EKONOMİDE KAÇINILMAZ SON

Dünya ekonomik istikrarı pamuk ipliğine bağlı görünüyor. Çünkü  bir dünya para sistemi yoktur ve  aynı dünya  doların etrafında dönüyor. Bunun içindi ki ABD Merkez bankası olan  FED’ kararları bütün dünyayı anında etkiliyor.

FED  2013 yılı bütçe açığını  finanse etmek ve işsizliği düşürüp ülkenin ekonomik büyümesine destek olmak için , her ay  85 milyar dolarlık da hazine tahvili alıyor . ABD bütçe açığının azalması ve işsizliğin düşmesi halinde bu alımı azaltacağını söylüyor. Bırakın FED’in  piyasaya para vermeyi azaltmasını , söylentisi bile  para ve sermaye piyasalarını olumsuz  etkiliyor.

Aslında ise ekonomide büyüme, istihdamda artışı ve sağlıklı bir konut piyasası  oluşursa zaten böyle bir dönemde parasal genişlemenin   sonuna gelinecektir. Çünkü bu takdirde ekonomik istikrar sağlanmış demektir.

FED ‘in 2014 te hazine tahvili alımlarını  azaltmasının bir nedeni de 2013 yılında  bir trilyon dolar olan bütçe açığının azalması beklentisidir.

 

 

Nerden bakarsak bakalım , küreselleşmenin ve arkasından 2008 krizinin çözülmesi için bankalara devlet desteği ile artan para bolluğu bu şekilde devam etmeyecektir.  Zira bu yolla  2008 krizi bir  cam  fanusa konulmuştur. Devam ettirmek reel dengeleri daha çok bozacak ve daha fazla balon oluşacaktır.

Dünyada para bolluğunun ve doğal olarak ta sermaye hareketlerinin daralması en fazla bizi etkileyecektir. Çünkü gelişmekte olan ülkeler içinde en fazla bizim cari açığımız var. Bu cari açığı sürekli yeni dış borçlanmayla , kısa vadeli sermaye girişi ile finanse ediyoruz. 

Türkiye ye gelen yabancı sermaye , sıfırdan yatırım yapmak için gelmiyor. Yani kalıcı değil … Söz gelimi sıcak para, ne zaman çıkacağı belli olmayan bir nevi kısa vadeli dış borçtur.

 

OCAK –EYLÜL YABANCI SERMAYE   GİRİŞİ

                                                           2012                                        2013

Cari işlemler açığı                            -38.4                                       -49.0

Yurtiçinde Doğrudan Yatırım         10.5                                          8.7

Portföy Hesabı

Hisse senedi                                       2.7                                          -0,3

Borç senedi                                      19.9                                       16.9

   

Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi hisse senedi ve borç senedi şeklindeki portföy girişlerinde bu sene Ocak- Eylül 9 aylık  dönemde geçen yıla göre düşüş var. Buna karşılık cari açıkta artış var.

Merkez  Bankasının yayınladığı , Uluslar arası yatırım pozisyonu açığı eylül ayında net 400 milyar dolar oldu. Bu büyüklük Türkiye’nin bir yıllık Milli gelirinin yarısı demektir. Yine Merkez bankasının açıkladığına göre , Bankaların yer aldığı  finansal kesim dışında kalan firmaların net döviz pozisyon açığı 164.4 milyar dolar oldu. Türkiye’nin dış borç stoku 370 milyar dolara çıktı.

 

Bu sorunlar Türkiye’yi daha riskli kılıyor… Sermaye hareketleri  azaldıkça Türkiye daha fazla dış borç bulmak zorunda kalacak ve doğal olarak zorlanacak ve daha yüksek faiz verecektir.  

 

Bu durum Mart seçimlerine kadar hükümet tarafından şöyle veya böyle sürdürülebilir… Ancak güneş balçıkla sıvanmaz…Marttan sonra siyasi sonuçlarda etkili olmak üzere  kriz riski yüksek görünüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir