EKONOMİDE İÇ KUŞATMA

Herhangi bir ülkenin tek başına  Küreselleşme sürecini durdurması mümkün değildir…O halde yapmamız  gereken, doğru politikalar uygulayarak bu süreçten ülkemizi karlı çıkarmaya çalışmaktır…

Maalesef Türkiye “Faiz-Kur makası” tuzağına düştü… Ve 2000 yılından bugüne 34 milyar dolar cari açık verdi… Yani küreselleşme sürecinde kan kaybetti…Eğer doğru politikalar uygulansaydı, bu zararlar oluşmazdı…Toplumun dış borcu artmazdı

Bu kayıplarda finansal sermayeyi suçlamak yerine, kur politikası yoluyla, Türkiye’yi  bu kuşatmayı açanları suçlamak daha gerçekçi olur.

Kaldı ki şimdi ekonomik açıdan Türkiye yalnız dış kuşatma altında değil, aynı zamanda da “ iç kuşatma” altındadır…

“İslam Özel Sektörünün Geliştirilmesi Kurumu” söz konusu iç kuşatmanın yeni bir aracıdır…

Dış işleri komisyonundan geçen tasarıya göre;

       – İslami Üretim yapan kuruluşlara kredi verilecek”

      – “Anlaşmazlıklarda İslam mahkemesi yetkili kılınacak…”

Bu anlaşmayı daha iyi analiz edersek ,sorunun  yalnızca Hukuka  aykırı olmasıyla sınırlı kalmadığını da görebiliriz.

   1) Siyasi iktidar bilerek veya bilmeyerek ve ekonomiyi kullanarak Laiklik İlkesini dolaylı yoldan zedelemektedir…Bugün ekonomide İslam Mahkemesi ,yarın Şeriat Mahkemesinin yolunu açmakta kullanılabilir.

  2) Haksız rekabet yaratarak üretimin yolunu kesmektedir. Örneğin, türban üretimine kredi verilecek… Ancak Mayo üretimine verilmeyecektir… Oysaki Türkiye Türban değil Mayo ihraç ediyor.

Yine örneğin  Şarap üretimine teşvik verilmeyecektir…Oysaki Türkiye Şarap üretimi için Dünya’nın en uygun merkezlerinden birisidir.Anadolu Üzümün ana vatanıdır…Bulunan bir kil tablette Hitit Kralı Sümer Kralına üzüm veriyor… Sümer Kralı da Hitit Kralına Buğday başağı veriyor.

Dünyada Şarap talebi hızla artıyor. Ve Türkiye’de kaliteli şarap üretiminde söz sahibi olmaya başladı. Bu süreç hem köylüyü kurtaracak, hem de ihracatımızı arttıracaktır.

Haksız Rekabet yaratarak, Şarap üretiminin ve ihracatının yolunu kesmek iktisadi açıdan veya sosyal açıdan  rasyonel değildir.

   3)  Hıristiyan devletlerde birleşip ”Hıristiyan ülkelerde özel sektörün desteklenmesi” diye bir kurum kursalardı sonuç ne olurdu? Bir yandan  Başbakan Türkiye’nin AB üyeliği  Medeniyetler çatışmasını önleyecek diyor… Öte yandan İslam birlikleri kurmak istiyor… Bu bir çelişki değil midir?

   4) Müslüman Arap ülkeleri, petrol gelirlerini ABD’de değerlendiriyor… Bu günah olmuyor… Türkiye’de CocaCola, içmek günah oluyor… En büyük günah halkı kandırmaktır. Din istismarı yoluyla tüketici tercihlerini değiştirmektir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir