EKONOMİ SPEKÜLASYONA TESLİM

Ocaktan ocağa son bir yılda IMKB endeksi yüzde 54 oranında arttı. TÜFE’ye göre indirgendiğinde borsanın yüzde 43.5 reel getirisi oldu. Yani borsaya yüz lira yatıran, bir yıl sonra parası 154 lira oldu. Enflasyonun etkisinin giderdikten sonra da bu yüz liranın satın alma gücü 143.5 lira oldu.

 

 

Başka bir ifade ile Ocak 2013 te,  borsanın bir yıllık reel getirisi yüzde 43.5 oldu.

Diğer finansal yatırım araçlarının tamamı son bir yılda ,reel anlamda kayıp getirdi. Mevduat faizi -0.4, Dolar -10.4, Euro – 7.76 ,külçe altın ise -9.17 oranında reel anlamda zarar getirdi.

2012 yılında büyüme oranı yüzde 2.5 dolayındadır. Borsada hisse senetleri işlem gören Şirketlerin karı artmadı … Yatırımları artmadı … Hisse senetleri hangi kritere göre bu kadar arttı ? Bunun adına balon derler . Balonlarda şiştiği gibi söner.   

Borsada yapılan işlemlerde yabancıların payı yüzde 70 dolayındadır. Bu demektir ki  borsaya büyük tasarruflar, spekülatif para ve hedge fonlar  hakimdir.

Yabancının payının yüksek olması, borsa için bir sigorta olarak görülüyordu. Biz de yabancıların çıkışı zor olur, diyorduk. Çünkü endeks düşünce insanın aklına, kime satacak? sorusu geliyordu.

Ancak zor oyunu bozar. Küresel ekonomik kriz nedeniyle yabancı fonların paniklemesi ve önceden kazandıklarıyla yetinmeleri gibi hesaplardan  çıkışı  da hızlanabilir. Bu anlamda 2013 yılı kritik bir yıldır.

Mamafih , hızlı çıkan borsa hızlı inmeye başladı. Söz gelimi Ocak ayında 86.300 ‘e kadar çıkan IMKB 100 endeksi , dün 78 bin dolayında idi. 15 günde yüzde 10 dolayında geriledi.

Borsaya spekülasyon hakim olduğu sürece, borsa tasarrufların yatırıma yönelmesi şeklindeki gerçek işlevini yapamaz. Bu tüm dünyada böyledir. Yetmedi , borsada spekülasyona yol açan sıcak paranın gittiği ekonomilere , ciddi yabancı  yatırım sermayesi de gitmiyor.

Oysaki , Türkiye’nin sıfırdan yatırım yapacak , istihdam yaratacak ve ithalatın azalmasını sağlayacak , sıfırdan yeni yatırımlara ihtiyacı var.

Merkez  Bankasının , ödemeler blançosuna göre , 2012 yılında portföy yatırımları için gelen  para  40.8 milyar dolar , buna karşılık doğrudan yabancı sermayesi girişi  8.3 milyar dolardır. Bu 8.3 milyar doların da 2.6 milyar doları yabancıların aldıkları  gayrimenkuller nedeniyle giren paradır.    

Hiçbir ekonomide  ve küresel dünyada  tam rekabet şartları yoktur. Bunun içindir ki , bir çok ülke sıcak parayı kontrol ediyor. Türkiye son on yıldır , sıcak paranın getirdiği suni  refah ortamında yaşıyor.  Ne var ki sıcak para da kısa vadeli bir borçtur.. Üstelik ne zaman çıkacağı belli olmayan bir kısa vadeli borçtur.

 

Bu gün ülke sıcak para tuzağına düşmüştür. Sıcak para girişi , cari açığın üstünde olduğu için kur baskısı devam ediyor. TL değerleniyor… Bu nedenle de cari açığı kesemiyoruz. 

 

2012 yılında 48 milyar dolar cari açığa karşılık sıcak para , dış kredi ve doğrudan yatırım olarak giren döviz 69.7 milyar dolar oldu. Gayrimenkul satışı dışında bu giren paranın tamamı sıcak para ve dış borçtur.  Bu borçla  kabadayılık satıyoruz… Gerçekte ise borç yiyen kesesinden yer.

 

Bundan sonra sıcak paranın kontrol edilmesi zordur. Siyasi iktidar ve ekonomi  sıcak paraya afyon gibi alışmıştır. Eğer kontrol edilirse hızla çıkar ve kırılganlık artar.

,

Bu aşamadan sonra yapılması gereken , kur politikasını bir zaman içinde değiştimek ve bu arada  sıcak paradan küçük oranda munzam karşılık ayırarak , onu kayıt altına almaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir