EKONOMİDE KÖTÜ MİRAS

Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek , iç tasarrufların düşük olduğunu bu nedenle dış kaynağa ihtiyaç olduğunu ve bunun için de içerde faizlerin yüksek olduğunu söyledi.

Bu tespiti herkes yıllardır yapıyor. 2000 ‘li yıllarda yüzde 20’nin üstünde olan tasarruf oranı şimdi yüzde 14’lere geriledi. Bunun nedeni üç yıl öncesine kadar kontrolsüz giren sıcak para ve düşük kur uygulaması sonucu suni refah ve tüketim artışının ortaya çıkmasıdır. Ayrıca kırılganlığın yüksek olduğu bir ekonomide tasarruf ve yatırım eğilimi düşük kalır.


Ancak bu yanlışın nedeni ekonomi yönetimidir ve içinde Mehmet Şimşek’te vardır. Şimdi biz vatandaş olarak ekonomi yönetiminin kendi yanlışlarını şikayet etmesini değil , çözüm getirmesini bekliyoruz.

Öte yandan Faizler yüksek derken enflasyonun dışlanması kabul edilemez . ABD’ de eksi faiz var derken ABD ve Türkiye’de gerçekleşen enflasyonu es geçemezsiniz . Enflasyonu da katarak faizleri ‘’reel faiz ‘’olarak konuşmak gerekir. Türkiye de reel faiz ABD’ den daha düşüktür.

2015 yılı için ABD’ de gösterge faizi 0.50 buna karşılık enflasyon 1.40 oldu. Yani reel faiz -0.88 ‘dir. Türkiye de ise gösterge faizi 7.50 ve enflasyon oranı ise 9.58’dir. Türkiye de reel faiz oranı -1.90 dur… Yani ABD’den düşüktür.

Bu tür hatalar ve göstergelere eksik bakmak hem bu gün çözüm getirmez ,hem de gelecek kuşaklara maliyet yükler. Bunların başında düşük tasarruf nedeniyle artan dış borçlanma vardır.

Dış borçlar kamu veya özel olsun, hepimizi ve gelecek kuşakları ilgilendiriyor. Zira;

1)Dış borçlarla   iç  borçların   ekonomik ve sosyal etkileri farklıdır.. İç borçlar, reel faizlerin büyüklüğüne göre devletten özel kişilere veya özel kişilerden devlete kaynak transferine neden olur.. Bu nedenle Gayri Safi Milli Hasıla içinde bir transferdir. Gelir dağılımını etkiler.. Dış borçlanmada ise kaynak girişi ve çıkışı olduğu için, doğrudan GSMHnın  büyüklüğünü etkiler. Ayrıca döviz arz ve talebini ve kurları da etkiler .

2)Dış borçların geri ödenmesi için büyüme ve gelir artışı yetmez. Ayrıca dövize ihtiyaç var. Yani dış borçlarda geri ödeme döviz ihtiyacını artırır. Türkiye de son 4 yıldır hem büyüme oranı düşük seyrediyor , hem de net yabancı sermaye çıkışı var. Türkiye dış borçlarını daha pahalı faizle çeviriyor. Zira kırılganlık ve risk yüksektir.

Dış borç ödemede sorun yaşanırsa bundan yalnız dış borcu olan özel sektör değil ekonomi ve hepimiz etkileniriz.

3) Devlet ve özel sektörün dış borçlanmayı nasıl kullandığı da önemlidir. Devlet dış borçlanma ile kamu açığını kapatmıştır. Altyapı yatırımı yapmamıştır. Devlet eğer dış borçlanma ile altyapı yatırım yapmış olsaydı, bu yatırımlar kendi dış borcunu öderdi.

Özel sektör de , aramalı ve hammadde ithalatı için dış borçlanma yoluna gitmiştir. Eğer özel sektör yatırım malı teknoloji ithal etmiş olsaydı , bu yatırımlar nedeniyle ihracat artar ve dış açık sorunu olmazdı.

4. En büyük sorun Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna geçtiğinde ortaya çıkacaktır.

Şimdi yüksek faizle dış borçları çeviriyoruz. Ancak bu durum sonsuza kadar devam edemez. Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince , dışarıya net kaynak çıkışı olacaktır.

Borç stokunun yüksek olması her yıl daha fazla faiz çıkışı demektir.

Türkiye’den dış borç anapara, dış borç faizi çıkışı ve yabancı sermayenin kâr transferi gibi toplam kaynak çıkışının GSYH’ya oranı, büyüme oranından daha yüksek olursa, fakirleşme başlayacaktır. Bu sonuç bugün ve yarın herkesi etkileyecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.