EKONOMİDE DURGUNLUK…

Küresel finansal kriz , henüz dibe vurmadı. Dibe vurması kısa sürede zaten beklenemez. Ekonomik krizler üç aşamada gerçekleşiyor..

 

Önce Aşırı şişen finans sektörü zora giriyor. İşlemler daralıyor. Spekülatif işlemler yapan bankalar batıyor veya bu bankaların zararları, vergi verenlere  sosyalize ediliyor. Şimdi ABD ve Avrupa ülkelerinde , bankaları kurtarmak için yapılan budur.

 

İkinci aşamada , kriz reel sektöre sıçrıyor. Reel sektörde borcu olan işletmeler zora giriyor. Risk arttığı için yatırımlar daralıyor.   Talep düştüğü için , satışlar azalıyor. İşletmeler daralıyor. İşçi çıkarıyor. İşsizlik artıyor.

 

Üçüncü aşamada kriz dibe vuruyor. Sosyal sorunlar ortaya çıkıyor. İşsizlik ve yoksulluk sosyal tepkiler doğuruyor. Hükümetler düşüyor.

 

 

Ekonomik krizin bu aşamaların hepsini tamamlaması gerekmiyor. Uygulanmış ve uygulanmakta olan politikalara göre , finans sektörünün maliyeti daha yüksek , reel sektörün maliyeti daha düşük olabilir. Ancak mutlaka reel sektöre yansır.

 

İFLASLAR PİYASANIN SİGORTASIDIR

 

Normal dönemlerde iflaslar , piyasa ekonomisinin  sigortasıdır. Çünkü verimsiz çalışan , iş yapamayan ve zarar eden firmalar iflas eder. Ekonomide kaynaklar kaybolmayacağına göre, iflas eden firmanın yerine yeni ve daha verimli ve karlı firmalar gelir. Bu yolla piyasa yanlışları elimine etmiş , doğrulara devam imkanı sağlamış olur.   

 

Ne var ki , kriz dönemlerinde bu iflaslar zincirleme oluyor ve sistem çöküyor. Toplumsal maliyeti çok yüksek ve uzun dönemli oluyor. Bu nedenle de hiçbir hükümet kayıtsız kalamıyor. Ve müdahale ediyor.

 

Biz uzun zamandır , Türkiye’nin uzun dönemli bir durgunluk yaşayacağını söyledik… Bu durumu tahmin etmek zor değildir. Çünkü AKP iktidarı , ekonominin altını boşalttı. Faiz gibi , kur gibi  iktisat politikası araçlarını felç etti. Düşük kur ile , iç üretimi baltaladı. Sanayide , daha ucuza geldiği için herkes aramalı ithal etmeye başladı. İçeride aramalı üretimi azaldı. Örneğin iplik fabrikalarının bir kısmı kapatıldı.

Yine , faiz dışı fazlayı tutturmak için , AKP iktidarı kamu altyapı yatırımlarını kıstı. Altyapı yatırımı olmayınca , özel sektörde potansiyel yatırım imkanlarını kullanamadı.

 

HÜKÜMET İPİN UCUNU KAÇIRDI

 

İç ve dış faiz farkı yüksek olduğu için , özel sektör dışarıdan yüzde 5 faiz döviz borçlandı. Bu dövizleri bozdurdu. Yüzde 18 faizle hazine bonosu aldı. Şimdi özel sektörün 80 milyar dolar döviz açığı var. Kur artışı karşısında , özel sektörün riski arttı.     

 

AKP iktidarı sıcak paraya , spekülatif sermayeye çalıştı. Bu yüzde ekonomi aşırı kırılgan oldu.

 

Şimdi Türkiye  Dünyada resesyon yayacak üç- dört ülkeden biri olarak tahmin ediliyor.

 

Resesyon , en az bir orta dönemde ekonomik faaliyetlerde gerileme nedeniyle Fert  Başına Reel Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın düşmesidir. .

 

Ekonomideki daralma daha  şiddetli olursa buna depresyon denilmektedir.

 

Türkiye de 2007 yılının ortalarından itibaren ekonomide  bir duraklama yaşıyor. Bunun göstergeleri, tekstil gibi bazı sektörlerde işçi çıkarmalar ve otomativ sektöründe 3 büyük firmanın üretimine ara vermesidir.

 

 Bu yılın ikinci çeyreğinde GSYH ‘ yüzde 1.9 oranında büyüdü… Ancak

Fert başına gayri safi Yurt içi Hasıla sıfıra yakın , yüzde 0.5 büyüdü.

 

Ağustos ayında aylık sanayi üretim endeksi , yüzde 4 azaldı. Bu demektir ki, GSYH ‘ da büyüme oranı da daha düşecektir.

 

Hükümet bu riski görmek istemiyor. Temel nedeni iktisat politikalarında ipleri elinden kaçırmış olmasıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir