve madalyonun arkasını görmek istemezler… Bu nedenle ortaya çıkacak olumsuzluklar karşısında çaresiz kalırlar… Zarar görürler…

Madalyonun bir yüzünde Dünya ekonomik konjonktüründeki olumlu gelişmelerin, Tek parti iktidarının getirdiği psikolojik havanın, beklentilerin iyi yönetilmesinin ve Döviz kurlarının “Örtülü çapa” olarak kullanılmasının sonucunda oluşan iyimser ortam var… Bu nedenle, enflasyon geriledi… Ve Büyüme ortaya çıktı.

Madalyonun diğer yüzünde, ekonomik sosyal ve siyasi risklerin artması var.

Ekonomik sosyal ve siyasi riskleri uygulanmakta olan kısa vadeli iktisat politikaları ve özellikle faiz kur dengesizliği getirdi…

Ekonomide büyüme var… Ancak bu büyüme yatırım hacminin artması sonucu olmadı… İstihdam yaratan, işsizliği azaltan bir büyüme olmadı ithalata dayanan bir büyüme oldu… Zira düşük kur’dan dolayı ithalat ucuzladı… Türkiye içerde üretmek, yerine ya doğrudan tüketim malı ithal etti veya aramalı ve hammadde ithal ederek, bu ithalatın üzerine katma değer ilave etti… Tüketimde ve ihracatta kullandı…

Bu nedenledir ki son yıllarda ithalat ihracattan daha hızlı arttı… Ve 2004 yılında 34 milyar dolar dış ticaret açığı meydana geldi… Zaten ortalama yatırım oranının artmamış olması da bu durumu daha net olarak göstermektedir. Yapılan yatırımlar yeni yatırım şeklinde olmayıp, modernize tesisi ve yenileme şeklindedir. Kaldı ki  kamu faiz dışı fazla oranını tutturmak için  altyapı yatırımlarını yok denecek düzeye indirdi..

Elbetteki Bu şartlarda istihdamda bir artış beklemekte doğru olmaz…

Öte yandan Enflasyondaki düşmeyle, halkın satın alma gücünü de karıştırmamak gerekir… Örneğin enflasyon yüzde 60 olduğu yıl ücretler yüzde 80 artarsa, ücretlinin satın alma gücü artmış demektir… Buna karşılık enflasyon yüzde 12 iken ücretlinin geliri yüzde 5 artarsa, ücretlinin satın alma gücü azalmış olacaktır.

Enflasyonla mücadelede toplam talebi düşürmek için, işçinin, memurun, emeklinin ve çiftçinin reel geliri düşürüldü… Halkın satın alma gücü düştü… İlave olarak fakir-fukaranın vergi yükü arttı. Kullanılabilir geliri azaldı… Bu gün toplam vergilerin üçte ikisi, fakir-zengin herkesin aynı oranda ödedikleri KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluşuyor.

Ekonomide kırılganlık arttı… Faiz-Kur makası nedeniyle Türkiye’ye sıcak para girdi… Yine düşük kur’dan dolayı 2004 yılı Cari Açığı 15.5 Milyar dolara yükseldi… Bu durum hem kırılganlığı artırdı… Hem de Dış Borç stokunu artırdı… Yabancı yatırım sermayesi gelmedi… IMF ile standby dışarıda  “Ekonomide henüz istikrar sağlanmadı” şeklinde bir imajın oluşmasına yol açtı Bütün bu nedenlerle ve maalesef Ekonomik krizin alt yapısı oluştu.

 

Şimdi madalyonun tersini iyi görmeliyiz… Ve daha doğru politikalar üretmeliyiz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir