EKONOMİDE BAŞBAKAN VE HÜKÜMET PANİKLEDİ (II)

Dün bu köşede, Başbakanın ve Hükümetin ekonomideki olumsuz gidişatın faturasını, başkalarına yüklemek istediklerini yazmıştım. Ekonomik sorunları 14 Mart AKP kapatma davasına bağlamak istediklerini, oysaki ekonominin 14 Marttan önce bozulduğunu, bu durumu Borsa, Yabancı sermaye, Dış açıklar ve enflasyonda gördüğümüzü açıklamıştım. Ayrıca,

 

7) Türkiye’nin Dış Borç Stoku da 14 Mart öncesi 263 Milyar Dolara Yükseldi

 

2002 Yılına Göre Toplam Dış Borç Stoku Yüzde 202 Artarak 263 Milyar Dolara Yükseldi. Türkiye Brezilyadan Sonra Gelişmekte Olan Ülkeler İçinde İkinci En Büyük Dış Borcu Olan Ülkesi Oldu.

 

 

 

———————————————————————————————–

TÜRKİYE’NİN DIŞ BORÇ STOKU

 

                                              2002              2008                  Artış

                                                                     Mart                  %                                                                                                                                                                                                                                             

                                             ————        ———–        ————

Toplam  Dış Borç Stoku        129.7              263.0              202.8    

Kısa Vadeli Dış Borç               16.4                44.5              445.0               

Bankacılık Sektörünün            10.3                50.4              489.3                                                                    

————————————————————————————————

 

İç tasarruf açığı ile AKP iktidarının kuru baskılamak ve sıcak para girişi sağlamak amacıyla reel faizleri yüksek tutması, özel sektörün dış borçlanmasını artırdı. Toplam dış borç stoku İlk çeyrekte 24 milyar dolar arttı.

———————————————————————————————

 

8) Tüketici geleceğini iyi görmüyor. Güven duymuyor

MB ve TÜİK’ in birlikte hazırladığı Tüketici Güven endeks değeri Aralık 2007 de 93.89 iken Mart 2008 ‘de 81.96’ya geriledi.

 

 

9)Hükümetin övdüğü İlk çeyrek büyümede çelişki var.

 

TÜİK 2008 ilk çeyrekte GSYH’ da büyüme oranını yüzde 6.6 olarak açıkladı. Bu büyüme oranı dünya ekonomik konjonktürüne ve Türkiye’nin 2007 büyüme oranına göre yüksek bir orandır.

 

Ne var ki MB ve TÜİK ortak yaptıkları, imalat sanayi (reel sektör güven endeksi) ve tüketici anketleri ile açıklanan büyüme oranları arasında çelişkiler var.

 

Örnek: 1) 2008 ilk çeyreğinde toptan ve perakende ticaretin yüzde 9.9 büyüdüğünü açıkladı. Bu büyüme ekonominin canlı olduğunu gösteriyor. Oysaki:

 

  • Yılbaşından bu yana toptan ve perakende ticarette bir durgunluk olduğu, protesto edilen senetler ve kapanan şirket sayısındaki artmadan anlaşılıyor.

 

  • Reel kesim güven endeksinde ise ankete katılanlar ilk çeyrekte özel sektör toplam mal siparişinin düştüğünü söylüyor… Toplam sipariş endeksi, 2007 Temmuz ayında yüzde 91.8 iken 2008 ocak ve şubat aylarında 80.5’ e gerilemiş. Tüketim malı ithalatın da artış var, ancak iç üretimdeki bu düşmeyi telafi etmiyor.

 

Örnek: 2) TÜİK ’in rakamlarına bakarsak, büyüme yüksek talebe bağlı olarak gerçekleşmiş. Yurtiçi tüketim geçen senenin de üstüne çıkarak yüzde 7.3 oranında büyümüş. Oysaki tüketici endekslerinde tüketiciler TÜİK’ ten farklı konuşuyor.

 

  • Tüketici güven endeksi bu sene başından başlayarak hızla düşmeye başladı. Yılsonunda 93.89 iken mart ayında 81.96’ ya geriledi. Aynı endekste tüketici satın alma gücünün düştüğünü, iş bulma olanaklarının azaldığını söylüyor.

 

Örnek: 3) TÜİK’ e göre ilk çeyrekte özel sektör yatırımlarında da patlama olmuş. Geçen sene ilk çeyreğinde özel sektör sabit sermaye oluşumu yüzde 2 artmışken bu sene yüzde 11.3 artmış.

 

  • Yatırımlar bu kadar arttı ise neden işsizlik azalmadı, tersine geçen yıla göre arttı. ( Geçen yılın Şubat ayında Tüik’ in açıkladığı işsizlik oranı yüzde 14.2 iken bu sene bu oran 14.6 ‘ya yükseldi.) 

 

  • Reel kesim güven endeksinde sabit sermaye miktarı, Ağustos 2007’de 121.3 iken 2008 in ilk üç ayında düşerek, sırasıyla 107, 102 ve 103 olmuş. Bu durumda ankete katılan reel sektör temsilcileri yalan mı söylüyor?

 

SİYASİ ORTAMI BAŞBAKAN VE AKP RADİKALLERİ BOZDU.

 

Mecliste AKP’nin mutlak çoğunluğu var… Hükümet AKP Hükümeti… Cumhurbaşkanı AKP’li… Buna rağmen Türkiye’de siyasi belirsizlik varsa, bu AKP iktidarının beceriksizliğinden ileri gelmiştir.

 

Başbakan ve AKP İktidarı, bilerek siyasi ortamı geriyor… Belirsizlik yaratıyor. Rejimle olan rövanşını, rejimle olan kavgasını bu yolla sürdürüyor.

Hükümet ekonomideki başarısızlığı nedeniyle, sürekli Çıpa’ya ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle AB’ yi ve IMF’ yi çıpa olarak kullanıyor. Ekonomiden sorumlu Bakan, IMF’yi yeniden çağıracaklarını açıkladı.

 

Ergenekon davasında henüz savcı iddianameyi açıklamadan, kimi neyle suçladığını söylemeden, Başbakan ‘’Biz mafya ve çetenin avukatı değiliz‘’ diyerek, savcı yerine ‘’mafya‘’ ve  ‘’çete‘’ suçlaması yaptı.

 

Hükümet üyeleri arasında da bir koordinasyon yoktur. Örneğin devlet Bakanı M. Şimşek’ in faiz artışı hazineye 20 milyar YTL yük getirdi beyanını, Başbakan yardımcısı N. Ekren  ‘’Maliyetin tam rakamı için değişik alanlarda tekrar olması gerekir‘’ diyor.

 

Ekonomiden sorumlu devlet Bakanının inandırıcı olmayan bu tür konuşmaları, piyasalarda güven bunalımına neden oluyor. Bu yolla siyasi belirsizlik yaratılıyor.

 

Başbakan ve AKP’ li radikaller, dini siyasi bir araç olarak kullanmaya kalkmasaydı, Cumhuriyet, laiklik ve mevcut rejimle uğraşmasalardı, siyasi belirsizlik olmazdı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir