EKONOMİ NEREYE GİDİYOR? (II)

Dün bu köşede , Döviz kurlarındaki düşmeye rağmen , bastırılmış kura rağmen , Döviz tevdiat hesaplarının  artmasının  devalüasyon beklentisi işareti olduğunu ifade etmiştim.. 

2. Finans sektöründe spekülatif şişmede önemli bir risktir..

Sıcak paranın etkisiyle  IMKB endeksinde   spekülatif artış oldu.

Temsil ettiği reel sektörle bağı koptu. Dünyada Rusya ile birlikte en hızlı artan borsa oldu.. Ancak Rusya da cari fazla var. Petrol ve doğalgaz kaynakları var.

Spekülatif artış , borsayı bıçak sırtına taşıdı.. Bir haftada yüzde 8.5 oranında düşmesi ve tekrar aynı şekilde artması , borsanın ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. 

Bankalar da reel sektörden daha hızlı gelişti .. Ve reel sektörle finans sektörü arasında olması gereken denge bozuldu.

Bankaların farklı kredilere çok farklı faiz uygulaması , reel sektörü daha çok sıkıntıya sokuyor.. Reel sektörde sorun yaşanırsa, bankalar da sıkıntıya  girecektir.

Ekonomi yönetimi ve siyasi iktidar , kredi kartlarında yüzde 100 ‘lere varan faizler konusunda hiçbir adım artmadı..  

3. Hükümete olan Güven azaldı :MB  ‘nın reel kesimde anket yoluyla hazırladığı ‘’reel kesim Güven Endeksi güvensizlik sınırına geldi.

                REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ

                                             2005 şubat    2006  şubat

                                       

Güven endeksi                       103.6             100.6

Yatırım harcaması                  100.7              95.6

Toplam istihdam                      108.2            103.7

Reel kesim güven endeksinde 100 sınırı güvensizlik sınırını gösteriyor.. Yukarıdaki tablo da özel kesim şöyle diyor : ‘’Hükümete güvenmiyorum.. yatırımları azaltıyorum.. İstihdamı da azaltıyorum.’’

4. Kısa vadeli dış borçlar çok hızlı yükseldi.. 2002 yılında 14 milyar dolar olan kısa vadeli dış borç 38 milyar dolara yükseldi. Bu borçların 16 milyar dolar kadarı bankalarındır.. Bankalar, döviz pozisyon açıklarının bir kısmını , hazinenin verdiği döviz  yazılı veya dövize endeksli kağıtlarla kapatıyorlar.. Kur artışı halinde, bankaların kısa vadeli borçlarıyla hazineden alacakları arasındaki gecikme risk yaratmaktadır.

Ayrıca , dış faktörlere bağlı olarak kısa vadeli dış borçları çevirme imkanlarının daralma riski de bulunmaktadır.

5. Sıcak para en büyük risktir.. Sıcak para  stoku 68 milyar dolara yükseldi.. Sıcak para  spekülatif kar transfer ediyor.. Ayrıca bir ülkede  çok fazla kalmıyor. Spekülatif karların azalma riski yanında iç ve dış olaylardan çabuk etkilenir. Bir ülkede kaldıkça , strese girer.. Ve hızlı çıkar. Çıkınca da kriz yaratır.

6. Düşük kur  ekonomi için risk oluşturuyor..

Düşük kur nedeniyle ithalatımız ihracattan daha hızlı artıyor. Aramalı ve hammadde ithalatındaki artış(yüzde 20 ) , büyüme oranından daha fazla olduğu için , ithalata dayalı bir büyüme ortaya çıkıyor.. İçeride aramalı ve hammadde üreten firmalar kapanıyor. Kur artışı halinde , iç üretim gecikmeli devreye gireceğinden, ayrıca durgunluk riski olacaktır.

Kaldı ki düşük kur , tekstil de krize yol açtı.. Topun ağzında turizm sektörü var.

7)Cari açık giderek artıyor.. 2005 yılında , dış ticaret açığı 44 milyar dolar oldu. Cari açık ise 23 milyar dolar..Cari açık risk demektir ve sürdürülemez.. Çünkü :

·       Finansmanı doğrudan  yabancı yatırım sermayesi  ile yapılmıyor.. Sıcak para ve dış borçla yapılıyor.

·       Cari açık devam ettiği sürece, Türkiye ‘ye sıfırdan yatırım yapacak , doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelmiyor.

 Bu şartlarda her şey yolunda demek , çözümden kaçmak demektir.. Çözümden kaçan siyasi iktidarların sonunu daha önce gördük.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir