EKONOMİ YÖNETİMİ IMF RAPORUNU OKUMADI MI?

IMF’nin Dünya Ekonomik Görünüm Raporunda, Türkiye’nin cari açığına dikkat çekildi.. Önlem alınması gereği üzerinde duruldu..

Rapora göre cari açığın artması:

1.    Petrol fiyatlarının artmasına,

2.    Türk Lirasının değerlenmesine

3.    iç talebin yükselmesine bağlanıyor.

Bu  gerekçelere tek tek bakacak olursak, petrol fiyatlarının artması ilk 7 ayda bir milyon dolar ek maliyet getirmiştir..

Geçen sene ilk 7 ayda 13.7  milyon ton petrol ithal etmişiz.. Bunun için 2.7 milyar dolar ödemişiz.. Bu sene ise aynı dönemde14.2 milyon ton petrol ithal etmişiz.. Ve 4.4 milyar dolar ödemişiz.. Arada 1.7 milyar dolar fark  var.. Bu farkın bir milyar doları fiyat artışından .. 0.7 milyar doları ithal miktarındaki artıştan kaynaklandı.

İlk yedi ayda cari açık on milyar dolar oldu.. Petrol faturasındaki

Artışı çıkarırsak , geriye yine de 8-9 milyar dolar kalıyor.

Öte yandan, tüketim artışının nedeni de , ertelenen dayanıklı tüketim malları ve otomobile olan talepten kaynaklandı.. Bunlara olan talepte doyma noktasına geldi. Bu sene  Gıdada zaten bir talep artışı olmadı.

Geriye kalıyor.. Türk lirasının aşırı değer kazanmış olması .. ve madalyonun tersi , kurların düşük seyretmesi..

İthalat bağlantılarının  yapılmış olması nedeniyle , kur artsa da bu sene cari açık on milyar dolarda kalmayıp, artacaktır. Bugünden önlem almazsak, seneye de aynı sorunla karşılaşacağız.

Şu halde tartışmamız gereken cari açık ve bu açığın nasıl önleneceği olmalıdır.. Bunu biz defalarca söylüyoruz ve fakat derdimizi anlatamıyoruz.. Şimdi  IMF’ de aynı endişeyi belirtiyor.. Kur şokundan bahsediyor.. 

Sorumlu Devlet bakanı ise dünkü medyada ‘’Devalüasyon ve kriz çığırtkanlığına kulak asmayın ‘’ diyor.. 2001 şubatında da , bazı akademisyenler dahil , devalüasyon riskinden bahsedenlere ‘’Devalüsayon lobisi ‘’ demişlerdi. 

Ekonomik tartışmalarda , herkes bildiğini  ve inandığını söyler..Ekonomide şeffaflık bu yolla olur..Aksi halde, özellikle akademisyenler , yanlışlar  ve doğrular olarak Eğer bildiğini  söylemezse, topluma karşı suç işlemiş olur..  Buna rağmen, idarecilerin terbiye sınırları içinde kalması ve kendisiyle uyuşmayanlar ve  kendi düşüncesinde olmayanlar için , ‘’Çığırtkan ‘’ lafını kullanmaması gerekir.  Aksi halde Olayları tartışmak yerine , insanları suçlamak  zaafiyet imajı oluşturur. Güveni sarsar.. Zira herkes biliyor ki yalnızca  söyleyecek lafı olmayanlar , başkalarını suçlarlar.. Bu nedenle idarecilerimizin de dikkatli  konuşması gerekir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir