EKONOMİ KISA VADELİ FAİZ KAPANINDA

Merkez Bankası, piyasalardaki beklentiye uyarak, faiz koridorunun üst bandında 50 baz puan indirim yaptı, yeni koridor taban faiz oranı yüzde 7.25 ile tavan faiz oranı yüzde 10.00 arasında kaldı.

Teoride ve mevzuatta Merkez Bankası kısa vadeli faizleri tayin ederek, piyasaları etkiler. Ne var ki bizim Merkez Bankası yalnızca piyasaların beklentileri doğrultusunda adımlar atıyor. Yani Merkez Bankası piyasayı yönlendirmiyor, piyasa ve Siyasiler Merkez bankasını yönlendiriyor.

 

Kısa vadeli faizleri de piyasa belirliyor. Ayrıca Banka kredileri de Merkez Bankası gösterge faizinden farklı eğilim içinde seyrediyor. TCMB tarafından ilan edilen resmi faizler de kredi fiyatlamada etkili olmuyor.

 

 

 ‘’ Faiz Koridoru ve Banka Faizleri ‘’ konusunda, Merkez bankasından üç uzman( M.Binici, H.Kara, P.Özlü ) yaptıkları ampirik araştırmada şu sonuca varmışlar:

 

‘’ Bankalar kredi ve mevduat fiyatlamalarında doğrudan Merkez Bankasının ilan ettiği resmi faizleri değil, uygulamadaki fiili faizleri esas almaktadırlar. ‘’

Aşağıdaki tabloda yılın ilk çeyreğinde, Merkez Bankası bir haftalık repo ihale faizleri ile Bankaların nakdi ticari krediler için uygulamakta olduğu faizler yer almaktadır. (Birkaç ay sapma olabilir)  Merkez Bankası gösterge faizi düştüğü halde kredi faizi tersine artmıştır. Kredi faizlerini etkileyen daha önemli sorun ekonomide güven sorunu, dönmeyen krediler gibi sorulardır.

 

Bu kadar etkili olmadığı halde, tüm ekonomi ve tüm medya faiz konuşuyor.  Sanki ekonomide gündem saptırılarak, reel ekonominin gerçekleri saklanmak isteniyor. Tüm ekonomi maalesef Faiz kapanına yakalandı.  

Finansal piyasalar vadesi bakımından para piyasaları ve sermaye piyasaları olmak üzere ikiye ayrılır. Para piyasaları bir yıldan daha kısa süreli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasalardır. Sermaye piyasaları ise bir yıldan daha uzun süreli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasalardır.

Aslında bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için, uzun vadeli sermaye piyasası, yatırımların ve büyümenin temel altyapısıdır. Zira küçük ve dağınık olan tasarruflar sermaye piyasasında borsa aracılığı ile yatırımlara kanalize edilebilir

Bunun için Borsayı, gerekli iletişim ve kontrol altyapısı kurarak maniplasyondan uzak tutmak ve bir kumar alanı olmaktan çıkarmak gerekir.

Sürekli kısa vadeli faizlere takılmak yerine, Ortalama tasarruf oranını nasıl artırabiliriz, uzun dönemli ve kalıcı olması için üretime dayanan bir büyüme modeli nasıl oluşturabiliriz, üretilmiş mal ve hizmetler ile bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan üretim faktörlerini temsil eden reel piyasaların da önünü nasıl açabiliriz, bu çerçevede kartelleşmeyi ve oligopol piyasa yapıları nasıl önleriz, gibi reel piyasa sorunlarını ön planda tartışmalıyız.

 

Hükümetin ve ekonomi yönetiminin kısa vadeli faizlere takılıp kalmasının bir diğer nedeni ise, İnşaat sektörünün canlanmasını istemesidir. Konut faizleri düşerse, bu yolla TOKİ’nin önü açılacaktır… İnşaat sektörü büyüyecek ve piyasa canlanacaktır… Ne var ki inşaat sektörü bir süre için büyümeye katma değer sağlar, inşaat bitikten sonra bir ölü yatırımdır. Dahası, Türkiye de konut arz fazlası oluştu, konutta doyum noktasına ulaştık, konut stoğu var, konut satışları nereye kadar sürecektir?

Özet olarak, Merkez Bankası 10 yıldır enflasyon hedeflemesi uyguladı, hiçbir yıl tutmadı. Güven kaybına uğradı… Şimdi enflasyon ve riskler arttığı halde, kısa vadeli faizlerin artması gereken bir konjonktürde yalnızca siyasi baskı nedeniyle faizleri düşürüyor. Daha çok güven kaybediyor.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir